HABERLER

 

DÜZELTİN ŞU HATAYI ARTIK

Çanakkale savaşları sırasında, 275 kilogramlık top mermisini yerden kaldırarak tek başına bataryaya koyup bir düşman gemisinin batmasını sağlayan Koca Seyit'in, Gelibolu Yarımadası'ndaki heykeli ile Balıkesir'in Havran İlçesi'ne bağlı kendi ismini taşıyan köyündeki heykeli arasındaki farklılık herkesi şaşkına çeviriyor. Çanakkale Turizm Tanıtma Derneği Başkanı Ahmet Kaşıkçı, Çanakkale zaferinin kazanılmasında büyük bir rol oynayan Seyit onbaşının Gelibolu Tarihi Milli Parkı içindeki heykelinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Koca Seyit, 275 kilogramlık top mermisini sırtında taşıyarak bataryaya koymuştur. Bununla ilgili kendisinin gerçek fotoğrafları da mevcuttur. Ancak Koca Seyit'in Kilitbahir çıkışındaki heykelinde, bu mermiyi kucağında taşıdığı görülüyor. Bu tarihi bir hatadır. Bizler bu heykelin düzeltilmesi için 2 yıl önce gerekli yerlere müracatlarda bulunduk. Ancak her seferinde bu heykelin düzeltileceğine dair açıklamalar yapıldı.  Bölgeyi ziyarete gelenler, Koca Seyit'in kucağındaki top mermisini görünce, kitaplarda böyle yazmadığını belirterek şaşırıyorlar. Biz bu heykelin gerçeği yansıtmadığını iddia ediyoruz. Her seferinde aynı açıklamayı yapmaktan bıktık, usandık. En kısa sürede bu heykelin doğru olanının buraya dikilmesini istiyoruz" dedi. Kaşıkçı, Seyit onbaşının gerçek heykelinin, doğduğu köy olan Havran'ın Koca Seyit Köyü'ndeki gibi olması gerektiğini ifade ederek, "Bizler defalarca bu köye ziyarette bulunduk. Köydeki heykel gerçeği yansıtıyor. Orada 275 kilogramlık top mermisinin sırtta taşındığı görülüyor. Ancak Çanakkale'de ise bu merminin kucakta taşınması dikkati çekiyor. Bu tarihi hatanın giderilmesini istiyoruz" diye konuştu

TROY ATI AŞIKLARI EVLENDİ

Baş rolünü Brad Pitt'in oynadığı "Troy" filminde kullanıldıktan sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın teşebbüsüyle Warner Bros film şirketi tarafından Türkiye'ye hibe edilen dev at maketinin geçen yıl Çanakkale'ye monte edilmesinde görev alan Alman, tercümanlık yapan Türk kızıyla evlendi. Troy filminde kullanılan ve Çanakkale'ye getirilen Troy Atı'nın montajında çalışan Erik Ludwig ve ekibe yardımcı olan tercüman Semra Beder, burada bir birlerine aşık oldu. Ludwig ve Beder arasındaki aşk, evlilikle noktalandı. Beder, "Troy Atı'nın montajı sırasında bir birimize aşık olduk. Bunun sonunda evlenmeye karar verdik. Troy Atı bir aşkın doğmasına vesile oldu. Bizim uçun bu atın büyük önemi var. Çok mutluyuz" dedi. Çanakkale'de kıyılan nikahın ardından tebrikleri kabul eden çift Türkiye’de oturacak.

KAZDAĞLARINDA ÇEVRE EĞİTİM KURSU...

