|
İSMAİL HAKKI BEY'E VEFA
BORCU
Çanakkale’nin
geçilmezliğinde önemli rol oynayan Nusret
Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Tophaneli
İsmail Hakkı Bey'in Anıt Mezarı törenle
açıldı. İstanbul Kasımpaşa Kulaksız
Mezarlığı'nda Nusret Mayın Gemisi Komutanı
Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey'in anıt
mezarı açılışı ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin
92. yılı kutlama töreni düzenlendi.
Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma
Derneği'nin düzenlediği törene, İsmail Hakkı
Bey'in torunu Nedim Karamürsel, Çanakkale
Milletvekili Mehmet Danış, Çanakkale
Savaşları'nı anlatan romanlarıyla tanınan
Mehmet Niyazi ve öğrenciler katıldı. Törende
konuşan İsmail Hakkı Bey'in torunu Nedim
Karamürsel, gençlere seslenerek,
"Televizyonlarda seyrettiğimiz filmlerin
çoğu Amerikan filmleri. Kendi filmlerini
ajitasyon yaparak bize anlatıyorlar. Hiç
birisi bizim kahramanlarımız gibi olamaz.
Yemeden, içmeden günlerce vatan ve din
uğruna savaşan başka bir millet yok" dedi.
Törende söz alan milletvekili Mehmet Danış
ise, İsmail Hakkı Bey'in savaşın tarihini
değiştirdiğini söyleyerek, "İsmail Bey,
Çanakkale'ye 26 mayını bırakarak tarihi
değiştiren bir olaya imza attı. Burada
bulunduğum için çok mutluyum, çok gurur
verici" diye konuştu. Konuşmaların ardından
anıt mezarın açılışına geçildi. Kuran-i
Kerim okunmasının ardından İsmail Hakkı Bey
için yapılan anıt mezarın açılışı
gerçekleşti. Çanakkale Milletvekili Mehmet
Danış, organizasyonu hazırlayanlara ve
İsmail Hakkı Bey'in torunu Karamürsel'e
plaket verdi. Açılış törenine katılan
vatandaşlara Çanakkale Savaşı'nda savaşan
askerlerin içtiği "Köy Çorbası" ikram
edildi. 29 Ekim 1914'te 18 Mart Çanakkale
Zaferi'nin kazanılmasında büyük rolü olan
Nusret Mayın gemisinin kaptanı "Tophaneli
Hakkı Kaptan" olarak bilinen Yüzbaşı
Tophaneli İsmail Hakkı Bey, 2 gün öncesinde
kalp krizi geçirdiği halde tarihi görevini
yapmak için hayatından fedakarlık yaparak
Nusrat ın komutanı olarak göreve devam
etmişti. Mayınları döşedikten sonra dönüş
yolunda düşman gemilerinin projektörlerine
yakalanma düşüncesine kapılan İsmail Bey, bu
düşünceye dayanamayıp yeni bir kalp krizi
geçirip gemisinde şehit olmuştu.
|
|
TURİST REHBERLERİ TEK ÇATI
ALTINDA
Turist
Rehberleri Federasyonu (TUREF), 6 Mart 2007
Salı günü itibariyle resmi kuruluşunu
tamamladı. Federasyon merkezinin İstanbul
olduğu açıklandı. Federasyon üyesi
kuruluşlar Türkiye Rehberler Birliği (TUREB),
İstanbul Rehberler Odası (IRO), Kuşadası
Rehberler Derneği (KURED), Ankara Rehberler
Derneği (ARED), Kapadokya Rehberler Derneği
(KARED), Karadeniz Rehberler Derneği (KARDER),
Bodrum Rehberler Derneği (BORED) ve
Çanakkale Rehberler Derneği'nin (ÇARED)
başkanları, bundan sonraki öncelikli
hedeflerinin Rehberler Meslek Yasası'nın bir
an evvel çıkartılması olduğunu bildirdi.
Antalya'da 3-4 Mart tarihlerinde yapılan
turizm zirvesinde ve akabinde de İstanbul'da
yapılan başka bir toplantıda Kültür ve
Turizm Bakanı Atilla Koç ile görüşen TUREF
kurucu başkanı ve IRO Başkanı Şerif Yenen,
Bakan Koç'tan yeni kurulan federasyon adına
14 Mart Çarşamba günü Ankara'da randevu
aldı. Buna göre 13 Mart Salı günü Ankara'da
bir araya gelecek olan TUREF kurucu
başkanları, Ankara Rehberler Derneği'nde (ARED)
hazırlık toplantısı yapacaklar, 14 Mart
Çarşamba günü de Bakan Koç tarafından
makamında kabul edilecekler. Öte yandan,
Antalya ve İzmir Rehber Odaları'nın
federasyonda yer almadıkları gözlendi. KURED
Başkanı Ali Karapınar, konuya ilişkin
açıklamasında, camiada diğer örgütlere karşı
öteden beri hasmane tutum izleyen bu iki
örgüt yöneticisinin kendilerine yapılan
bütün davetleri geri çevirerek, federasyonda
yer almamakla bir anlamda kendi üyelerine
zarar verdiklerini ileri sürdü. Karapınar,
"Bu iki örgütün başkanlarının, kişisel
hesapları yüzünden federasyon dışında
kalmayı tercih ederek yaklaşık bin 250
dolayındaki üyelerini camiadan tecrit etmiş
olmalarını üzüntüyle karşılıyoruz. Kapımız o
örgütlerden gelecek meslektaşlarımıza her
zaman açık olacak" dedi.
