HABERLER

 

İSMAİL HAKKI BEY'E VEFA BORCU

Çanakkale’nin geçilmezliğinde önemli rol oynayan Nusret Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey'in Anıt Mezarı törenle açıldı. İstanbul Kasımpaşa Kulaksız Mezarlığı'nda Nusret Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey'in anıt mezarı açılışı ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92. yılı kutlama töreni düzenlendi. Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma Derneği'nin düzenlediği törene, İsmail Hakkı Bey'in torunu Nedim Karamürsel, Çanakkale Milletvekili Mehmet Danış, Çanakkale Savaşları'nı anlatan romanlarıyla tanınan Mehmet Niyazi ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan İsmail Hakkı Bey'in torunu Nedim Karamürsel, gençlere seslenerek, "Televizyonlarda seyrettiğimiz filmlerin çoğu Amerikan filmleri. Kendi filmlerini ajitasyon yaparak bize anlatıyorlar. Hiç birisi bizim kahramanlarımız gibi olamaz. Yemeden, içmeden günlerce vatan ve din uğruna savaşan başka bir millet yok" dedi. Törende söz alan milletvekili Mehmet Danış ise, İsmail Hakkı Bey'in savaşın tarihini değiştirdiğini söyleyerek, "İsmail Bey, Çanakkale'ye 26 mayını bırakarak tarihi değiştiren bir olaya imza attı. Burada bulunduğum için çok mutluyum, çok gurur verici" diye konuştu. Konuşmaların ardından anıt mezarın açılışına geçildi. Kuran-i Kerim okunmasının ardından İsmail Hakkı Bey için yapılan anıt mezarın açılışı gerçekleşti. Çanakkale Milletvekili Mehmet Danış, organizasyonu hazırlayanlara ve İsmail Hakkı Bey'in torunu Karamürsel'e plaket verdi. Açılış törenine katılan vatandaşlara Çanakkale Savaşı'nda savaşan askerlerin içtiği "Köy Çorbası" ikram edildi. 29 Ekim 1914'te 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin kazanılmasında büyük rolü olan Nusret Mayın gemisinin kaptanı "Tophaneli Hakkı Kaptan" olarak bilinen Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey, 2 gün öncesinde kalp krizi geçirdiği halde tarihi görevini yapmak için hayatından fedakarlık yaparak Nusrat ın komutanı olarak göreve devam etmişti. Mayınları döşedikten sonra dönüş yolunda düşman gemilerinin projektörlerine yakalanma düşüncesine kapılan İsmail Bey, bu düşünceye dayanamayıp yeni bir kalp krizi geçirip gemisinde şehit olmuştu.

TURİST REHBERLERİ TEK ÇATI ALTINDA

Turist Rehberleri Federasyonu (TUREF), 6 Mart 2007 Salı günü itibariyle resmi kuruluşunu tamamladı. Federasyon merkezinin İstanbul olduğu açıklandı. Federasyon üyesi kuruluşlar Türkiye Rehberler Birliği (TUREB), İstanbul Rehberler Odası (IRO), Kuşadası Rehberler Derneği (KURED), Ankara Rehberler Derneği (ARED), Kapadokya Rehberler Derneği (KARED), Karadeniz Rehberler Derneği (KARDER), Bodrum Rehberler Derneği (BORED) ve Çanakkale Rehberler Derneği'nin (ÇARED) başkanları, bundan sonraki öncelikli hedeflerinin Rehberler Meslek Yasası'nın bir an evvel çıkartılması olduğunu bildirdi. Antalya'da 3-4 Mart tarihlerinde yapılan turizm zirvesinde ve akabinde de İstanbul'da yapılan başka bir toplantıda Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile görüşen TUREF kurucu başkanı ve IRO Başkanı Şerif Yenen, Bakan Koç'tan yeni kurulan federasyon adına 14 Mart Çarşamba günü Ankara'da randevu aldı. Buna göre 13 Mart Salı günü Ankara'da bir araya gelecek olan TUREF kurucu başkanları, Ankara Rehberler Derneği'nde (ARED) hazırlık toplantısı yapacaklar, 14 Mart Çarşamba günü de Bakan Koç tarafından makamında kabul edilecekler. Öte yandan, Antalya ve İzmir Rehber Odaları'nın federasyonda yer almadıkları gözlendi. KURED Başkanı Ali Karapınar, konuya ilişkin açıklamasında, camiada diğer örgütlere karşı öteden beri hasmane tutum izleyen bu iki örgüt yöneticisinin kendilerine yapılan bütün davetleri geri çevirerek, federasyonda yer almamakla bir anlamda kendi üyelerine zarar verdiklerini ileri sürdü. Karapınar, "Bu iki örgütün başkanlarının, kişisel hesapları yüzünden federasyon dışında kalmayı tercih ederek yaklaşık bin 250 dolayındaki üyelerini camiadan tecrit etmiş olmalarını üzüntüyle karşılıyoruz. Kapımız o örgütlerden gelecek meslektaşlarımıza her zaman açık olacak" dedi.