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Bayramiç Belediyesi, Bayramiç Orman İşletme Müdürlüğü ve Troia-İda Platformu’nun katkıları ile organize edilen Kaz Dağları Çevre Eğitim kursu başladı.Kursun açılış oturumunda konuşma yapan Bayramiç Belediye Başkanı İsmail Sakin Tuncer Kazdağları’nın öneminin büyük olduğunu ancak henüz yeterince anlaşılamadığını belirterek “Bu yörenin büyük bir tarihi geçmişi var bu bilgilerin bölgeye turist çekebilmek tanıtımını yapmak için anlatılması gerekiyor bu yöredeki endemik türlerin bir çoğunun dünyada benzeri yok bunları korumalı ve geleceğe aktarmalıyız” dediÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Ramazan Aydın da konuşmasında bölgedeki sorunları çözebilmek için bundan sonra çok hızlı hareket etmelerinin gerektiğini belirterek, “Kazdağları’na sahip çıkmalı sürdürülebilir kalkınma için yeşil örtüyü korumalıyız. Gelişen  sanayiden en çok çevre etkileniyor. Son 50-60 yılda çevre sorunları arttı. İlk kez 1970 yılında sorun gündeme gediğinde ciddiye alınmadı. Ancak günümüzde bu konuda önlem alınması gerekiyor. Özellikle 90’lı yılarda çevrenin korunabilmesi için daha  çok toplantılar yapıldı. Sanayinin gelişmesi hızlı oldu. Ancak bunun çevreye yansıması çok ağır oldu. Burada sorun çevrenin nasıl  korunabileceği ve yaşanabilir suyun devredilebilmesidir. Bunun dışında asıl sorun karbondioksit emisyonu, yani orman ürünlerinin tüketiminden kaynaklanan sera etkisinin artışı ve global ısınma sorunudur sıcaklıkların her geçen gün yükseldiği apaçık ortada. İnsanlık bu sıcaklığı belli noktada korumazsa daha zor günler olacaktır” dedi.. Çanakkale Orman İşletme Bölge Müdürü Musa Akşan da yaptığı konuşmada Kazdağlarının barındırdığı bitkilerle hayvanlarla su kaynaklarıyla temiz havasıyla  can verdiği tarım alanlarıyla yüzyıllardır tüm yörenin yaşam kaynağı olduğunu belirterek, “Bölgede orman örtüsü küresel ısınmanın nedeni olan fazla karbondioksiti emerek küresel ısınmanın olumsuz etkilerini azaltmaktadır Burada bulunan 82 nadir bitki türünden 37 tanesi sadece kazdağlarına özgüdür ve burası aynı zamanda kuşların ikincil göç yollarından biridir. Orman varlığımızı tehdit eden ilk faktör yangın, sonra böcek zararlılarıdır. Özelikle ormanlardaki kar ve rüzgar devrik ve kıvrıklarından sonra uzun yaşam alanları bulan kabuk böceklerinde zaman zaman önemli artışlar meydana gelmektedir. Bunun önüne geçebilmek için çalışmalarımız sürmektedir” dediToplantıda daha sonra Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Profesör Doktor Cevat Başaran “Geçmişten günümüze yöremiz Bayramiç ve Kazdağları” ile ilgili konuşma yaptı.Bayramiç Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda yapılan açılış konuşmalarının ardından Kazdağları eteklerinde bilgilendirme yürüyüşü yapıldı.

KÜÇÜKKUYU BELEDİYESİ'NDEN TANITIM ATAĞI

Çanakkale'nin Ayvacık İlçesi'ne bağlı Küçükkuyu Belediyesi, beldenin tanıtımı için kitapçık hazırladı. Yeni çekilen Küçükkuyu resimlerinin yer aldığı kitapçıkta belde hem Türkçe, hem de İngilizce olarak geniş bir şekilde tanıtılıyor. 10 bin adet basılan kitapçıklarda Küçükkuyu'da bulunan turistik tesislerin yanı sıra, beldeye bağlı köyler de tanıtılıyor. Küçükkuyu Belediye Başkanı Yusuf Aksoy, kitabın büyük özen gösterilerek hazırlandığını belirterek, "Tanıtım kitapçıklarımızda beldemizi en iyi şekilde tanıtmayı amaçladık. Şimdi bize düşen görev bu kitapçıkları gerekli yerlere ulaştırıp, Küçükkuyumuzun tanıtımına katkıda bulunup olabildiğince beldemize turist çekmek" dedi. Üç parçadan oluşan kitapçıkların en büyüğü 24 sayfadan oluşuyor.