|
KORFMAN KÜTÜPHANESİNDE SON
AŞAMA
Çanakkale'de, Fevzipaşa
Mahallesi'nde bulunan eski TEKEL binasının
restore edilerek "Korfman Kütüphanesi"
haline getirilmesiyle ilgili açıklamalarda
bulunan Çanakkale-Tübingen-Troia Vakfı
yöneticileri, bu yerin 24 Şubat günü törenle
hizmete gireceğini açıkladı. Konu ile ilgili
bir basın toplantısı düzenleyen Çanakkale-Tübingen-Troia
Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Enver Sadık
Yılmaz, Troia ve yakın çevresinin 1996 yılı
içerisinde tarihi milli park olarak ilan
edildiğini belirterek, "1998 yılında da
burasının UNESCO tarafından dünya kültür
mirasına alınması bu bölgede yıllarca kazı
heyeti başkanlığını yapan Prof. Dr. Manfred
Osman Korfman'ın sayesinde oldu. Uzun yıllar
Troia Antik Kenti'nde kazı başkanlığı yapan
ve 11 Ağustos 2005 tarihinde vefatıyla
aramızdan ayrılan Prof. Dr. Manfret Osman
Korfman'ın vefatından önce vasiyeti üzerine
kendi şahsına ait paha biçilemeyen 6 bine
yakın kitabın bulunduğu kütüphanesinin
Çanakkale'ye bağışlaması gerçekten bizleri
mutlu etti. Bu kitapların il merkezinde
korunabileceği bir yer konusundaki
çalışmalarda belediyemizin desteği sayesinde
Fevzipaşa Mahallesi'nde bulunan eski TEKEL
binasının restoresi yapıldı. Burasının
restore işlemleri şu an tamamlandı. Bir süre
önce Almanya'dan yola çıkarılan 6 bine yakın
kitap, 2 hafta sonra Çanakkale'ye gelecek.
Kitapların düzen ve yerleştirme işyeri ise
Almanya-Tübingen Vakfı Başkanı Dr. Hans
Günther Jansen denetiminde
gerçekleştirilecek. 24 Şubat 2007 günü saat
14.00'de yapılacak olan bu açılışa
Korfman'ın eşi Katja Korfman'ın yanısıra
Kültür ve Turizm Bakanımız ve çok sayıda üst
düzel yetkili davet edilecek. Çanakkale
Tübingen Troia Vakfı olarak rahmetli Osman
beye vermiş olduğumuz sözü tumanın gururunu
yaşıyoruz. Böylece kendisine karşı
duyduğumuz vefa borcumuzun bir kısmını
ödemiş olacağız" dedi. Yılmaz, kütüphanede
yer alan kitapların dijital ortama
aktarılması konusunda da ileride çalışmalar
yapılacağını belirterek, "Tabii bu önemli
bir yatırım. İleriki yıllarda bunu
düşüneceğiz" dedi.
ÇOMÜ YABANCI DİL KURSU
AÇACAK
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi
(ÇOMÜ) başlangıç, orta
öncesi, orta, orta üstü ve
ileri seviyede genel yabancı
dil (İngilizceAlmanca-İtalyanca-Yunanca)
kursu açacak.Konu ile ilgili
açıklamalarda bulunan ÇOMÜ
YADEM yetkilileri Genel
İngilizce ve Almanca
kurslarının her birinin 12
hafta devam gedeceğini ve
bunun toplam 96 ders
saatinden oluşacağını
belirterek, "Bu
kurslarımızın ücreti ise
öğrencilerimiz için
140+90+70 YTL olmak üzere
toplam 300 YTL; diğer
adaylar için170+100+80 YTL
olmak üzere 350 YTL olarak
belirlendi" dedi.Yetkililer,
başlangıç, orta öncesi,
orta, orta üstü ve ileri
seviyede genel yabancı dil
(İtalyanca-Yunanca)
kurslarının ise 12 hafta
devam edeceğini belirterek,
"Bu kurslarımız ise toplam
48 ders saatinden oluşacak.
Bu kurslarımızın ücretleri
ise öğrencilerimiz için
65+50+35 YTL olmak üzere
toplam150 YTL.; diğer
adaylar için 90+60+50 YTL
olmak üzere toplam 200 YTL
olarak belirlendi.
Kurslarımıza kayıt yaptırmak
isteyenler 5 Şubat - 2 Mart
2007 tarihleri arasında
gerekli evraklarla birlikte
(1. Taksit Ziraat Bankası
Kordon Şubesi 12157748-5002
nolu hesaba yatırıldığına
dair banka dekontu, 2 adet
fotoğraf, nüfus cüzdanı
fotokopisi, öğrenci kimlik
fotokopisi ve imzalanmış iki
adet senet) ile YADEM
Müdürlüğüne başvurmaları
gerekiyor. Bütün kurslarımız
için yapılacak seviye tespit
sınavı ise 2 Mart 2007
tarihinde saat 18.00'de
yapılacak. Kurslar 5 Mart
-27 Mayıs 2007 tarihleri
arasında devam edecek.
Kurslarımız ile ilgili geniş
bilgi almak isteyenler 0
(286) 213 53 27 nolu
telefondan bilgi
edinebilirler" dedi.
ROMA DÖNEMİ İÇİN DÜNYAYI
DOLAŞIYORLAR
İtalya'nın başkenti Roma'dan
3 hafta önce yola çıkarak Türkiye'ye gelen 3
inşaat işçisi, Roma şehirlerini gezerek
atalarının yaşayış şekilleriyle ilgili
inceleme yapıyor. 4 bin 500 kilometre yol
katederek Avrupa'nın çeşitli kentlerinde
incelemeler yapan İsviçre vatandaşı Martin
Magner, Daniel Nehrli ile Thomas Sehanb,
Türkiye'de Ankara, Çanakkale, Hatay
illerinde Roma dönemine ait yapıları
inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
Çanakkale’nin ardından Bolu'nun Mudurnu
İlçesi'ne gelen 3 inşaat işçisi, Gelinözü,
Karşıköy köylerinde bulunan Roma dönemine
tarihi ait eserler hakkında Mudurnu
esnafından bilgi aldı. Amaçlarının Roma
dönemine ait eserleri inceleyerek, gelecek
nesillere aktarmak olduğunu ifade eden
Martin Magner, "Avrupa'da Roma döneminin
izlerini taşıyan şehirlerde incelemelerde
bulunduk. Anadolu toprakları Roma dönemi
için çok önemli bir yere sahip. Türkiye'ye
gelerek Ankara, Hatay, Çanakkale ve son
olarak da burada Roma dönemine ait eserleri
inceleyerek atalarımızın yaşayış şekillerini
araştırıyoruz. İsviçre'de 12 kişilik bir
grupla Roma dönemine ait çalışmalar
yapıyoruz. Hedefimiz Roma kültürünü gelecek
nesillere aktarmak" dedi.