KORFMAN KÜTÜPHANESİNDE SON AŞAMA

Çanakkale'de, Fevzipaşa Mahallesi'nde bulunan eski TEKEL binasının restore edilerek "Korfman Kütüphanesi" haline getirilmesiyle ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale-Tübingen-Troia Vakfı yöneticileri, bu yerin 24 Şubat günü törenle hizmete gireceğini açıkladı. Konu ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Çanakkale-Tübingen-Troia Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Enver Sadık Yılmaz, Troia ve yakın çevresinin 1996 yılı içerisinde tarihi milli park olarak ilan edildiğini belirterek, "1998 yılında da burasının UNESCO tarafından dünya kültür mirasına alınması bu bölgede yıllarca kazı heyeti başkanlığını yapan Prof. Dr. Manfred Osman Korfman'ın sayesinde oldu. Uzun yıllar Troia Antik Kenti'nde kazı başkanlığı yapan ve 11 Ağustos 2005 tarihinde vefatıyla aramızdan ayrılan Prof. Dr. Manfret Osman Korfman'ın vefatından önce vasiyeti üzerine kendi şahsına ait paha biçilemeyen 6 bine yakın kitabın bulunduğu kütüphanesinin Çanakkale'ye bağışlaması gerçekten bizleri mutlu etti. Bu kitapların il merkezinde korunabileceği bir yer konusundaki çalışmalarda belediyemizin desteği sayesinde Fevzipaşa Mahallesi'nde bulunan eski TEKEL binasının restoresi yapıldı. Burasının restore işlemleri şu an tamamlandı. Bir süre önce Almanya'dan yola çıkarılan 6 bine yakın kitap, 2 hafta sonra Çanakkale'ye gelecek. Kitapların düzen ve yerleştirme işyeri ise Almanya-Tübingen Vakfı Başkanı Dr. Hans Günther Jansen denetiminde gerçekleştirilecek. 24 Şubat 2007 günü saat 14.00'de yapılacak olan bu açılışa Korfman'ın eşi Katja Korfman'ın yanısıra Kültür ve Turizm Bakanımız ve çok sayıda üst düzel yetkili davet edilecek. Çanakkale Tübingen Troia Vakfı olarak rahmetli Osman beye vermiş olduğumuz sözü tumanın gururunu yaşıyoruz. Böylece kendisine karşı duyduğumuz vefa borcumuzun bir kısmını ödemiş olacağız" dedi. Yılmaz, kütüphanede yer alan kitapların dijital ortama aktarılması konusunda da ileride çalışmalar yapılacağını belirterek, "Tabii bu önemli bir yatırım. İleriki yıllarda bunu düşüneceğiz" dedi.

ÇOMÜ YABANCI DİL KURSU AÇACAK
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) başlangıç, orta öncesi, orta, orta üstü ve ileri seviyede genel yabancı dil (İngilizceAlmanca-İtalyanca-Yunanca) kursu açacak.Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan ÇOMÜ YADEM yetkilileri Genel İngilizce ve Almanca kurslarının her birinin 12 hafta devam gedeceğini ve bunun toplam 96 ders saatinden oluşacağını belirterek, "Bu kurslarımızın ücreti ise öğrencilerimiz için 140+90+70 YTL olmak üzere toplam 300 YTL; diğer adaylar için170+100+80 YTL olmak üzere 350 YTL olarak belirlendi" dedi.Yetkililer, başlangıç, orta öncesi, orta, orta üstü ve ileri seviyede genel yabancı dil (İtalyanca-Yunanca) kurslarının ise 12 hafta devam edeceğini belirterek, "Bu kurslarımız ise toplam 48 ders saatinden oluşacak. Bu kurslarımızın ücretleri ise öğrencilerimiz için 65+50+35 YTL olmak üzere toplam150 YTL.; diğer adaylar için 90+60+50 YTL olmak üzere toplam 200 YTL olarak belirlendi. Kurslarımıza kayıt yaptırmak isteyenler 5 Şubat - 2 Mart 2007 tarihleri arasında gerekli evraklarla birlikte (1. Taksit Ziraat Bankası Kordon Şubesi 12157748-5002 nolu hesaba yatırıldığına dair banka dekontu, 2 adet fotoğraf, nüfus cüzdanı fotokopisi, öğrenci kimlik fotokopisi ve imzalanmış iki adet senet) ile YADEM Müdürlüğüne başvurmaları gerekiyor. Bütün kurslarımız için yapılacak seviye tespit sınavı ise 2 Mart 2007 tarihinde saat 18.00'de yapılacak. Kurslar 5 Mart -27 Mayıs 2007 tarihleri arasında devam edecek. Kurslarımız ile ilgili geniş bilgi almak isteyenler 0 (286) 213 53 27 nolu telefondan bilgi edinebilirler" dedi.

ROMA DÖNEMİ İÇİN DÜNYAYI DOLAŞIYORLAR

İtalya'nın başkenti Roma'dan 3 hafta önce yola çıkarak Türkiye'ye gelen 3 inşaat işçisi, Roma şehirlerini gezerek atalarının yaşayış şekilleriyle ilgili inceleme yapıyor. 4 bin 500 kilometre yol katederek Avrupa'nın çeşitli kentlerinde incelemeler yapan İsviçre vatandaşı Martin Magner, Daniel Nehrli ile Thomas Sehanb, Türkiye'de Ankara, Çanakkale, Hatay illerinde Roma dönemine ait yapıları inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Çanakkale’nin ardından Bolu'nun Mudurnu İlçesi'ne gelen 3 inşaat işçisi, Gelinözü, Karşıköy köylerinde bulunan Roma dönemine tarihi ait eserler hakkında Mudurnu esnafından bilgi aldı. Amaçlarının Roma dönemine ait eserleri inceleyerek, gelecek nesillere aktarmak olduğunu ifade eden Martin Magner, "Avrupa'da Roma döneminin izlerini taşıyan şehirlerde incelemelerde bulunduk. Anadolu toprakları Roma dönemi için çok önemli bir yere sahip. Türkiye'ye gelerek Ankara, Hatay, Çanakkale ve son olarak da burada Roma dönemine ait eserleri inceleyerek atalarımızın yaşayış şekillerini araştırıyoruz. İsviçre'de 12 kişilik bir grupla Roma dönemine ait çalışmalar yapıyoruz. Hedefimiz Roma kültürünü gelecek nesillere aktarmak" dedi.

