HABERLER

 

MİLLİ PARKTA NELER OLUYOR?

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, gizli bir genelge yayımlayarak Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki tüm projelerin askıya alınmasını istediği ileri sürüldü. Gül'ün yayımladığı öne sürülen 11.08.2005 tarihli 2 sayfalık genelgeyle, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki çalışmalar durdurulsun durdurulmasın tartışmalarına yeni bir boyut getirdi. Genelgenin Başbakanlığa 'gereğinin yapılması' istemi; Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Çevre ve Orman Bakanlığı'na ise 'bilgilendirilmek' amacıyla gönderildiği iddia edildi. Aylık yayımlanan Kırmızı Çizgi Dergisi'nin haberine göre, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, konuyla ilgili Başbakanlığa gönderdiği gizli genelgede, "ilgili ülkelerin" Dışişleri Bakanlığı nezdinde yaptıkları müteaddit girişimler nedeniyle Gelibolu Milli Parkı Anafartalar Sahil Yolu yapım faaliyetleri konusunda ayrıntılı bilgi toplanması için çalışma başlatıldığını bildirerek şöyle dedi: "Bakanlığım teknik konularda uzman olmamakla beraber derlenen ve özenle değerlendirilen bilgi ve kanıtlar, Gelibolu Yarımadası Milli Pakı'nda Türkiye'nin koruması gereken çok değerli doğal ve tarihi mirasın ciddi biçimde zarar görmesine yol açan ve bundan böyle de yakın geçmişteki yaklaşım sürdürüldüğü takdirde açmaya devam edebilecek uygulamalar bulunduğu güçlü izlenimini doğurmuştur. Bu uygulamalar, yine yakın geçmişte görüldüğü üzere ayrıca, Türkiye anma törenlerine en üst düzeyde devlet yöneticileriyle katılmakla kalmayıp, törenlere çok sayıda vatandaşını gönderen ülkeler arasında ciddi uluslararası sorunlara da yol açabilecek nitelikte görülmektedir. Bilindiği üzere Türkiye ve bu ülkeler, Lozan Antlaşması'nda da açık ve ayrıntılı biçimde ifade edildiği şekilde, Gelibolu Milli Parkı'nı korumak ve bu amaçla yakın işbirliği yapmak yükümlülüğünü üstlenmişlerdir. Yine bu çerçevede Lozan Antlaşması ile ilgili ülkelere, sınırlı da olsa bazı haklar ve yetkiler verilmiş. Gelibolu Yarımadası'nın bazı bölümleri, Anzak Koyu da bunlardan biri, Lozan Antlaşması ile koruma amaçlı olarak özel statü altına alınmıştır." Dışişleri Bakanı Gül'ün, yayımladığı iddia edilen genelgede böylece Türk Devleti'nin Lozan Antlaşması'nın hükümlerini çiğnediği anlamı oluşacağını savunarak, "Halen yarımadada Milli Park içinde sürdürülmekte olan her türlü proje uygulama çalışmasının vakit geçirilmeksizin tümüyle askıya alınmasının, henüz ihalesi yapılmamış ve uygulanmasına başlanmamış diğer projelerin de ihalelerinin durdurulması ve uygulanmalarına başlanmamasının, Lozan Antlaşması çerçevesindeki yükümlülüklerimizin önümüzdeki dönemde bu antlaşmaya taraf olan ülkelerle aramızda ciddi sorunlara yol açmasının engellenmesi ve Gelibolu Yarımadası Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı'nın uygulanmasının gecikmesinin önlenmesi amacıyla, durdurulan ve henüz başlanmamış bütün projelerin ilgili bakanlık ve kurumlardan oluşacak bir kurul tarafından ivedilikle gözden geçirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir" ifadelerine yer verdiği öne sürüldü.