|
|
"TRAVEL TURKEY TURİZM 2007
FUARI" BAŞLIYOR
Uluslararası
fuar organizatörü Hannover-Messe
International İstanbul ve
Türkiye Seyahat Acentaları
Birliği - TÜRSAB
ortaklığında ikincisi
gerçekleştirilecek olan
“TRAVEL TURKEY Turizm Fuarı
”25 - 28 Ocak 2007 tarihleri
arasında İstanbul
Yeşilköy’deki Fuar
Merkezi’nde dünyanın çeşitli
bölgelerinden gelen turizm
profesyonellerini
ağırlayacak. Fuar, sadece
deniz ve güneşle sınırlı
olmayan Türkiye turizm
sektörüne dahil olan kültür
turizmi, kış turizmi, termal
turizm ve macera turizmi
gibi konuların da yerli ve
yabancı turizmcilere
tanıtılmasında önemli bir
rol oynayacak. Fuarda
katılımcı olarak başta komşu
ülkeler olmak üzere diğer
turizm destinasyonları da
kendilerini Türk
turizmcilerine ve turistlere
tanıtma olanağı yakalamış
olacaklar. |
BATI AVUSTRALYA EYALETİ
TARIM VE ORMAN BAKANI CHANCE,
GELİBOLU YARIMADASI'NI
ZİYARET ETTİ |
|
Avustralya'nın
Batı Avustralya Eyaleti
Tarım ve Orman Bakanı Kim
Chance, Gelibolu Yarımadası
Tarihi Milli Parkı'ndaki
savaş alanlarını ziyaret
ederek 57. Alay Şehitliği'ne
çelenk bıraktı. Ticaret
Borsası'nın daveti üzerine
Çanakkale'ye gelen
Avustralya'nın Batı
Avustralya Eyaleti Tarım ve
Orman Bakanı Kim Chance,
Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkı'ndaki anıtlarla
şehitlikleri gezdi. Ziyareti
sırasında 57. Alay
Şehitliği'ne çelenk de
bırakan Kim Chance, burada
yaptığı açıklamada,
Çanakkale Savaşları'nda pek
çok Türk gencinin ülkelerini
savunurken şehit düştüğünü
belirterek, "Gelibolu, 92
yıl önce stratejik konumu
nedeniyle iki taraf
açısından da önemliydi.
Fakat bu mezarlar, savaşın
acı yönünü iki taraf adına
da ortaya koyuyor. Bu bölge
Türkler kadar olduğu kadar
Avustralyalılar ve Yeni
Zelandalılar için de büyük
önem taşıyor. Burası Türkiye
Cumhuriyeti'nin bir
başlangıcıdır. Buraya
İngiliz olarak gelen
Avustralyalılar, buradan bir
Avustralyalı olarak
ayrılmıştır" dedi.
|
ÇANAKKALE'DE OTELLER ZARAR
EDİYOR
Çanakkale’de
yeralan 3-4 ve 5 yıldızlı otellerin yeterli
sayıda müşteri olmadığı için zarar ettiği
açıklandı. Konu ile ilgili açıklamalarda
bulunan Çanakkale Turistik Otelciler Derneği
(ÇATOD) Başkanı Ali Akol, otellerde işletme
maliyetlerinin yüksek olmasına rağmen otel
ücretlerinin oldukça düşük olduğunu
belirterek, “Çanakkale'deki otellerin
yapılma nedenlerinin başında Troia Antik
Kenti geliyor. Otellerin kurulduğu
zamanlarda daha Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkı bu kadar ilgi çekmiyordu. Bugün
ilimizde 4 ve 5 yıldızlı tesislerde yaklaşık
yüzde 65 doluluk oranını yakalasak dahi
maalesef para kazanamıyorsunuz. Turizmin
canlanması için Troia Antik Kentini,
Avustralya’yı, Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkını ve Çanakkale'yi çok iyi
değerlendirilmesi lazım. Bunların tamamı bir
arara çalıştırılırsa bundan turizmciler ve
esnaf para kazanabilir. Aksi halde çok zor”
dedi.
ANAFARTALAR OTEL SATILAMADI
Çanakkale'de kordon boyunda
yer alan ve mülkiyeti İl Özel İdaresi'ne ait
olan Anafartalar Oteli, ikinci kez
gerçekleştirilen ihalede de alıcı çıkmayınca
satılamadı. Sabah 10.15'de Çanakkale İl Özel
İdaresi Genel Sekreterliği'nde kapalı teklif
usulüne göre yapılacak olan ihaleye gelen
kimse olmadı. Daha önce açılan ilk ihalede
de alıcısı çıkmadığı için satılamayan 3
yıldızlı ve 5 katlı Anafartalar Oteli
Çanakkale İl Encümen Başkanlığı tarafından 8
milyon 653 bin YTL muhammen bedel üzerinden
satışa çıkarılmıştı. Konuyla ilgili
açıklamalarda bulunan Çanakkale İl Özel
İdare Genel Sekreteri Ayhan Gider, otele
talip çıkmaması sebebiyle konuyla ilgili
satış dosyasının İl Genel Meclisi'ne geri
verileceğini belirtti.