"TRAVEL TURKEY TURİZM 2007 FUARI" BAŞLIYOR

Uluslararası fuar organizatörü Hannover-Messe International İstanbul ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği - TÜRSAB ortaklığında ikincisi gerçekleştirilecek olan “TRAVEL TURKEY Turizm Fuarı ”25 - 28 Ocak 2007 tarihleri arasında İstanbul Yeşilköy’deki Fuar Merkezi’nde dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen turizm profesyonellerini ağırlayacak. Fuar, sadece deniz ve güneşle sınırlı olmayan Türkiye turizm sektörüne dahil olan kültür turizmi, kış turizmi, termal turizm ve macera turizmi gibi konuların da yerli ve yabancı turizmcilere tanıtılmasında önemli bir rol oynayacak. Fuarda katılımcı olarak başta komşu ülkeler olmak üzere diğer turizm destinasyonları da kendilerini Türk turizmcilerine ve turistlere tanıtma olanağı yakalamış olacaklar.

BATI AVUSTRALYA EYALETİ TARIM VE ORMAN BAKANI CHANCE, GELİBOLU YARIMADASI'NI ZİYARET ETTİ

Avustralya'nın Batı Avustralya Eyaleti Tarım ve Orman Bakanı Kim Chance, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki savaş alanlarını ziyaret ederek 57. Alay Şehitliği'ne çelenk bıraktı. Ticaret Borsası'nın daveti üzerine Çanakkale'ye gelen Avustralya'nın Batı Avustralya Eyaleti Tarım ve Orman Bakanı Kim Chance, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki anıtlarla şehitlikleri gezdi. Ziyareti sırasında 57. Alay Şehitliği'ne çelenk de bırakan Kim Chance, burada yaptığı açıklamada, Çanakkale Savaşları'nda pek çok Türk gencinin ülkelerini savunurken şehit düştüğünü belirterek, "Gelibolu, 92 yıl önce stratejik konumu nedeniyle iki taraf açısından da önemliydi. Fakat bu mezarlar, savaşın acı yönünü iki taraf adına da ortaya koyuyor. Bu bölge Türkler kadar olduğu kadar Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için de büyük önem taşıyor. Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin bir başlangıcıdır. Buraya İngiliz olarak gelen Avustralyalılar, buradan bir Avustralyalı olarak ayrılmıştır" dedi.

ÇANAKKALE'DE OTELLER ZARAR EDİYOR

Çanakkale’de yeralan 3-4 ve 5 yıldızlı otellerin yeterli sayıda müşteri olmadığı için zarar ettiği açıklandı. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Turistik Otelciler Derneği (ÇATOD) Başkanı Ali Akol, otellerde işletme maliyetlerinin yüksek olmasına rağmen otel ücretlerinin oldukça düşük olduğunu belirterek, “Çanakkale'deki otellerin yapılma nedenlerinin başında Troia Antik Kenti geliyor. Otellerin kurulduğu zamanlarda daha Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı bu kadar ilgi çekmiyordu. Bugün ilimizde 4 ve 5 yıldızlı tesislerde yaklaşık yüzde 65 doluluk oranını yakalasak dahi maalesef para kazanamıyorsunuz. Turizmin canlanması için Troia Antik Kentini, Avustralya’yı, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkını ve Çanakkale'yi çok iyi değerlendirilmesi lazım. Bunların tamamı bir arara çalıştırılırsa bundan turizmciler ve esnaf para kazanabilir. Aksi halde çok zor” dedi.

ANAFARTALAR OTEL SATILAMADI

Çanakkale'de kordon boyunda yer alan ve mülkiyeti İl Özel İdaresi'ne ait olan Anafartalar Oteli, ikinci kez gerçekleştirilen ihalede de alıcı çıkmayınca satılamadı. Sabah 10.15'de Çanakkale İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'nde kapalı teklif usulüne göre yapılacak olan ihaleye gelen kimse olmadı. Daha önce açılan ilk ihalede de alıcısı çıkmadığı için satılamayan 3 yıldızlı ve 5 katlı Anafartalar Oteli Çanakkale İl Encümen Başkanlığı tarafından 8 milyon 653 bin YTL muhammen bedel üzerinden satışa çıkarılmıştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale İl Özel İdare Genel Sekreteri Ayhan Gider, otele talip çıkmaması sebebiyle konuyla ilgili satış dosyasının İl Genel Meclisi'ne geri verileceğini belirtti.

ÇANAKKALE'DE DOĞALGAZ SEVİNCİ

Çanakkale'de 7 ay önce başlanan doğalgaz boru döşeme çalışmalarının ardından gerçekleştirilen testler sonunda Barbaros Mahallesi'nde sorun çıkmayan ana hatlara bugünden itibaren doğalgaz verilmeye başlandı.Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Müdür Vekili Mehmet Tekin 7 ay önce Tansaş önünden başlatılan çalışmaların büyük kısmının tamamlandığını belirterek, "Barbaros Mahallesi'nin büyük bir kısmında doğalgaz borularının yeraltına döşeme çalışmaları tamamlandı. Planlarımız dahilinde döşenen bu borularda gerekli test çalışmalarını bitirdik. Bugünden itibaren de Dardanel firmasının önündeki (RMS) adı verilen ana merkezden Barbaros mahallesindeki ana haftalar doğalgazı vermeye başladık. Sokaklara da bu etabın ardından bölüm bölüm doğalgazı vermeye başlayacağız. Çanakkale'ye hayırlı olsun" dedi.