 

DÜDÜK SESİYLE 10 KİLOMETRE YÜZDÜ

Dünya genelinde birçok organizasyona katılan Avustralyalı görme engelli ünlü yüzücü James Pittar, Gökçeada ile Anzak koyu arasında tekneden denize atlayıp düdük eşliğinde 10 kilometre yüzüp 3 saat 45 dakikada Anzak koyuna çıkmayı başardı. Avustralya dışında Yeni Zelanda, Arjantin, Fransa, İngiltere, ABD ve Güney Afrika gibi birçok ülkede üzme yarışına katıldığını belirten Jameş Pittar, Çanakkale'de gerçekleştirdiği etkinliğin önemine değinerek, "Yıllardır 90 yıl önce dedelerimin hayatını kaybettiği Anzak koyuna yüzerek denizden aylak basmak istiyordum. Benim asıl amacım Gökçeada'dan denize girip 25 kilometre yüzdükten sonra Anzak koyuna çıkmaktı. Ancak havanın çok şiddetli rüzgarlı olması ve dalga yüksekliğinin zaman zaman 2 metreye kadar ulaşması beni engelledi. Bende Gökçeada ile Anzak koyunun orta noktasında denize atlayıp sahile yüzmeye karar verdim. Görme engelli olduğum için yardımcıların Mattew Logan ve William Tricker benim yön bulmam için sürekli düdük çaldılar. Kısa ve uzun çalınan düdükler sağa veya sola gitmem konusunda beni uyardı. 10 kilometreyi 3 saat 45 dakikada yüzüp 90 yıl önce dedelerimin savaştığı Anzak koyuna denizden çıkmaya başardım. Çok mutluyum. Gelecek yıl Gökçeada'dan denize girip 25 kilometre yüzdükten sonra Anzak koyundan sahile çıkacağım" dedi. "Dardanelles 2" isimli tekne ile takip edilen ve zaman zaman Zodyak botla da izlenen Avustralyalı görme engelli ünlü yüzücü James Pittar, sürekli düdük sesi ile yönlendirilirken, yardımcıları 30 dakikada bir kendisini durdurarak içmesi için su verdiler. Sahil Güvenlik ekiplerinin de güvenlik açısından takip ettiği etkinlikte, Çanakkale Yüzme İl temsilciliği adına Metin Erön görevlendirilirken, Turgay Yeğin, Şükrü Şahin ve Barış Özalp da yüzücünün güvenliği için gerekli tedbiri aldılar. Şiddetli rüzgar ve 2 metreyi bulan dalgalar sebebiyle güçlükle gerçekleştirilen yüzme etkinliğinin ardından sahile çıkan James Pittar, 90 yıl önce Çanakkale savaşında hayatını kaybeden dedelerinin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunduktan sonra bölgeden ayrıldı.

MİLLİ PARKTA EKO-TURİZM GELİŞTİRİLECEK

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda eko-turizm ile sağlık turizminin geliştirilmesi için çalışma yapılacağı açıklandı. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nın turizm odağı olduğunu belirterek, "Milli park içerisinde konaklama yeri olarak sadece Eceabat, Kabatepe Kamping, Kum Limanı ve köy yerleşme yerleri ile gelişme alanları öngörüldü. Köylerde ise eko turizmin geliştirilmesi için gerekli çalışmanın yapılması kararlaştırıldı. Gelibolu Yarımadası'nda eko-turizm ve sağlık turizmi faaliyetlerinin köylere yönlendirilmesinden yanayız. Bu sebeple köylerde pansiyonculuk, özgün tarım ürünleriyle ilgili üretim ve hizmetlerin yanısıra yerel rehberlik çalışması konularında gerekli desteğin sağlanması için çalışmalar yapacağız. Her köyde yerleşim dokusunun ve yerel yapı kültürünün korunması, tescilli kültür varlıklarının (hamam, camii, çeşme mezarlık vb.) onarılması, mümkün olduğunca 1915 muharebeleri ve etnografik değerlerle ilgili köy müzeleri kurulması desteklenecek" dedi. Gelibolu Yarımadası içinde yeni turizm çeşitlerine yönelineceğini anlatan yetkililer, "Milli park sınırları içinde eko-turizm, muharebe alanları turizmi, batıklar, kontrollü dalış turizmi, sağlık turizmi, konferans turizmi, fotoğraf avcılığı, deniz sporları-rüzgar kayağı, sualtı avcılığı, yat yarışları gibi yeni turizm türlerine yöneleceğiz. Yeni turizm türleri konusunda ise milli parkın yapılaşmaya açık alanları dışında kalıcı yapı ve altyapı önerilmeyecek. Milli park içinde Kabatepe Kamping ve Kum Limanı'nın dışında yeni konaklama alanları açılması düşünülüyor. Eceabat, milli parkın turizm destek merkezi olacak, köyleri ise pansiyonculuk odağı haline gelecek. Milli park sınırları içinde yeni günü birlik turizm alanları açılmayacak. Ancak ziyaretçi dinlenme noktalarına ağırlık verilecek. Çanakkale Boğazı, Havuzlar-Kilitbahir-Eceabat ekseninde biri Havuzlar, diğeri ise Kilitbahir'in kuzey çıkışında olmak üzere 2 vadi eko turizm faaliyet alanı haline getirilecek. Bu bölgede inceleme, gezi, dinlenme ve doğa sporları yapılabilecek" diye konuştu.