İNGİLİZ TURİSTLER ŞOKTA

İngiltere'de gerçekleştirilen ve ilk belirlemelere göre 37 kişinin ölümü 700'e yakın kişinin de yaralanmasına yol açan bombalama olayları, Türkiye'yi ziyaret etmeye gelen İngilizleri de şoke etti. Türkiye ziyarete kapsamında Çanakkale'ye gelen profesyonel ressam Richard Price (42) ve öğrencisi Lucy Best (37), kordon boyunda balık tutan vatandaşların yağlıboya resimlerini yaptı. Yaklaşık 2 saat boyunca sahildeki bir bankın üzerinde oturan Price, İngiltere'nin Bournemouth kentinde yaşadığını belirterek, "Türkiye güzel bir ülke. İngiltere'de resim öğretmeni olarak görev yapıyorum. Örencimle birlikte Türkiye'yi geziyorum. Her gittiğim yerde de bu tür yağlıboya resimleri yaparak bunları hatıra olarak yanımda götürüyorum. Bu arada İngiltere'de yaşanan bombalama olayı da bizi oldukça üzdü. Şu an Türkiye'de huzurluyuz" dedi. Resim öğrencisi Lucy Best (37) ise Londra'da yaşanan olayı duyduğunda şoke olduğunu belirterek, "Bu korkunç bir olay. Ailem Londra'ya yakın bir yerde yaşıyor. Olayı duyar duymaz telefonla aileme ulaşmaya çalıştım. Kendileriyle konuştum. Gerçekten üzüntü verici bir olay" dedi. Türkiye'nin tarihi ve turistik yerlerini gezecek olan ikilinin bir süre sonra İngiltere'ye geri dönecekleri öğrenildi.

3 BİN YILLIK AŞK EFSANESİ

Çanakkale'de 8'i İngiliz, 3'ü de Avustralyalı olmak üzere toplam 11 turist, 3 bin yıl önce yaşanan aşk efsanesini canlandırmak için boğazı yüzerek geçti. Yaklaşık 3 bin yıl önce Abydos Kralı Leandros ile Rahibe Hero'nun Çanakkale Boğazı'nda yaşadıkları aşktan etkilenen 8'i İngiliz 3'ü Avustralyalı olmak üzere toplam 11 turist, bu efsaneyi tekrar canlandırmak için Çanakkale'ye geldi. Sabah acente motorlarıyla Nara açıklarına hareket eden 11 maceraperest İngiliz ve Avustralyalı, saat 10.15'te Çanakkale Boğazı'nda denize girerek, efsanede olduğu gibi karşı yakaya doğru yüzmeye başladı. Büyük bir hırsla 3 bin yıl önce Leandros'un sevgilisi Hero'ya ulaşmak için yüzerek gittiği yolu izleyen İngiliz ve Avustralyalı turistleri yaklaşık 2 saat süren zorlu yüzüşün ardından, Boğalı kalesi önlerinde elinde meşaleyle Hero'yu canlandıran Değer Ayaz ismindeki genç kız karşıladı. 2 acente motoruyla bir sandalın eşlik ettiği mitolojik canlandırmada, 3 millik mesafeyi yüzmeyi başaran İngiliz ve Avustralyalı turistler, tarih kitaplarında bu efsaneyi okuduklarını belirterek, "Leandros ile Hero'nun aşkının dillere destan olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizler bu efsaneyi yeniden canlandırmak istedik. Binlerce kilometre yok kat ederek geldiğimiz Çanakkale Boğazı'nda, Nara ile Boğalı Kalesi arasında binlerce yıl önce gerçekleştirilen bu güzergahı izleyerek yüzüşümüzü tamamladık. Bu etkinlik aynı zamanda Londra'da bir hayır kurumuna para kazandırmak için de yapılıyor. Türkiye'de böyle bir etkinliği düzenlemekten dolayı çok mutluyuz" dedi. Turistler daha sonra elinde meşaleyle kendilerini karşılayan Hero ile birlikte toplu fotoğraf çektirdi.