ANZAK ESİRLERİ İLE İLGİLİ TARİHİ GERÇEKLER GÜNYÜZÜNDE

Avustralyalı tarih araştırmacısı ve yazarı Jennifer Lawless, "Savaş sonrası Avustralyalı Esirler" konulu çalışmasında ilginç sonuçlara ulaştığını ve savaş sonrası yazılanların propaganda amaçlı olarak abartılı olduğunu söyledi. Araştırmaları sebebiyle Çanakkale'de bulunan ve ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi etkinlikleri kapsamında Süleyman Demirel Konferanas salonunda "Kayıp Anzaklar: Avustralyalı Savaş Esirlerine Genel Bir Bakış" konferansı veren Jennifer Lawless, bu konu ile ilgili geniş bir bilgi edinecek araştırmanının bulunmadığını ifade ederek, "İngiltere'de ve Türkiye'de, Gelibolu'da esir edilen Anzak savaş esirleri hakkında doktora tezim için 5 yıldır çeşitli arşivler, kütüphaneler, şahsi mektuplar, günlükler, fotoğraflar ve anılar kullanarak araştırmalar yapıyorum. Araştırmalarım sadece Gelibolu'da yakalanan savaş esirlerinden ibaret. Yaptığım araştırmalar sonunda da 66 esir buldum. Bu rakama ulaşmak için de son 5 yılda birçok kaynağı karşılaştırmak zorunda kaldım. Bunlar Nisan 1915'de yani savaşın ilk gününde yakalandı. Bunların 46'sı 8 Ağustos'ta Kocaçimentepe'de esir edildi. Bunlarından yüzde 76'sı da daha yakalanmadan önce yaralıydı. Bu yaralananlardan 10'u daha sahra hastanelerine getirilir getirilmez ölmüşlerdir" diye konuştu.Savaş sonrası elde ettiği bilgilerde, bazı esir Anzak askerlerinin ayaklarında botların olmadığını anlatan Jennifer Lawless, "Botlar, Türk askerleri için çok önemli olduğu için Türkler onları almışlardı. Anzak esirleri, Türk yaralılarla birlikte Kızılay gemileri ile gönderilmişler ve Eceabat, Kilye, Akbaş iskelelerinden bu gemiler kalkmıştır. İstanbul'a gönderilen bu esirlerin bazıları aylarca İstanbul'da Çapa Gümüşsuyşu hastanelerinde yatmak zorunda kalmışlardır. Yaraları olmayan esirler de esir kamplarına gönderilmişledir. 3.5 yıldan fazla 20'nin üzerinde esir kampı kurulmuştur. Türkiye'de ilk kurulan ve en büyük kamplardan birisi de Afyonkarahisar'da olandır. Burada askerler eski bir okulda veya lisede barındırılmışlardır. Subaylar ise şehirdeki evlerde konaklamışlardır. Kamplar genelde insanların hayallerindeki esir kampları gibi dikenli tellerle çevrilmemiştir. Diğer kamplar ise Kastamonu, Gediz, Ankara, Pozantı, Çankırı, Yozgat, Bor, Adapazarı ve Yeşilköy'deydi. Anzak esirleri büyük ölçüde hareketlerinde özgürdü. Kütüphaneler ve müzik grupları kurdular. Resim yaptılar. Tartışma grupları kurdular. Tiyatro oyunları ve konserler düzenlediler ve yerel halkla ava çıktılar. Normal askerler; okul, kışla ve kulübelerde barındırıldı. Bunlar yol yapımında Bağdat ve Berlin demiryolu yapımı ile fabrikalarda çalıştırıldı. Afyonkarahisar'da esirlerin dövülerek cezalandırıldığına sadece 2 tane örnek var. Bu kampın kumandanı, bu olay yüzünden görevden alınmıştır" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Anzak esirleri ile ilgili savaş sonrası yazılanların abartılı olduğunu da belirten Jennifer Lawless, "Genelde tarihten çok propaganda amaçlı. Kutarmare'de yakalanan esirlerin deneyimini, Türkiye'de yakalanan savaş esirlerinin hepsinin yaşadığı zannedildi. Kutarmare'de esir edilen askerlerin birçoğu açtı ve daha esir edilmeden önce bile sağlıkları kötüydü. Bunların birçoğu zaten esir olmadan öldü. Araştırmalar sırasında kaynak problemi yaşardık. Sürekli kaynakları karşılaştırma gereği ve Türk kaynaklarına ulaşamama sorunu yaşadık. Kaynak sorununa ilişkin 4 resmi şahidin Laskem ile ilgili beyanlarıdır. Bu şahitler, Laskem'in gözleri önünde öldürüldüğünü söylüyor. Oysa Laskem, kendisi, hafif bir yarası olduğunu beyan etmiş. İlgili yerleri ziyaretle olayların daha iyi anlaşılmasını sağladım. Bir abartılı ifade de Afyonkarahisar'da bulunan Anzak esirlerinin, tren istasyonundan okula yapılan bir yürüyüşün 2 saat sürdüğü ifadesinin gerçek olmadığını açıkça gördüm. Bizzat orta yaşlı olan bir tarihçi olarak ben bu yeri 20 dakikada yürüyebildim. Bu da gerçeği yansıtmayan bir ifade olarak karşımıza çıktı. Resmi ifadelerde ve esir mektuplarında yazılanlar daha iyi anlaşıldı. Mesela Afyon'daki kampların yakını ve doğası ile hastanelerden Kilye ve Akbaş'daki iskelelere patika yollardan yürümek gibi hususlar açıkça belirtilmiştir" dedi. Daha sonra konuşan ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mete Tunçoku ise, "Bakalım Türk esirleri ile ilgili bir araştırma ne zaman yapılacak?" diyerek Lawless'e sitemde bulundu.