ÇANAKKALE'DE DOĞALGAZ
SEVİNCİ
Çanakkale'de 7 ay önce
başlanan doğalgaz boru döşeme çalışmalarının
ardından gerçekleştirilen testler sonunda
Barbaros Mahallesi'nde sorun çıkmayan ana
hatlara bugünden itibaren doğalgaz verilmeye
başlandı.Konu ile ilgili açıklamalarda
bulunan Çanakkale Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
Müdür Vekili Mehmet Tekin 7 ay önce Tansaş
önünden başlatılan çalışmaların büyük
kısmının tamamlandığını belirterek,
"Barbaros Mahallesi'nin büyük bir kısmında
doğalgaz borularının yeraltına döşeme
çalışmaları tamamlandı. Planlarımız
dahilinde döşenen bu borularda gerekli test
çalışmalarını bitirdik. Bugünden itibaren de
Dardanel firmasının önündeki (RMS) adı
verilen ana merkezden Barbaros
mahallesindeki ana haftalar doğalgazı
vermeye başladık. Sokaklara da bu etabın
ardından bölüm bölüm doğalgazı vermeye
başlayacağız. Çanakkale'ye hayırlı olsun"
dedi. |
ANZAK
ESİRLERİ İLE İLGİLİ TARİHİ GERÇEKLER
GÜNYÜZÜNDE |
Avustralyalı
tarih araştırmacısı ve yazarı Jennifer
Lawless, "Savaş sonrası Avustralyalı
Esirler" konulu çalışmasında ilginç
sonuçlara ulaştığını ve savaş sonrası
yazılanların propaganda amaçlı olarak
abartılı olduğunu söyledi. Araştırmaları
sebebiyle Çanakkale'de bulunan ve ÇOMÜ
Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma
Merkezi etkinlikleri kapsamında Süleyman
Demirel Konferanas salonunda "Kayıp
Anzaklar: Avustralyalı Savaş Esirlerine
Genel Bir Bakış" konferansı veren Jennifer
Lawless, bu konu ile ilgili geniş bir bilgi
edinecek araştırmanının bulunmadığını ifade
ederek, "İngiltere'de ve Türkiye'de,
Gelibolu'da esir edilen Anzak savaş esirleri
hakkında doktora tezim için 5 yıldır çeşitli
arşivler, kütüphaneler, şahsi mektuplar,
günlükler, fotoğraflar ve anılar kullanarak
araştırmalar yapıyorum. Araştırmalarım
sadece Gelibolu'da yakalanan savaş
esirlerinden ibaret. Yaptığım araştırmalar
sonunda da 66 esir buldum. Bu rakama ulaşmak
için de son 5 yılda birçok kaynağı
karşılaştırmak zorunda kaldım. Bunlar Nisan
1915'de yani savaşın ilk gününde yakalandı.
Bunların 46'sı 8 Ağustos'ta Kocaçimentepe'de
esir edildi. Bunlarından yüzde 76'sı da daha
yakalanmadan önce yaralıydı. Bu
yaralananlardan 10'u daha sahra
hastanelerine getirilir getirilmez
ölmüşlerdir" diye konuştu.Savaş sonrası elde
ettiği bilgilerde, bazı esir Anzak
askerlerinin ayaklarında botların olmadığını
anlatan Jennifer Lawless, "Botlar, Türk
askerleri için çok önemli olduğu için
Türkler onları almışlardı. Anzak esirleri,
Türk yaralılarla birlikte Kızılay gemileri
ile gönderilmişler ve Eceabat, Kilye, Akbaş
iskelelerinden bu gemiler kalkmıştır.
İstanbul'a gönderilen bu esirlerin bazıları
aylarca İstanbul'da Çapa Gümüşsuyşu
hastanelerinde yatmak zorunda kalmışlardır.
Yaraları olmayan esirler de esir kamplarına
gönderilmişledir. 3.5 yıldan fazla 20'nin
üzerinde esir kampı kurulmuştur. Türkiye'de
ilk kurulan ve en büyük kamplardan birisi de
Afyonkarahisar'da olandır. Burada askerler
eski bir okulda veya lisede
barındırılmışlardır.
Subaylar
ise şehirdeki evlerde konaklamışlardır.
Kamplar genelde insanların hayallerindeki
esir kampları gibi dikenli tellerle
çevrilmemiştir. Diğer kamplar ise Kastamonu,
Gediz, Ankara, Pozantı, Çankırı, Yozgat,
Bor, Adapazarı ve Yeşilköy'deydi. Anzak
esirleri büyük ölçüde hareketlerinde
özgürdü. Kütüphaneler ve müzik grupları
kurdular. Resim yaptılar. Tartışma grupları
kurdular. Tiyatro oyunları ve konserler
düzenlediler ve yerel halkla ava çıktılar.
Normal askerler; okul, kışla ve kulübelerde
barındırıldı. Bunlar yol yapımında Bağdat ve
Berlin demiryolu yapımı ile fabrikalarda
çalıştırıldı. Afyonkarahisar'da esirlerin
dövülerek cezalandırıldığına sadece 2 tane
örnek var. Bu kampın kumandanı, bu olay
yüzünden görevden alınmıştır" ifadelerini
kullandı. Konuşmasında Anzak esirleri ile
ilgili savaş sonrası yazılanların abartılı
olduğunu da belirten Jennifer Lawless,
"Genelde tarihten çok propaganda amaçlı.
Kutarmare'de yakalanan esirlerin deneyimini,
Türkiye'de yakalanan savaş esirlerinin
hepsinin yaşadığı zannedildi. Kutarmare'de
esir edilen askerlerin birçoğu açtı ve daha
esir edilmeden önce bile sağlıkları kötüydü.
Bunların birçoğu zaten esir olmadan öldü.
Araştırmalar sırasında kaynak problemi
yaşardık. Sürekli kaynakları karşılaştırma
gereği ve Türk kaynaklarına ulaşamama sorunu
yaşadık. Kaynak sorununa ilişkin 4 resmi
şahidin Laskem ile ilgili beyanlarıdır. Bu
şahitler, Laskem'in gözleri önünde
öldürüldüğünü söylüyor. Oysa Laskem,
kendisi, hafif bir yarası olduğunu beyan
etmiş. İlgili yerleri ziyaretle olayların
daha iyi anlaşılmasını sağladım. Bir
abartılı ifade de Afyonkarahisar'da bulunan
Anzak esirlerinin, tren istasyonundan okula
yapılan bir yürüyüşün 2 saat sürdüğü
ifadesinin gerçek olmadığını açıkça gördüm.
Bizzat orta yaşlı olan bir tarihçi olarak
ben bu yeri 20 dakikada yürüyebildim. Bu da
gerçeği yansıtmayan bir ifade olarak
karşımıza çıktı. Resmi ifadelerde ve esir
mektuplarında yazılanlar daha iyi anlaşıldı.
Mesela Afyon'daki kampların yakını ve doğası
ile hastanelerden Kilye ve Akbaş'daki
iskelelere patika yollardan yürümek gibi
hususlar açıkça belirtilmiştir" dedi. Daha
sonra konuşan ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale
Savaşları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr.
Mete Tunçoku ise, "Bakalım Türk esirleri ile
ilgili bir araştırma ne zaman yapılacak?"
diyerek Lawless'e sitemde bulundu.