ATA'NIN ALTIN SAATİ NEREDE?

ANITKABİRDE SERGİLENDİĞİ İDDİA EDİLEN ÇANAKKALE ZAFERİ'NİN NİŞANESİ OLAN TARİHİ SAAT, 4 YILDIR ORTADA YOK

 

ÇANAKKALE TURİZM TANITMA DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ CEMALETTİN YILDIZ: "LİMAN VON SANDERS'İN ATATÜRK'E HEDİYE ETTİĞİ TARİHİ SAATİN AKIBETİNİ MERAK EDİYORUZ"

Alman Komutan Liman Von Sanders'in, Çanakkale Savaşı sırasında kazanılan Conkbayırı Zaferi anısına Atatürk'e hediye ettiği altın saatin, Anıtkabir'deki yerinde bulunamadığı iddia edildi.Çanakkale Turizm Tanıtma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cemalettin Yıldız, Atatürk'e hediye edilen tarihi saatin akibetini merak ettiğini belirterek, "4 yıl önce gezi amacıyla Ankara'daki Anıtkabir Müzesi'ni ziyaret ettim. Bu arada, Alman Komutan Liman Von Sanders tarafından 1915 yılında Atatürk'e verilen saati görmek istedim. Ancak bu saati göremeyince yetkililer ile görüştüm. Kendileri bana, burada böyle bir saatin sergilenmediğini ve kayıtlarında da bulunmadığını söyledi. Bu açıklama karşısında şok oldum. Çünkü; 1992 yılıında Kültür Bakanlığı tarafından Gelibolu Yarımadası'nda Conkbayırı'na yaptırılan anıtın altındaki yazıda aynen şu ifadeler yer alıyordu: Liman Von Sanders'in 10 Ağustos 1915 gecesi Mustafa Kemal'e hediye ettiği altın saat, şu anda Anıtkabir Müzesi'nde bulunmaktadır. Mustafa Kemal'in kalbinin üzerinde parçalanan saat ise Almanya'dadır." Anıtın altında yeralan bu yazıya istinaden Anıtkabir'e gelerek sözkonusu saati görmek istediklerini kaydeden Cemalettin Yıldız, " Şu an saat nerede, merak ediyoruz. 4 yıldır devam eden çalışmalarımızın ardından halen saatin nerede olduğunu öğrenemedik. Tarihi özelliği olan ve Çanakkale Savaşı'nda önemli bir yere sahip olan bu saatin bulunması için Çanakkale Turizm Tanıtma Derneği olarak bir kampanya başlattık. Saatin yerini bulan veya bilgisi olanların, derneğimizin 0 286-213 66 99 nolu telefonuna veya Anıtkabir Müze Müdürlüğü'ne bilgi vermelerini istiyoruz" diye konuştu.
TARİHİ SAATİN HİKAYESİ
10 Ağustos 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadası'nda meydana gelen savaşta Atatürk, Conkbayırın'da askerlerinin başında savaşı yönetiyordu. Bu sırada, düşman gemilerinden gelen bir şarampnel parçası, Atatürk'ün sol göğsüne isabet etti. Ancak bunun farkında olmayan Atatürk, yanında bulunan Yarbay Servet Bey'in uyarısıyla yaralandığını anladı. Eliyle göğsünü kontrol ettiğinde, cebindeki saatin parçalandığını ve bunun hayatını kurtardığını anladı. Bu arada, Mustafa Kemal, göğsündeki deliğe aldırış etmeden askerlerinin moralinin bozulmaması için bunu görmezden geldi. O akşam Conkbayırı'nda kazanılan zaferin ardından, kendisini tebrik etmeye gelen 5. Ordu Komutanı Alman Liman Von Sanders'e, parçalanan bu saatini zaferin anısına hediye etti. Alman Komutan da, cebinden çıkardığı Omega marka ve arkasında bir taç ile ailesinin arması olan LS yazılı altın saatini Atatürk'e verdi..