ATATÜRK'ÜN ALTIN SAATİ NEREDE?

Alman Komutan Liman Von Sanders'in, Çanakkale Savaşı sırasında Atatürk'e hediye ettiği altın saatin, Anıtkabir'deki yerinde bulunmadığı kesinleşti. Çanakkaleli tarih araştırmacısı Cemalettin Yıldız, 91 yıl önce Atatürk'e hediye edilen tarihi saatin akıbetini merak ettiğini belirterek, "Conkbayırı'nda Atatürk'ün anıtının alt kısmında, Liman Von Sanders'in 10 Ağustos 1915 gecesi Mustafa Kemal'e hediye ettiği altın saatin şu an Anıtkabir'de bulunduğu ve Mustafa Kemal'in kalbinin üzerinde parçalanan saatin de Almanya'da bulunduğu belirtiliyor. Ben 6 yıl önce Ankara'daki Anıtkabir Müzesi'ni ziyaret ettim. Liman Von Sanders tarafından 1915 yılında Atatürk'e verilen saati görmek istedim. Ancak bu saati göremeyince yetkililerle görüştüm. Kendileri bana burada böyle bir saatin sergilenmediğini ve kayıtlarında da bulunmadığını söyledi. Bu açıklama karşısında şoke oldum. Çünkü 1992 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Gelibolu Yarımadası'nda Conkbayırı'na yaptırılan anıtın altındaki yazıda, bu saatin orada olduğu yazıyordu. Ben de bunun üzerine Genelkurmay Başkanlığı'na resmi bir yazı yazarak, bu saatin Anıtkabir'de olup olmadığını sordum. Önceki gün bana Genelkurmay'dan Anıtkabir Komutanı Topçu Albay Erkan Atalay imzalı gönderilen yazıda, Atatürk'e verilen bu saatin burada olmadığı belirtildi. Şimdi Atatürk'ün saatinin kayıp olduğu kesinleşti" dedi. Cemalettin Yıldız, Conkbayırı'ndaki anıtın altındaki yazının gerçeği yansıtmadığı için değiştirilmesi talebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne başvurduğunu söyledi. Yıldız, "Bu tarihi hatanın buradaki anıttan silinmesi gerekiyor. Bu bölgeyi gezdiren rehberler, anıttaki bu yazıyı okuyarak ziyaretçilere bilgi veriyor. Ancak böyle bir şey söz konu değil. Bu gerçeği yansıtmıyor. En kısa sürede bu yazının değiştirilmesini istiyoruz" diye konuştu.

TARİHİ RUM EVİ RESTORE EDİLİP "ÇOCUK KÜLTÜR EVİ HALİNE GETİRİLECEK

Çanakkale'de, İstiklal İlköğretim Okulu'nun yan kısmında bulunan ve harabeye dönenen tarihi Rum Evi restore edilerek, "Çocuk Kültür Evi" haline getirilecek. Restorasyon projesinin mimarı İsmail Erten, binanın harabeye döndüğünü belirterek, "Çanakkale'de bu tür tarihi binaların kurtarılması için çalışmalar sürüyor. Bayramiçli işadamı Deniz Çınaroğlu ile eşi bu binayı satın alarak kurtarmak istedi. 1800'lü yılların sonunda yapılan ve eski Rum Evi olarak bilinen bu yer, 130 metrekarelik kapalı bir alan üzerini kurulu. 2 katlı bina olduğu için 260 metrekarelik bir kullanım alanına sahip. Ayrıca yüz metrekarelik de açık bahçesi var. Restorasyon konusundaki hazırladığımız dosyayı Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na gönderdik. Buradan gelecek yazıyı bekliyoruz. Burayı çocuklara yönelik bir kültür evi olarak düzenleyeceğiz. Burası çocukların resim, müzik, dans gibi faaliyetler yapacakları mekan olacak. Mayıs ayı sonuna doğru restorasyona başlayıp kısa sürede çalışmalarımızı tamamlamayı planlıyoruz. Çanakkale'de bu tip tarihi binaların kurtarılarak gelecek nesillere aktarılmasından yanayız" dedi.

200 YILLIK BİNAYI ONARARAK RESTORAN HALİNE GETİRDİ
Çanakkale'de, harabe halindeki tarihi binalar bazı girişimciler tarafından restore edilmeye başlandı. Son olarak Mehmetçik Bulvarı üzerinde bulunan 200 yıllık tarihi binayı restore ederek restoran haline getiren Muzaffer Bayraklar, "Mehmetçik Bulvarı'nda bulunan ve 'Bebek evleri' olarak bilinen bu yerdeki 2 binayı satın alarak restore ettirdik. Hiçbir masraftan kaçmadık. Bu tür tarihi özelliği bulunan yerlerin yok olmaması lazım. 235 metrekarelik alan üzerine kurulu 2 katlı binayı, 'Hünnaphan Restaurant' adı altında faaliyete soktuk. Devlet, eski eserlerin restorasyonu konusunda her zaman vatandaşın yanında. Bu restorasyon sırasında bana her türlü kolaylık gösterildi. Harap bir halde bulunan diğer yerlerin de restore edilmesi lazım. En büyük arzum Çanakkale'ye tek odalı saray yavrusu gibi bir butik otel yapabilmek" dedi.