ATATÜRK'ÜN ALTIN SAATİ NEREDE?
Alman Komutan
Liman Von Sanders'in, Çanakkale
Savaşı sırasında Atatürk'e
hediye ettiği altın saatin,
Anıtkabir'deki yerinde
bulunmadığı kesinleşti.
Çanakkaleli tarih araştırmacısı
Cemalettin Yıldız, 91 yıl önce
Atatürk'e hediye edilen tarihi
saatin akıbetini merak ettiğini
belirterek, "Conkbayırı'nda
Atatürk'ün anıtının alt
kısmında, Liman Von Sanders'in
10 Ağustos 1915 gecesi Mustafa
Kemal'e hediye ettiği altın
saatin şu an Anıtkabir'de
bulunduğu ve Mustafa Kemal'in
kalbinin üzerinde parçalanan
saatin de Almanya'da bulunduğu
belirtiliyor. Ben 6 yıl önce
Ankara'daki Anıtkabir Müzesi'ni
ziyaret ettim. Liman Von Sanders
tarafından 1915 yılında
Atatürk'e verilen saati görmek
istedim. Ancak bu saati
göremeyince yetkililerle
görüştüm. Kendileri bana burada
böyle bir saatin
sergilenmediğini ve kayıtlarında
da bulunmadığını söyledi. Bu
açıklama karşısında şoke oldum.
Çünkü 1992 yılında Kültür
Bakanlığı tarafından Gelibolu
Yarımadası'nda Conkbayırı'na
yaptırılan anıtın altındaki
yazıda, bu saatin orada olduğu
yazıyordu. Ben de bunun üzerine
Genelkurmay Başkanlığı'na resmi
bir yazı yazarak, bu saatin
Anıtkabir'de olup olmadığını
sordum. Önceki gün bana
Genelkurmay'dan Anıtkabir
Komutanı Topçu Albay Erkan
Atalay imzalı gönderilen yazıda,
Atatürk'e verilen bu saatin
burada olmadığı belirtildi.
Şimdi Atatürk'ün saatinin kayıp
olduğu kesinleşti" dedi.
Cemalettin Yıldız,
Conkbayırı'ndaki anıtın
altındaki yazının gerçeği
yansıtmadığı için değiştirilmesi
talebiyle Kültür ve Turizm
Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel
Müdürlüğü'ne başvurduğunu
söyledi. Yıldız, "Bu tarihi
hatanın buradaki anıttan
silinmesi gerekiyor. Bu bölgeyi
gezdiren rehberler, anıttaki bu
yazıyı okuyarak ziyaretçilere
bilgi veriyor. Ancak böyle bir
şey söz konu değil. Bu gerçeği
yansıtmıyor. En kısa sürede bu
yazının değiştirilmesini
istiyoruz" diye konuştu.
|
|
TARİHİ RUM EVİ RESTORE
EDİLİP "ÇOCUK KÜLTÜR EVİ
HALİNE GETİRİLECEK |
|
Çanakkale'de,
İstiklal İlköğretim
Okulu'nun yan kısmında
bulunan ve harabeye dönenen
tarihi Rum Evi restore
edilerek, "Çocuk Kültür Evi"
haline getirilecek.
Restorasyon projesinin
mimarı İsmail Erten, binanın
harabeye döndüğünü
belirterek, "Çanakkale'de bu
tür tarihi binaların
kurtarılması için çalışmalar
sürüyor. Bayramiçli işadamı
Deniz Çınaroğlu ile eşi bu
binayı satın alarak
kurtarmak istedi. 1800'lü
yılların sonunda yapılan ve
eski Rum Evi olarak bilinen
bu yer, 130 metrekarelik
kapalı bir alan üzerini
kurulu. 2 katlı bina olduğu
için 260 metrekarelik bir
kullanım alanına sahip.
Ayrıca yüz metrekarelik de
açık bahçesi var.
Restorasyon konusundaki
hazırladığımız dosyayı
Çanakkale Kültür ve Tabiat
Varlıkları Koruma Kurulu'na
gönderdik. Buradan gelecek
yazıyı bekliyoruz. Burayı
çocuklara yönelik bir kültür
evi olarak düzenleyeceğiz.
Burası çocukların resim,
müzik, dans gibi faaliyetler
yapacakları mekan olacak.
Mayıs ayı sonuna doğru
restorasyona başlayıp kısa
sürede çalışmalarımızı
tamamlamayı planlıyoruz.
Çanakkale'de bu tip tarihi
binaların kurtarılarak
gelecek nesillere
aktarılmasından yanayız"
dedi. |
200 YILLIK BİNAYI ONARARAK
RESTORAN HALİNE GETİRDİ
Çanakkale'de,
harabe halindeki tarihi
binalar bazı girişimciler
tarafından restore edilmeye
başlandı. Son olarak
Mehmetçik Bulvarı üzerinde
bulunan 200 yıllık tarihi
binayı restore ederek
restoran haline getiren
Muzaffer Bayraklar,
"Mehmetçik Bulvarı'nda
bulunan ve 'Bebek evleri'
olarak bilinen bu yerdeki 2
binayı satın alarak restore
ettirdik. Hiçbir masraftan
kaçmadık. Bu tür tarihi
özelliği bulunan yerlerin
yok olmaması lazım. 235
metrekarelik alan üzerine
kurulu 2 katlı binayı,
'Hünnaphan Restaurant' adı
altında faaliyete soktuk.
Devlet, eski eserlerin
restorasyonu konusunda her
zaman vatandaşın yanında. Bu
restorasyon sırasında bana
her türlü kolaylık
gösterildi. Harap bir halde
bulunan diğer yerlerin de
restore edilmesi lazım. En
büyük arzum Çanakkale'ye tek
odalı saray yavrusu gibi bir
butik otel yapabilmek" dedi.