ÇANAKKALE'DE ALAN KILAVUZLARI BELGELERİNİ İSTİYOR

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda alan kılavuzluğu kursu açılmasının önünü açacak olan "Alan Kılavuzluğu Yasası Teklifi"nin TBMM'de kabul edilerek kanunlaşmasının ardından, ilginç gelişmeler yaşanmaya başladı. 9 ay önce Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürlüğü tarafından açılan alan kılavuzluğu eğitim kursunu başarıyla tamamlayıp belge almaya haz kazandıklarını belirten alan kılavuzları temsilcisi Cemalettin Yıldız, "Yeni yasanın çıkmasının ardından Ak Parti Çanakkale Milletvekili İbrahim Köşdere'nin yaptığı açıklamada, daha önce bu kursa katılanların belgelerini alamayacaklarını açıklaması bizleri şoke etti. Bizler Kurs öncesi Milli Park Müdürü Ayhan Can'ın ulusal ve yerel basına verdiği beyanlardaki sözlerine güvendik. Kendisi yaptığı açıklamada kurslar sonunda yapılan sınavda başarılı olanlara sertifikalarının verileceğini söylemişti. Ayrıca bunun dışında Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nadir Alpaslan ile Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Bünyamin Karaca da, 9 ay önce kursun açılması sırasında yaptıkları yazılı protokolde, bu kursu başarıyla tamamlayan alan ve yerel kılavuzlara belge verileceğini açıkça belirtmişlerdi. Bizler bunlara güvenerek bu kursa girdik ve başarılı olduk. Şimdi başarıyla tamamlayıp hakkımız olan belgelerimizin bizlere verilmeyeceği söyleniyor 194 alan kılavuzu olarak yeniden kurslara girip ardından sıvazlarda başarılı olduktan sonra bizlere belge verileceği söyleniyor. Bizler kazanılmış hakkımızı kaybetmek istemiyoruz. Bu konuda yetkililerin gerekli çalışmayı yapıp bizleri mağdur etmemelerini ve belgelerimizi vermelerini istiyoruz. Bu yasanın çıkması bizleri oldukça sevindirdi. Bundan sonra Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nı gezecek olan ziyaretçilere daha iyi tanıtım imkanı sağlanacak. Bu konuda biz alan kılavuzları olarak elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Amacımız, tarihimizi unutturmadan bu bölgeleri gezecek olan kişilere en iyi şekilde anlatmak" dedi.

TOPRAKTAN TARİH FIŞKIRIYOR

Çanakkale'de 90 yıl önce çetin savaşların yaşandığı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda, aradan geçen uzun zamana rağmen topraktan halen savaşı gözler önüne seren eserler çıkmaya devam ediyor. Şiddetli bir yağışın ardından, 90 yıl geçmesine rağmen toprak yüzeyine savaştan kalan eşyalar çıkıyor. Her yağmurdan sonra gün yüzüne mermi ve şarapnel parçalarının çıktığını belirten Alkıçepe köylüleri, "Tarlalarımızı sürerken de savaştan kalma bu tür top ve mermi parçaları ile şarapnellere rastlamaya devam ediyoruz. Bizlerde bunları evimize getirip bölgeyi ziyaret etmeye gelenlere gösteriyoruz. 90 yıl önce binlerce merminin havada uçuştuğu bölgede toprak altında kalan mermi ve top parçası sayısını tahmin bile edemiyoruz. Tarlalarda bulunan çok sayıda eser bugün köyümüzde 2 kişinin açtığı koleksiyon evi ile müzelerde sergileniyor" dediler.