NAMIK EKİN'DEN REKOR DENEMESİ

Emekli Sat komandosu Namık Ekin, Marmara Denizinden dalıp Çanakkale Şehitler Abidesinden çıkacağı 80 kilometrelik dalış rekoruna hazırlanıyor.30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Marmara Denizi'nden dalacak olan Emekli Sat Komandosu Namık Ekin, 24 saat yüzdükten sonra Çanakkale Şehitler Abidesi'nin önünden çıkmayı hedefliyor. 64 Yaşındaki Namık Ekin, namı diğer denizlerin Rambosu son rekor denemesinde adres değiştirdi. O Marmara açıklarından dalıp, Çanakkale Şehitler abidesinden çıkacak ve 30 Ağustos zafer bayramında yeni bir zafer kazanacak. Namık Ekin, Marmara denizinde gerçekleştireceği bu rekor denemesini 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Çanakkale Zaferinin 91. yıldönümü nedeniyle Çanakkale Boğazı'na aldı. Marmara Açıklarından dalıp 24 saatte 80 km yüzecek Namık Ekin'e öğrencisi Cem Karabay eşlik edecek. Namık Ekin 1980 yılından bu yana kırılamayan bu rekoru denemek için aylar öncesinden çalışmalara başladı.

ŞEHİTLERE BÜYÜK VEFASIZLIK

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içerisinde yeralan ve geçtiğimiz yıl Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açılan Soğanlıdere ve Şahindere Şehitliğindeki şehitleri tasvir eden yüze yakın baş figürünün kısa sürede tahrip olması herkesi şaşkına çevirdi. Bölgeyi ziyaret etmeye gelen vatandaşlar, şehitlerin tasvir edildiği baş figürlerinin yüz kısımlarında bulunan pirinç levhaların tamamının yerinde olmadığını gördüklerini belirterek, “Daha önce buraları gezerken bu pirinç levhalar vardı. Ancak zamanla bunlar yerlerinden düşmeye başlamışlar. Çoğu yerlerinden düşünce yetkililerde levhaların tamamını toplamışlar. Ayrıca burada bunan bu figürlerin bir kısmı da kırılmış. Bazıları da yerlerinde yok. Bu şehitliklerin çok daha güzel bir şekilde yapılması gerekirdi. Ancak gördüğümüz bu manzaralar karşısında gerçekten şoke olduk. Daha yeni yapılan şehitlik nasıl olurda bu hale gelebilir? Yetkililerin bu konuda sorumlular hakkında gerekeni yapmalarını istiyoruz. Şehitlerimizin anısına sahip çıkılmalı ve bu yerler yeniden eski haline dönüştürülmeli” dediler.

BAKAN PEPE, SEDDÜLBAHİR'DE SAVAŞ ESERLERİ GALERİSİ'Nİ AÇTI...

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Seddülbahir Köyü'nde yeni yapılan Savaş Eserleri Galerisi'ni açtı. Çanakkale Kara Savaşları'nın 91. yıldönümü törenlerine katılmak üzere Çanakkale'ye gelen Bakan Osman Pepe, Eceabat İlçesi'ne bağlı Seddülbahir Köyü'nde bir şahıs tarafından kurulan özel savaş eserleri galerisini hizmete açtı. Bakan Pepe, galeri sahibi işadamı Ahmet Uslu'yu tebrik ederek, bu tip tarihe ışık tutan yerlerin açılmasının yeni nesillerin yetişmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Bakan Pepe, daha sonra iki katlı galerideki savaş eserlerini inceledi. Pepe ve beraberindekiler, açılış öncesi Fransız ve İngiliz anıtlarında düzenlenen törenlere de iştirak etti. Bakan Pepe, Gelibolu Milli Parkı'nda yürütülen çevre düzenlemeleri çalışmalarında bazı ülkelerle anlaşmazlık olduğu yönündeki iddiaları yalanlayarak, "Bütün ülkelerin değerlerine kendi yerimiz gibi sahip çıkıyoruz. Bütün ülkelerle mutabakat halindeyiz. Çalışmalarımız devam ediyor. Herhangi bir pürüz yoktur" dedi

ÇOMÜ ÖĞRETİM ÜYESİNDEN "ÇANAKKALE SAVAŞLARI" KİTABI

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Burhan Sayılır, "Türk Kurmay Subaylarının Gözüyle Çanakkale Savaşı" isimli eserini okuyucuların istifadesine sundu. Savaş sırasında kurmay subay olarak görev yapmış 4 subayın hatıralarını 1924 yılında harp okullarında öğrencilerle paylaştığı konferanslardan oluşan kitap, karargahtan savaşın nasıl görüldüğünü anlatıyor. Anlatılanların delillerle belgelendiği kitapta Anafartalar, Seddülbahir, Kumkale ve Arıburnu'nda yapılan savaşlar geniş yer alıyor. Dr. Sayılır, kitapla ilgili değerlendirmesinde, "Bu çalışma birinci elden bir kaynaktır. Yaklaşık 3 yıl süren bir çalışmanın ürünü olan kitabımın ardından önümüzdeki 1-2 ay içinde bir Fransız subayının günlüğünü yayınlayacağım. Bu anlamda bir eksiklik giderilecektir diye düşünüyorum. Sonrasında ise bir İngiliz subayının günlüklerini ve ardından doktora konum olan Çanakkale Savaşları'nda askerlerin psikolojisi, içinde bulundukları durumları ortaya koymak istiyorum" dedi.