 

2 BİN 500 YILLIK LAHİT GÜNYÜZÜNE ÇIKARILDI

Çanakkale'nin Lapseki İlçesi'nde, tarlada traktörle toprağı düzelten bir çiftçinin pulluğuna takılan lahitlerin, 2 bin 500 yıl öncesine ait olduğu açıklandı. Çanakkale Müze Müdürlüğü yetkilileri, önceki gün Mehmet Çelikaslan ismindeki çiftinin Lapseki'de Zincirlikuyu mevkiinde tarlasında bulduğu lahit etrafındaki kurtarma kazısının devam ettiğini belirterek, "Bulunan ilk lahdin çatlak olan kapağını açtık. Daha önce bin 700 yılık olduğunu tahmin ettiğimiz bu lahdin Helenistik döneme ait 2 bin 500 yıllık bir lahit olduğunu belirledik. Lahdin içi tamamen toprakla dolmuş durumda. Toprakla kaplı lahdin üst kısımlarında insan kemikleri çıkmaya başladı. Lahidin zeminine kadar çalışmalarımız büyük bir dikkatle sürecek. Bu lahdin etrafında 2 tane daha lahit bulundu. Ayrıca M.Ö. 2. yüzyıla ait tuğla mezarlar da ortaya çıktı. Çalışmalarımız bütün hızıyla sürüyor" dedi.

 

TURİZME BALIK ÇİFTLİĞİ TEHDİDİ

Ege ve Akdeniz'de bulunan balık çiftliklerinin çevreye zarar verdiği ve turizm bölgelerini tehdit ettiği konusundaki iddialar, bu alanda çalışma yapan işletmeleri harekete geçirdi. Dondurulmuş Gıda Sanayii'nin önemli isimlerinden birisi olan ve Antalya Gazipaşa'da balık çitliği de bulunan Dardanel Önentaş Gıda Sanayii A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, balık çiftlikleri hakkında son günlerde çıkan söylentilere katılmadığını belirterek, "Bu çok ciddi bir konu. Bu konuda bir orta yol bulunması lazım. Ülke ekonomisi için hem turizm hem de Türkiye sularında kültür balıkçılığı yapılması gerekli. Her ikisinin de ekonomiye katkısı var. Özellikle taze balık insanların beslenmesinde çok önemli. Türkiye'de şu an 80 bin tonluk bir kültür balıkçılığı üretimi var. Norveç'e bakıldığında bunun 15 milyon ton olduğunu görüyoruz. Bu İskoçya'da ve pek çok dünya ülkesinde böyle" dedi. Ancak turizmin olduğu sakin koylarda, meskun alanların çok yakınlarına balık çiftliklerinin kurulmasının doğru olmadığını ifade eden Önen, "Burada Tarım Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı bir orta yol bulabilirler. Bu konuda sahil bölgelerindeki bazı bölümleri turizme ayırıp, bazı bölümleri de balık çiftlikleri için tahsis edebilirler. Bilinçli yapıldığı zaman balık çiftliklerinin doğaya hiçbir zararı yok. Özellikle orkinos yetiştiriciliğinin çevreye hiç zararı yok. Çünkü burada tabii yem kullanıyoruz. Balığa yem olarak veriyorsunuz ve onlar da bunu tüketiyorlar. Hiçbir başka atığı söz konusu değil. Ama bilinçsiz işler yapılacak olunursa, çevre konusunda sıkıntı olabilir. Bence balık çiftlikleri konusunda yapılan düzenleme gecikmiş bir düzenleme. İki bakanlık biraraya gelip bu konuyu toparlayabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