NAMIK EKİN'DEN REKOR DENEMESİ
Emekli
Sat komandosu Namık Ekin,
Marmara Denizinden dalıp
Çanakkale Şehitler Abidesinden
çıkacağı 80 kilometrelik dalış
rekoruna hazırlanıyor.30 Ağustos Zafer
Bayramı'nda Marmara Denizi'nden
dalacak olan Emekli Sat
Komandosu Namık Ekin, 24 saat
yüzdükten sonra Çanakkale
Şehitler Abidesi'nin önünden
çıkmayı hedefliyor. 64 Yaşındaki
Namık Ekin, namı diğer
denizlerin Rambosu son rekor
denemesinde adres değiştirdi. O
Marmara açıklarından dalıp,
Çanakkale Şehitler abidesinden
çıkacak ve 30 Ağustos zafer
bayramında yeni bir zafer
kazanacak. Namık Ekin, Marmara
denizinde gerçekleştireceği bu
rekor denemesini 30 Ağustos
Zafer Bayramı ve Çanakkale
Zaferinin 91. yıldönümü
nedeniyle Çanakkale Boğazı'na
aldı. Marmara Açıklarından dalıp
24 saatte 80 km yüzecek Namık
Ekin'e öğrencisi Cem Karabay
eşlik edecek. Namık Ekin 1980
yılından bu yana kırılamayan bu
rekoru denemek için aylar
öncesinden çalışmalara başladı. |
|
ŞEHİTLERE BÜYÜK VEFASIZLIK
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli
Parkı içerisinde yeralan ve
geçtiğimiz yıl Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan tarafından
ziyarete açılan Soğanlıdere ve
Şahindere Şehitliğindeki
şehitleri tasvir eden yüze yakın
baş figürünün kısa sürede tahrip
olması herkesi şaşkına çevirdi.
Bölgeyi ziyaret etmeye gelen
vatandaşlar, şehitlerin tasvir
edildiği baş figürlerinin yüz
kısımlarında bulunan pirinç
levhaların tamamının yerinde
olmadığını gördüklerini
belirterek, “Daha önce buraları
gezerken bu pirinç levhalar
vardı. Ancak zamanla bunlar
yerlerinden düşmeye başlamışlar.
Çoğu yerlerinden düşünce
yetkililerde levhaların tamamını
toplamışlar. Ayrıca burada bunan
bu figürlerin bir kısmı da
kırılmış. Bazıları da yerlerinde
yok. Bu şehitliklerin çok daha
güzel bir şekilde yapılması
gerekirdi. Ancak gördüğümüz bu
manzaralar karşısında gerçekten
şoke olduk. Daha yeni yapılan
şehitlik nasıl olurda bu hale
gelebilir? Yetkililerin bu
konuda sorumlular hakkında
gerekeni yapmalarını istiyoruz.
Şehitlerimizin anısına sahip
çıkılmalı ve bu yerler yeniden
eski haline dönüştürülmeli”
dediler. |
|
BAKAN PEPE, SEDDÜLBAHİR'DE
SAVAŞ ESERLERİ GALERİSİ'Nİ
AÇTI...
|
Çevre
ve Orman Bakanı Osman Pepe,
Seddülbahir Köyü'nde yeni
yapılan Savaş Eserleri
Galerisi'ni açtı. Çanakkale
Kara Savaşları'nın 91.
yıldönümü törenlerine
katılmak üzere Çanakkale'ye
gelen Bakan Osman Pepe,
Eceabat İlçesi'ne bağlı
Seddülbahir Köyü'nde bir
şahıs tarafından kurulan
özel savaş eserleri
galerisini hizmete açtı.
Bakan Pepe, galeri sahibi
işadamı Ahmet Uslu'yu tebrik
ederek, bu tip tarihe ışık
tutan yerlerin açılmasının
yeni nesillerin yetişmesi
açısından önemli olduğunu
söyledi. Bakan Pepe, daha
sonra iki katlı galerideki
savaş eserlerini inceledi.
Pepe ve beraberindekiler,
açılış öncesi Fransız ve
İngiliz anıtlarında
düzenlenen törenlere de
iştirak etti. Bakan Pepe,
Gelibolu Milli Parkı'nda
yürütülen çevre
düzenlemeleri çalışmalarında
bazı ülkelerle anlaşmazlık
olduğu yönündeki iddiaları
yalanlayarak, "Bütün
ülkelerin değerlerine kendi
yerimiz gibi sahip
çıkıyoruz. Bütün ülkelerle
mutabakat halindeyiz.
Çalışmalarımız devam ediyor.
Herhangi bir pürüz yoktur"
dedi |
|
ÇOMÜ ÖĞRETİM ÜYESİNDEN
"ÇANAKKALE SAVAŞLARI" KİTABI
|
Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi
(ÇOMÜ) Fen-Edebiyat
Fakültesi Tarih Bölümü
Öğretim Üyesi Dr. Burhan
Sayılır, "Türk Kurmay
Subaylarının Gözüyle
Çanakkale Savaşı" isimli
eserini okuyucuların
istifadesine sundu. Savaş
sırasında kurmay subay
olarak görev yapmış 4
subayın hatıralarını 1924
yılında harp okullarında
öğrencilerle paylaştığı
konferanslardan oluşan
kitap, karargahtan savaşın
nasıl görüldüğünü anlatıyor.
Anlatılanların delillerle
belgelendiği kitapta
Anafartalar, Seddülbahir,
Kumkale ve Arıburnu'nda
yapılan savaşlar geniş yer
alıyor. Dr. Sayılır, kitapla
ilgili değerlendirmesinde,
"Bu çalışma birinci elden
bir kaynaktır. Yaklaşık 3
yıl süren bir çalışmanın
ürünü olan kitabımın
ardından önümüzdeki 1-2 ay
içinde bir Fransız subayının
günlüğünü yayınlayacağım. Bu
anlamda bir eksiklik
giderilecektir diye
düşünüyorum. Sonrasında ise
bir İngiliz subayının
günlüklerini ve ardından
doktora konum olan Çanakkale
Savaşları'nda askerlerin
psikolojisi, içinde
bulundukları durumları
ortaya koymak istiyorum"
dedi. |
|
BAKAN PEPE, SEDDÜLBAHİR'DE
SAVAŞ ESERLERİ GALERİSİ'Nİ
AÇTI...
|
Çevre
ve Orman Bakanı Osman Pepe,
Seddülbahir Köyü'nde yeni
yapılan Savaş Eserleri
Galerisi'ni açtı. Çanakkale
Kara Savaşları'nın 91.
yıldönümü törenlerine
katılmak üzere Çanakkale'ye
gelen Bakan Osman Pepe,
Eceabat İlçesi'ne bağlı
Seddülbahir Köyü'nde bir
şahıs tarafından kurulan
özel savaş eserleri
galerisini hizmete açtı.