BAKAN PEPE, SEDDÜLBAHİR'DE SAVAŞ ESERLERİ GALERİSİ'Nİ AÇTI...

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Seddülbahir Köyü'nde yeni yapılan Savaş Eserleri Galerisi'ni açtı. Çanakkale Kara Savaşları'nın 91. yıldönümü törenlerine katılmak üzere Çanakkale'ye gelen Bakan Osman Pepe, Eceabat İlçesi'ne bağlı Seddülbahir Köyü'nde bir şahıs tarafından kurulan özel savaş eserleri galerisini hizmete açtı. Bakan Pepe, galeri sahibi işadamı Ahmet Uslu'yu tebrik ederek, bu tip tarihe ışık tutan yerlerin açılmasının yeni nesillerin yetişmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Bakan Pepe, daha sonra iki katlı galerideki savaş eserlerini inceledi. Pepe ve beraberindekiler, açılış öncesi Fransız ve İngiliz anıtlarında düzenlenen törenlere de iştirak etti. Bakan Pepe, Gelibolu Milli Parkı'nda yürütülen çevre düzenlemeleri çalışmalarında bazı ülkelerle anlaşmazlık olduğu yönündeki iddiaları yalanlayarak, "Bütün ülkelerin değerlerine kendi yerimiz gibi sahip çıkıyoruz. Bütün ülkelerle mutabakat halindeyiz. Çalışmalarımız devam ediyor. Herhangi bir pürüz yoktur" dedi

ANZAK KOYUNDA TARİHİ BULUŞMA

Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 tarihinde binlerce Avustralyalı ile Yeni Zelandalı'nın hayatını kaybettiği çıkarmanın 91. yıldönümünde Anzaklar, Anzak Koyu'nda düzenlenen törenlerle anıldı. Gelibolu Yarımadası'ndaki Anzak Koyu'na akın eden 8 bine yakın Avustralya ve Yeni Zelandalı turist ile bu ülkelerin üst düzey yetkililerinin katıldığı tören, şafak sökmesiyle birlikle başladı. Havanın soğuk olmasına rağmen erken saatlerden itibaren Anzak koyuna akın eden Avustralya ve Yeni Zelandalı turistler, battaniye ve uyku tulumlarına sarılarak sahildeki çimlerin üzerinde uyuyarak törenin başlamasını beklediler. Saat 05.30'da başlayan törende, Yeni Zelanda ve Avustralya'dan gelen askerler, Anzak çıkarması sırasında ölenlerin anısına düzenlenen törende saygı duruşunda bulundu. Türkiye, Yeni Zelanda ve İngiltere milli marşları eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından günün anlam ve önemi ile ilgili konuşmalar yapıldı. Konuşmaları dikkatle dinleyen Anzaklar, daha sonra ülkelerinden özel olarak gelen rahip tarafından savaş sırasında ölenler için okunan duaya eşlik etti. Anzak çıkarmasının önemi ve sonuçları ile ilgili yapılan konuşmaların ardından İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada ve Hindistan üst düzey yetkilileri, Anzak Anıtı'na çelenk koydu. Anzak Koyu'nda düzenlenen törene, Avustralya Genel Valisi Michael Jeffery, Yeni Zelanda Temsilciler Meclisi Başkanı Margaret Wilson, Kanada Askeri Ataşesi Yvan Houle, Fransa Başkonsolosu Jean Christophe Peaucelle, Almanya Büyükelçilik Müsteşarı Jorg Metgre, Avustralya Deniz Kuvvetleri Komutanı Russ Shallden ve Çanakkale Vali yardımcısı Hasan Şenses ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı. Şafak ayininin ardından ise sırasıyla Avustralya Anıtı, 57. Alay Şehitliği ve Yeni Zelanda Anıtı'nda törenler düzenlendi. Kendi anıtlarını gezmek isteyen 8 bine yakın Avustralya ve Yeni Zelandalı turist, uzun süre bölgeden ayrılmak istemedi. Bol bol hatıra fotoğrafı çektiren Anzaklar, yakında bulunan tepelere çıkarak uzun süre denizi seyretti. Bazıları ise sahilden ülkelerine hatıra götürmek için taş topladı. Havanın soğuk olması sebebiyle battaniyelere sarılarak gece boyunca sahilde düzenlenecek törenin başlamasını bekleyen Anzaklar, binlerce kilometre uzaktan gelerek atalarının savaştıkları topraklarda onları anmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ettiler.

BOĞAZDA BATIKLARA DALINSIN

ÇASİAD Başkanı Hakan Vural, Çanakkale Boğazındaki batıkların döviz girdiği sağlanması açısından zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirterek Boğazdaki dalış yasağın kaldırılmasını istedi. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan ÇASİAD Başkanı Hakan Vural, Çanakkale’nin turizm gelirlerinin arttırılmasına yönelik geniş bir potansiyelin bulunduğunu belirterek, “Ancak ne var ki bu potansiyeli yeterince değerlendiremiyoruz. Çanakkale Boğazında bütün dünyanın ilgi göstereceği bir tarihi barınıyor ve Bloğazın derinliklerinde bulunan birçok batık yabancıların da ilgi ve merakını uyandırıyor. Bunu ekonomik anlamda değerlendirmemiz lazım. Ancak boğazda dalış yasağı uygulandığı için turizm açısından bunu gerektiği şekilde değerlendiremiyoruz. Eğer Çanakkale Boğazında kontrollü dalış yaptırma imkanı bulabilirsek bundan hem Çanakkale, hem de ülkemiz önemli bir döviz girdisi elde eder” dedi