MİLLİ PARKA TRAFİK PROJESİ

Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda uzun devreli gelişim projesi çalışmaları sürerken, park içerisinde motorlu araç trafiğinin kontrol altına alınacağı açıklandı. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki çalışmaların bütün hızıyla devam ettiğini belirterek, "Uzun devreli gelişim projesinin tamamlanmasının ardından milli park çok daha güzel bir hale kavuşacak. Trafik ve ulaşım meselesi de bu proje içinde yer alıyor. Transit geçişlere olan talep doğrultusunda Eceabat-Çanakkale ve Kilitbahir-Çanakkale arasındaki feribot kapasiteleri artırılacak. Yaz döneminde ziyaretçi kapasitesine göre Seddülbahir ile Kumkale arasında feribot ve motor bağlantısı da kurarak Gelibolu Yarımadası ile Troia bölgesi arasında bağlantı sağlanacak. Böylece yarımadayı ziyaret edenler aynı zamanda Troia Antik Kenti'ni de gezebilecekler" dedi. Yetkililer, milli park sahillerinde önemli noktalara ulaşım sağlayan gezi motorlarının yeni bir gelir kaynağı olacağını ifade ederek, "Deniz gezi güzergahlarının, sahillerde kalıcı olmayan ahşap iskeleleri ziyaretçi dinlenme noktalarıyla irtibatlandırılacak. Milli park içerisinde ziyaretlerin küçük gruplarla gerçekleşmesi sağlanacak. Milli parka denizden ulaşım ve park kıyılarının denizden ziyaret edilebilmesi büyük önem taşıyor. Milli park kıyılarının küçük motorlarla ziyaret edilebilmesi için belirlenen noktalarda, yüzer ahşap iskelelerle bütünleştirilmiş ziyaretçi dinlenme noktaları düzenlenecek" diye konuştu.

 

DÜNYANIN EN BÜYÜK MEVLEVİHANESİ ZİYARETE AÇILDI

Çanakkale'nin Gelibolu İlçesi'nde 17. yüzyılda Ağazade Mehmet Dede tarafından yaptırılan ve dünyanın en büyük Mevlevihanesi olma özelliğine sahip Gelibolu Mevlevihanesi restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından törenle ziyarete açıldı. Yazıcızade mahallesinde bulunan ve restorasyonu yeni tamamlanan Mevlevihane'nin bahçesinde gerçekleştirilen tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından konuşmalara geçildi. Törende bir konuşma yapan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Çanakkale'nin tarihteki önemine değinerek, "Bu topraklar herhangi bir toprak parçası ve coğrafya değildir. "Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı" haykırışının muhatabı olan topraklardır burası. 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi bizim dönem tarihimizdir. Burada binlerce şehidimiz kefensiz, koyun koyuna yatıyor. Onlar vatan, bayrak, bağımsızlık için şehit odular. Bizlere de düşen onlara layık olmaktır. Bizlere de düşen tıpkı ecdadımız gibi hain oyunları bozmak ve onlara alet olmamaktır. Bu topaklar sadece vatan için gözünü kırpmadan şehit olanlar ile dolu değildir. En zor durumda bile düşmana karşı en güzel insanlık örneklerinin sergilendiği topraklardır. Bu Mevlevihane'nin burada bulunuşu ile bu insanlık dersleri arasında bir bağ yok mu diye düşünüyorum. Yarınlarımızı sağlam temeller üzerine kurmak istiyorsak, bu tür eserlere sahip çıkmamız lazım" dedi. Törende, ayrıca Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, Vali Süleyman Kamçı, Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tanyolaç, Mevlevihane ile ilgili bilgiler vererek, Türkiye ve dünyada önemli bir yere sahip olan ve dünyanın en büyük Mevlevihanesi olma özelliğine de sahip olan Gelibolu Mevlevihanesi'nin bin metrekarelik alan üzerinde 15 sütun üzerine kurulu olduğunu ve bu yerin hizmete girmesi ile bölgede inanç turizminin de gelişeceğini belirttiler. Yapılan konuşmaların ardından Mevlevihane'nin açılışı yapılarak, Konya Mevlevi grubu tarafından bir sema gösterisi düzenlendi.