Bakan Pepe, galeri sahibi
işadamı Ahmet Uslu'yu tebrik
ederek, bu tip tarihe ışık
tutan yerlerin açılmasının
yeni nesillerin yetişmesi
açısından önemli olduğunu
söyledi. Bakan Pepe, daha
sonra iki katlı galerideki
savaş eserlerini inceledi.
Pepe ve beraberindekiler,
açılış öncesi Fransız ve
İngiliz anıtlarında
düzenlenen törenlere de
iştirak etti. Bakan Pepe,
Gelibolu Milli Parkı'nda
yürütülen çevre
düzenlemeleri çalışmalarında
bazı ülkelerle anlaşmazlık
olduğu yönündeki iddiaları
yalanlayarak, "Bütün
ülkelerin değerlerine kendi
yerimiz gibi sahip
çıkıyoruz. Bütün ülkelerle
mutabakat halindeyiz.
Çalışmalarımız devam ediyor.
Herhangi bir pürüz yoktur"
dedi |
ANZAK KOYUNDA TARİHİ BULUŞMA
Gelibolu
Yarımadası'nda 25 Nisan 1915
tarihinde binlerce Avustralyalı ile
Yeni Zelandalı'nın hayatını
kaybettiği çıkarmanın 91.
yıldönümünde Anzaklar, Anzak
Koyu'nda düzenlenen törenlerle
anıldı. Gelibolu Yarımadası'ndaki
Anzak Koyu'na akın eden 8 bine yakın
Avustralya ve Yeni Zelandalı turist
ile bu ülkelerin üst düzey
yetkililerinin katıldığı tören,
şafak sökmesiyle birlikle başladı.
Havanın soğuk olmasına rağmen erken
saatlerden itibaren Anzak koyuna
akın eden Avustralya ve Yeni
Zelandalı turistler, battaniye ve
uyku tulumlarına sarılarak sahildeki
çimlerin üzerinde uyuyarak törenin
başlamasını beklediler. Saat
05.30'da başlayan törende, Yeni
Zelanda ve Avustralya'dan gelen
askerler, Anzak çıkarması sırasında
ölenlerin anısına düzenlenen törende
saygı duruşunda bulundu. Türkiye,
Yeni Zelanda ve İngiltere milli
marşları eşliğinde bayrakların
göndere çekilmesinin ardından günün
anlam ve önemi ile ilgili konuşmalar
yapıldı. Konuşmaları dikkatle
dinleyen Anzaklar, daha sonra
ülkelerinden özel olarak gelen rahip
tarafından savaş sırasında ölenler
için okunan duaya eşlik etti. Anzak
çıkarmasının önemi ve sonuçları ile
ilgili yapılan konuşmaların ardından
İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya,
Kanada ve Hindistan üst düzey
yetkilileri, Anzak Anıtı'na çelenk
koydu. Anzak Koyu'nda düzenlenen
törene, Avustralya Genel Valisi
Michael Jeffery, Yeni Zelanda
Temsilciler Meclisi Başkanı Margaret
Wilson, Kanada Askeri Ataşesi Yvan
Houle, Fransa Başkonsolosu Jean
Christophe Peaucelle, Almanya
Büyükelçilik Müsteşarı Jorg Metgre,
Avustralya Deniz Kuvvetleri Komutanı
Russ Shallden ve Çanakkale Vali
yardımcısı Hasan Şenses ile çok
sayıda üst düzey yetkili katıldı.
Şafak ayininin ardından ise
sırasıyla Avustralya Anıtı, 57. Alay
Şehitliği ve Yeni Zelanda Anıtı'nda
törenler düzenlendi. Kendi
anıtlarını gezmek isteyen 8 bine
yakın Avustralya ve Yeni Zelandalı
turist, uzun süre bölgeden ayrılmak
istemedi. Bol bol hatıra fotoğrafı
çektiren Anzaklar, yakında bulunan
tepelere çıkarak uzun süre denizi
seyretti. Bazıları ise sahilden
ülkelerine hatıra götürmek için taş
topladı. Havanın soğuk olması
sebebiyle battaniyelere sarılarak
gece boyunca sahilde düzenlenecek
törenin başlamasını bekleyen
Anzaklar, binlerce kilometre uzaktan
gelerek atalarının savaştıkları
topraklarda onları anmanın
mutluluğunu yaşadıklarını ifade
ettiler.
BOĞAZDA BATIKLARA DALINSIN
ÇASİAD Başkanı Hakan
Vural, Çanakkale Boğazındaki
batıkların döviz girdiği sağlanması
açısından zengin bir potansiyele
sahip olduğunu belirterek Boğazdaki
dalış yasağın kaldırılmasını istedi.
Konu ile ilgili açıklamalarda
bulunan ÇASİAD
Başkanı Hakan Vural, Çanakkale’nin
turizm gelirlerinin arttırılmasına
yönelik geniş bir potansiyelin
bulunduğunu belirterek, “Ancak ne
var ki bu potansiyeli yeterince
değerlendiremiyoruz. Çanakkale
Boğazında bütün dünyanın ilgi
göstereceği bir tarihi barınıyor ve
Bloğazın derinliklerinde bulunan
birçok batık yabancıların da ilgi ve
merakını uyandırıyor. Bunu ekonomik
anlamda değerlendirmemiz lazım.
Ancak boğazda dalış yasağı
uygulandığı için turizm açısından
bunu gerektiği şekilde
değerlendiremiyoruz. Eğer Çanakkale
Boğazında kontrollü dalış yaptırma
imkanı bulabilirsek bundan hem
Çanakkale, hem de ülkemiz önemli bir
döviz girdisi elde eder” dedi
BİSİKLETLE DÜNYA TURU
Nepal'den
4 ay önce bisikletleriyle yola çıkan
2 Hollandalı, binlerce kilometre yol
kat ettikten sonra Çanakkale'ye
ulaştı. 1 Ocak 2006 tarihinde
Nepal'den bisikletleriyle yola çıkan
Hollandalı Barbara Mansvelt ve
Jurgen Ooms, Çanakkale'ye geldi.