BİSİKLETLE DÜNYA TURU

Nepal'den 4 ay önce bisikletleriyle yola çıkan 2 Hollandalı, binlerce kilometre yol kat ettikten sonra Çanakkale'ye ulaştı. 1 Ocak 2006 tarihinde Nepal'den bisikletleriyle yola çıkan Hollandalı Barbara Mansvelt ve Jurgen Ooms, Çanakkale'ye geldi. Mansvelt, bisikletleriyle gerçekleştirdikleri yolculuklarında çok sayıda dost edindiklerini söyleyerek, "1 Ocak 2006'da Nepal'den yola çıktıktan sonra sırasıyla Hindistan ve Pakistan'a ulaştık. Bu bölgeleri bisikletlerimizle gezdikten sonra uçakla Türkiye'ye geldik. İstanbul'dan yola çıktıktan sonra Çanakkale'ye ulaştık. Burada Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki savaş alanlarını gezdikten sonra İzmir'e gideceğiz. Sonra geri dönüp sırasıyla Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya, Almanya üzerinden ağustos ayı sonunda Hollanda'ya ulaşacağız. Planımız bu şekilde. 8 ayda Nepal'den Hollanda'ya ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. 2 maceraperest, daha sonra Çanakkale'de arabalı vapura binerek Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nı ziyaret etti. Ardından da İzmir'e doğru yola çıktı.

KAZDAĞLARINA 5 YILDIZLI OTEL

Kale Grubu Kazdağlarında eko turizmini teşvik etmek için 5 yıldızlı otel yapma kararı aldı. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kale Şirketleri Grubu Yönetim Kurulu Üyesi İlhami Tezcan, Kale Grubu Şirketleri tarafından Kazdağları'nın eteklerine 5 yıldızlı otel kurulacağını belirterek, “Otel Yenice ilçesine bağlı Hıdırlar köyü sınırları içersinde kurulacak. Kurulacak otel sayesinde bölgede eko turizm de gelişecek. Bölge, oksijen deposu olmasının yanı sıra, kendine has zengin bitki örtüsüne de sahip. Buraya her yıl yurt dışından çok sayıda bilim adamı gelerek incelemelerde bulunuyor. Kazdağlarında bu sebeple 5 yıldızlı bir otelin eksikliği hissedildiği için Kale grubu olarak otel yapımı konusunda karar alındı. Otel ile ilgili fizibilite çalışmaları son aşamaya geldi. Gelecek raporlar doğrultusunda 10 ile 30 milyon dolara mal olmasını planladığımız bu oteli Almanlarla ortak yapacağız. Otelin yanına ayrıca birde golf sahası yapacağız” dedi.

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ…
Çanakkale Kara Savaşları'nın 91. yıldönümü, Şehitler Abidesi'nde düzenlenen törenlerle kutlandı. Törene katılan Orman Bakanı Osman Pepe, yurtta sulh cihanda sulh ilkesinin her zaman yol gösterici olduğunu belirterek, "Bu sebepledir ki Türkiye, dünyanın en istikrarsız bölgelerinden birinde bulunmasına rağmen, 83 yıldır çevresinde meydana gelen hiçbir krizin doğrudan sebebi veya tarafı olmamıştır" dedi. Törenler, sabah saat 09.00'da Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, İngiltere, Kanada, Pakistan, Almanya, Fransa, İrlanda ve Hindistan adına Şehitler Abidesi'ne çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı duruşunun ardından 11 ülkenin milli marşları eşliğinde bayrakları göndere çekildi. Törende konuşan Orman Bakanı Osman Pepe, gerek milli, gerek dünya tahinde Çanakkale Savaşları'nın çok mühim yeri olduğunu ifade ederek, "Çanakkale'nin çok önemli bir özelliği de, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinin ilk işaretlerinin belirdiği yer olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüşen bir milletin, var oluş destanının ilk dizeleri bu topraklarda yazılmıştır. Çanakkale'de yaşananlar ayrıca, savaşın kendine mahsus askeri ve siyasi mantığının ötesinde, tüm katılanlar için insani bir ufuk da açmıştır. Savaş elbette tek taraflı olmaz. Şehit olanların karşısında Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere ve dünyanın diğer yerinden gelip bu toprağa düşen askerler de vardı. Biz onları her zaman saygıyla hatırlıyoruz. Bu mücadelede Mehmetçik, karşısındakini düşman bir devletin makine askeri olarak değil, kendisi gibi ümitleri, sevdaları ve hayalleri olan birer insan olarak görmüş ve iki tarafın askerleri arasında doğan saygı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ileride bugün savaştığı devletlerle kurduğu dostluk ve işbirliğinin organik dokusunu oluşturmuştur. Nitekim bugün bizi bir arada tutan gerçek bağ, atalarımızın savaşarak kazandığı saygıdan ziyade, sonrasındaki barış ve işbirliğinin kazandırdığı karşılıklı dostluk ve sevgidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinde yatan yurtta sulh, cihanda sulh ilkesi bize her zaman yol gösterici olmuştur. Bu sebepledir ki Türkiye, dünyanın en istikrarsız bölgelerinden birinde bulunmasına rağmen, 83 yıldır çevresinde meydana gelen hiçbir krizin doğrudan sebebi veya tarafı olmamıştır" dedi. Avustralya Genel Valisi Michael Jeffery de, Türk tarihinde Çanakkale Boğazı'ndan daha önemli bir su yolu olmadığına dikkat çekerek, "Batıda Avrupa, doğuda Asya olmak üzere, bu muhteşem boğaza girenler, burasının Türk