 

98 ABD'Lİ TURİST ÇANAKKALE'DE
Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD) 98 turist, tarihi ve turistik yerleri gezmek için gemi ile Çanakkale'ye geldi. 4 bin 253 grostonluk "Seadraeam 1" isimli Bahama bayraklı yolcu gemisi ile Kuşadası'ndan Çanakkale'ye gelen 98 ABD'li turist, şehrin tarihi ve turistik yerlerini gezmek için otobüslerle Troia Antik Kenti ile Gelibolu Milli Parkı'na gitti. Yolcular içerisinde yer alan ABD'li Gena Garwot ise gemi ile Çanakkale'ye geldiğinde ayrı bir heyecan yaşadı. Yıllar önce dedelerinin yaşadığı Bozcaada'yı görmek isteyen Gina Garwot'a, ayrı bir araç ve rehber tahsis edildi. Dedelerinin yaşadığı toprakları gören Garwot'un bu ziyareti çok çok istediği öğrenildi. ABD'li turistler Troia Antik Kenti ile Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nı ziyaret ettikten sonra akşam saatlerinde gemi ile İstanbul'a hareket etti.

TROİA'YA REKOR ZİYARET

Çanakkale merkeze 27 kilometre mesafedeki Teyfikiye Köyü sınırları içerisinde yer alan Troia Antik Kenti'ni, 2005 yılının 8 aylık döneminde 336 bin 236 kişinin ziyaret ettiği açıklandı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Kültür ve Turizm İl Müdürü İsmail Kansız, tarihi ve turistik açıdan önemli bir yerleşim birimi olan Çanakkale'nin son birkaç yıldır turist akınına uğradığını belirterek, "İlimizde özellikle Troia Antik Kenti ve Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ve Assos Antik Kenti büyük ilgi görüyor. 2004 yılında toplam 204 bin 309 yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Troia Antik Kenti'ni 2005 yılının 8 aylık döneminde 336 bin 236 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. Bu yıl yerli ve yabancı turist sayısında önemli ölçüde artış var" dedi. Troia'ya gelen yerli yabancı turist sayısının artmasında Troy filminin büyük katkısının olduğunu da belirten İsmail Kansız, "Antik kenti ziyaret eden yabancı turistlerin başında Almanlar, Japonlar ilk sırada yer alıyor. Son yıllarda ilimize Uzak Doğu ülkelerinden gelen turist sayısında da artış var" diye konuştu.