Mansvelt, bisikletleriyle
gerçekleştirdikleri yolculuklarında
çok sayıda dost edindiklerini
söyleyerek, "1 Ocak 2006'da
Nepal'den yola çıktıktan sonra
sırasıyla Hindistan ve Pakistan'a
ulaştık. Bu bölgeleri
bisikletlerimizle gezdikten sonra
uçakla Türkiye'ye geldik.
İstanbul'dan yola çıktıktan sonra
Çanakkale'ye ulaştık. Burada
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli
Parkı'ndaki savaş alanlarını
gezdikten sonra İzmir'e gideceğiz.
Sonra geri dönüp sırasıyla
Bulgaristan, Romanya, Macaristan,
Avusturya, Almanya üzerinden ağustos
ayı sonunda Hollanda'ya ulaşacağız.
Planımız bu şekilde. 8 ayda
Nepal'den Hollanda'ya ulaşmayı
hedefliyoruz" dedi. 2 maceraperest,
daha sonra Çanakkale'de arabalı
vapura binerek Gelibolu Yarımadası
Tarihi Milli Parkı'nı ziyaret etti.
Ardından da İzmir'e doğru yola
çıktı. |
|
KAZDAĞLARINA 5 YILDIZLI OTEL
Kale
Grubu Kazdağlarında eko turizmini
teşvik etmek için 5 yıldızlı otel
yapma kararı aldı. Konu ile ilgili
açıklamalarda bulunan Çanakkale
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim
Kurulu Başkanı ve Kale Şirketleri
Grubu Yönetim Kurulu Üyesi İlhami
Tezcan, Kale Grubu Şirketleri
tarafından Kazdağları'nın eteklerine
5 yıldızlı otel kurulacağını
belirterek, “Otel Yenice ilçesine
bağlı Hıdırlar köyü sınırları
içersinde kurulacak. Kurulacak otel
sayesinde bölgede eko turizm de
gelişecek. Bölge, oksijen deposu
olmasının yanı sıra, kendine has
zengin bitki örtüsüne de sahip.
Buraya her yıl yurt dışından çok
sayıda bilim adamı gelerek
incelemelerde bulunuyor.
Kazdağlarında bu sebeple 5 yıldızlı
bir otelin eksikliği hissedildiği
için Kale grubu olarak otel yapımı
konusunda karar alındı. Otel ile
ilgili fizibilite çalışmaları son
aşamaya geldi. Gelecek raporlar
doğrultusunda 10 ile 30 milyon
dolara mal olmasını planladığımız bu
oteli Almanlarla ortak yapacağız.
Otelin yanına ayrıca birde golf
sahası yapacağız” dedi. |
ÇANAKKALE
GEÇİLMEZ…
Çanakkale
Kara Savaşları'nın 91. yıldönümü, Şehitler
Abidesi'nde düzenlenen törenlerle kutlandı.
Törene katılan Orman Bakanı Osman Pepe,
yurtta sulh cihanda sulh ilkesinin her zaman
yol gösterici olduğunu belirterek, "Bu
sebepledir ki Türkiye, dünyanın en
istikrarsız bölgelerinden birinde
bulunmasına rağmen, 83 yıldır çevresinde
meydana gelen hiçbir krizin doğrudan sebebi
veya tarafı olmamıştır" dedi. Törenler,
sabah saat 09.00'da Türkiye, Avustralya,
Yeni Zelanda, Güney Afrika, İngiltere,
Kanada, Pakistan, Almanya, Fransa, İrlanda
ve Hindistan adına Şehitler Abidesi'ne
çelenklerin konulmasıyla başladı. Saygı
duruşunun ardından 11 ülkenin milli marşları
eşliğinde bayrakları göndere çekildi.
Törende konuşan Orman Bakanı Osman Pepe,
gerek milli, gerek dünya tahinde Çanakkale
Savaşları'nın çok mühim yeri olduğunu ifade
ederek, "Çanakkale'nin çok önemli bir
özelliği de, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş
sürecinin ilk işaretlerinin belirdiği yer
olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu'ndan
Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüşen bir milletin,
var oluş destanının ilk dizeleri bu
topraklarda yazılmıştır. Çanakkale'de
yaşananlar ayrıca, savaşın kendine mahsus
askeri ve siyasi mantığının ötesinde, tüm
katılanlar için insani bir ufuk da açmıştır.
Savaş elbette tek taraflı olmaz. Şehit
olanların karşısında Avustralya, Yeni
Zelanda, İngiltere ve dünyanın diğer
yerinden gelip bu toprağa düşen askerler de
vardı. Biz onları her zaman saygıyla
hatırlıyoruz.
Bu
mücadelede Mehmetçik, karşısındakini düşman
bir devletin makine askeri olarak değil,
kendisi gibi ümitleri, sevdaları ve
hayalleri olan birer insan olarak görmüş ve
iki tarafın askerleri arasında doğan saygı,
Türkiye Cumhuriyeti'nin ileride bugün
savaştığı devletlerle kurduğu dostluk ve
işbirliğinin organik dokusunu oluşturmuştur.
Nitekim bugün bizi bir arada tutan gerçek
bağ, atalarımızın savaşarak kazandığı
saygıdan ziyade, sonrasındaki barış ve
işbirliğinin kazandırdığı karşılıklı dostluk
ve sevgidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin
temelinde yatan yurtta sulh, cihanda sulh
ilkesi bize her zaman yol gösterici
olmuştur. Bu sebepledir ki Türkiye, dünyanın
en istikrarsız bölgelerinden birinde
bulunmasına rağmen, 83 yıldır çevresinde
meydana gelen hiçbir krizin doğrudan sebebi
veya tarafı olmamıştır" dedi. Avustralya
Genel Valisi Michael Jeffery de, Türk
tarihinde Çanakkale Boğazı'ndan daha önemli
bir su yolu olmadığına dikkat çekerek,
"Batıda Avrupa, doğuda Asya olmak üzere, bu
muhteşem boğaza girenler, burasının Türk |