YATLA DÜNYA TURUNA ÇIKTILAR

 

İstanbul'da yaşamlarını sürdüren Gündüz çiftti, 5 yıl sürecek olan yatla dünya seyahatinin startını Çanakkale'den verdiler. Yıllardır yatla yolculuk yaptıklarını ve birçok yat rallisine katıldıklarını belirten Ali ve Nilgün Gündüz çifti, emekli olmalarının ardından dünya seyahatine çıkmayı uygun bulduklarını belirterek, "Çocukluğumuzdan buyana içimizde kalan bir merakı sonunda gidermek için yatla dünya seyahatine çıkmayı düşündük. Burada birkaç Türk limanına uğradıktan sonra bu sene Yunanistan, İtalya ve İspanya sahillerini gezip Cebelitarık'a ulaşacağız. Oradan da Kanarya adaları üzerinden Karayip adalarına geçip seyahatimize başlamış olacağız. Bu seyahatimiz yaklaşık 5 yıl sürecek. Sadun Boro'nun izinden yeniden böyle bir dünya yolculuğuna çıkmak gerçekten heyecan verici bir olay. Bu yolculuk sırasında eşim Nilgün, bütün seyahatimizi görüntüleyecek ve bu görüntüler belgesel olarak bir televizyon kanalında yayınlanacak" dedi. Çanakkale'den yola çıkan çift "Vagabond" isimli yatları ile yat limanından ayrılırken arkadaşları tarafından alkışlarla uğurlandılar.

ZORLU YOLCULUK GELİBOLU'DA BİTTİ

1 Temmuz Kabotaj ve Denizcilik Bayramı dolayısıyla Beşiktaş Barbaros Meydanı’ndan,Gelibolu Piri Reis Meydanı’na uzanan bir deniz yolculuğu düzenlendi. Atlas Dergisi yazarı ve fotoğrafçısı Hüseyin Ürkmez, amatör kürekçi Dr.Zeliha Ural ile birlikte 7 gün önce İstanbul Beşiktaş’tan sandalla denize açıldıktan sonra kürek çekerek 1 Temmuz’da Gelibolu’ya ulaştı. Kürek çekerek Avcılar, Silivri, Gümüşyaka,Tekirdağ, Mürefte, Şarköy güzergahıyla Gelibolu’ya gelen ikiliyi iskelede Belediye Başkanı Cihat Bingöl ve Gelibolu’lular karşıladı. Başkan Bingöl’den hediyelerini alan ikili daha sonra Piri Reis havuzuna teknelerini bağlayarak gün boyu süren etkinliklere katıldı. Aşını sıcak hava ve güneş sebebiyle yolculuk sırasında güç anlar yaşadıklarını belirten ikili, uzun süren bir yolculuğun ardından Gelibolu’ya ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını söylediler

ÇOCUK VE GENÇLİK KÖYÜ MÜJDESİ

Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri, Gelibolu Yarımadası Tarihi Mili Parkı'nı Türkiye'nin dört bir yanından gezecek olan her yaştaki öğrencilerin konaklayabilmelerine imkan sağlamak için bölgeye çocuk ve gençlik köyü kurulacağını belirtti. Gençlik köyünün Alçıtepe Köyü'nün kuzeyindeki eskiden Askeri Topçu Birliği olarak hizmet verilen 18 hektarlık alan üzerine kurulacağını kaydeden yetkililer, projenin hazırlanmaya başlandığını dile getirdi. Çocuk ve gençlik köyü içerisinde 300 öğrencinin barınabileceği konaklama birimlerinin yanı sıra, spor tesisleriyle yeme içme ve eğitim kısımlarının yer alacağı öğrenildi. Bu arada, Alçıtepe'ye alt tanıtım merkezi kurulacağını açıklayan yetkililer, "Çanakkale muharebelerinin güney cephesi hakkında ziyaretçilerin bilgilendirilip yönlendirilebileceği bu yerde otopark, dinlenme tesisleri bulunacak. Bu tesisleri yapmamızın asıl gayesi, Çanakkale deniz ve kara muharebelerinin milli tarihimizdeki önemini çocuklarımıza doğru bir şekilde aktarmak ve yarımadayı ziyaret eden öğrencilerin konaklama ihtiyacını karşılamak" dedi.