KÜREK ÇEKEREK YUNANİSTAN'A GİDİYOR

Çanakkale'nin Bozcaada İlçesi'nde yaşamını sürdüren 43 yaşındaki maceraperest gezgin Hüseyin Ürkmez, kürekli sandalıyla 2.5 ay sürecek Bozcaada-Kavala-Selanik-Atina, Yunan adaları ve Gökova yolculuğuna başladı. 20 yıllık kürekçiliğini bu sefer de Bozcaada-Kavala-Selanik-Atina ve Yunan adalarına uğrayıp, 2.5 ayda Gökova'da sonlandıracağını belirten Hüseyin Ürkmez, "Amacım Sadun Boro ve bütün denizcileri bir kez daha burada hatırlamak. Ben aynı zamanda Atlas dergisinde yazar ve fotoğrafçı olarak görev yapıyorum. 4 metre 30 santimetrelik motorsuz ve yelkensiz sandalım ile yapacağım bu zorlu yolculukta Kavala, Selanik ve Atina'ya gideceğim. Ardından Yunan adalarına uğrayıp, 2.5 ay sonunda Gökova Körfezi'nde bu macerayı tamamlayacağım. Lamine, çivisiz, postasız maundan yapılan sandalım Standart Marin tarafından özel olarak üretildi. İstanbul'da aylarca sponsor arayışı içinde oldum. Ancak bu konuda bana hiçbir kurum destek vermedi. Sonunda bu desteği Bozcaada'nın en eski şarap fabrikalarının sahiplerinden gördüm. Bazı giderlerim Talay Şarapçılık tarafından karşılanacak" dedi. Zorlu macera öncesi teknenin denize açılacağı rıhtımda sponsor firma tarafından verilen kokteylden sonra Hüseyin Ürkmez sandalı ile kürek çekerek, 2.5 ay sürecek zorlu macerasına başladı.

 

ESKİ TEKEL BİNASI "KORFMANN KÜTÜPHANESİ" OLACAK...

Troia Antik Kenti'nde yaptığı kazılarla adını dünyaya duyuran ünlü Alman arkeolog Manfred Osman Korfman'ın ölmeden önce Çanakkale'ye hibe ettiği kitaplarının sergileneceği kütüphane binasıyla ilgili arayışlar sürüyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Remzi Yiğit, Troia Antik Kenti ile adı anılan ve geçen ay Almanya'da vefat eden Korfman'ın, Çanakkale açısından öneminin büyük olduğunu belirterek, "Korfmann ölmeden önce Almanya'da bulunan dev kütüphanesini Çanakkale'ye hibe etmişti. Bizler de bu kütüphane için Çanakkale'de yer arayışına girdik. Uzun süredir kullanılmayan Etnografya Müzesi'nin yan kısmındaki TEKEL'e ait binayı satın almak için ilgili yere resmi başvuruda bulunduk. Bu konuda olumlu cevap gelmesi halinde burasını restore edip Korfmann Kütüphanesi haline getireceğiz" dedi.

 

TROİA'DAKİ "TAHTA AT" ONARILACAK

Çanakkale merkeze 27 kilometre mesafedeki Tevfikiye Köyü sınırları içinde yer alan Troia Antik Kenti'nideki ''Tahta At''ın onarılacağı açıklandı. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yetkileri Tahta At'ın onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İl Müdürlüğü'ne 106 bin YTL ödenek aktarıldıdığı belirterek, gelen bu para ile At'ın eskiyen tahtalarının değiştirileceğini ve çevre düzenlemesinin yapılacağını söyledi.

 

SEDDÜLBAHİR KALESİ KURTARILIYOR

Çanakkale'de 1659 yılında 4. Mehmet Han döneminde Frenk Ahmet Paşa tarafından mimar Mustafa Ağa'ya yaptırılan ve günümüzde harap bir halde bulunan Seddülbahir Kalesi'nde, 2005 yılı röleve ve kurtarma kazısı çalışmaları sona erdi. Yetkililer, Koç grubunun katkılarıyla gerçekleştirilen çalışmaların bu yılki bölümünün tamamlandığını belirterek, "Çanakkale Boğazı'nın girişinde harabe haliyle dikkat çeken Seddülbahir Kalesi'nin yeniden restore edilerek turizme kazandırılması için çalışma başlatıldı. Bir yandan bu kalenin rölevesi yapılırken, diğer yandan da kurtarma kazısı gerçekleştirildi. Bu yılki kurtarma kazısında kale içinde yer alan eski hastane binasının temelleri açığa çıkarıldı. 1 ay süren çalışmalar gelecek yıl da devam edecek" dedi. Sedülbahir Kalesi'nin restorasyonunu Koç grubu üstlenmişti. 18 Mart'ta Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda gerçekleştirilen Çanakkale Deniz Zaferi törenleri sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'la birlikte kalenin restorasyonu için anlaşma imzalamıştı. Koç grubu yetkilileri, kalenin röleve çalışmalarının ardından restorasyonuna kısa sürede başlanacağını ve 4-5 yıl içerisinde bitirileceğini açıkladı.

 

AYNALI ÇARŞIYA VAKIF RÖTARI

Çanakkale'nin sembolü olan tarihi Aynalı Çarşı'nın son bölümünün restorasyonuna başlanabilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden gelecek yazının beklendiği açıklandı. Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Handan Özyayla, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol gereği Aynalı Çarşı'nın son bölümünün restarosyonuna başlama kararı alındığını belirterek, "Çanakkale Belediyesi olarak 4 yıl önce çarşının İnönü Caddesi'ne bakan kısmına 11 dükkan yaptık. Şimdi de Aynalı Çarşı'nın son bölümünün restorasyonu ile ilgili çalışmalara hız verdik. Çarşının ana giriş bölümündeki esnaflara yeni yapılan bölüme taşınmaları için mühlet verdik. Taşınma işlemi hemen hemen sona erdi.. Son etap çalışmalarının başlaması için gerekenler yapıldı ve izinler alındı. Şimdi sadece yapılan protokol gereği Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Ankara'dan gelecek olan olur yazısını bekliyoruz. Onay geldiğinde restorasyona başlayacağız. Aynalı Çarşı'yı güzel bir hale kavuşturacağız" dedi.

 

TARİHİ ÇEŞMEYİ KURUTTULAR

Çanakkale-İzmir yolu üzerinde bulunan ve yıllarca Osmanlı donanmasının su ihtiyacını karşılayan tarihi Piri Reis Çeşmesi, ilgisizlik yüzünden kurudu. Piri Reis'in yazdığı "Kitab-ı Bahriye"de, deniz kenarında bulunan bu çeşmeden asırlar boyu Osmanlı donanmasının su ikmali yaptığı belirtiliyor. Vatandaşlar, "Çeşmenin yanında asılı kitabede de bu durum açıkça yazıyor. Ayrıca, çeşmenin yan tarafında mozaik kabartmayla Piri Reis'in çizdiği haritada, gemilerin bu çeşmeden suyu nasıl aldığı da gösteriliyor. Çeşme, 1993 yılında yeniden düzenlenmiş ve suyu akıtılmıştı. Ancak kısa süre sonra kendi haline terk edilen çeşme, şimdi harabeye dönmüş durumda. Yıllarca tarihe ışık tutan çeşmenin etrafında şu an belediye düzenleme çalışması yapıyor. Çeşmenin yeniden elden geçirilerek güzel bir hali kavuşturulmasını istiyoruz" dediler.

 

ÇANAKKALE'YE DEV TÜRK BAYRAĞI

Genelkurmay Başkanlığı'ndaki dev Türk bayrağının ardından 2. büyük Türk bayrağı Çanakkale'de 18 Mart tepesine dikilecek.Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan yetkililer işadamı İbrahim Özdoğan tarafından 12x8 ebadında özel dokuma atlas kumaştan yapılan dev Türk Bayrağının açıldığında apartman katı büyüklüğünde yer tuttuğunu belirterek, “İşadamımız Çanakkale semalarında dalgalanmak üzere üç adet dev Türk Bayrağını Valilik ve Boğaz Garnizon Komutanlığına teslim etti. Bu bayraklardan birisini 18 Mart Tepesi üzerinde yer alan ve Çanakkale Deniz Zaferi’ni simgeleyen bölgede bulunan yazı ve Atatürk posterinin yanına özel ışık donanımıyla dikeceğiz. Uzunluğu 30 metre olarak düşünülen çelikten yapılma özel bayrak gönder direği ise İstanbul Ayazma’da ve Ortaköy’de bulunan direklerle aynı özellikte olacak. Bayrağın yırtılmasını engelleyecek özel askılık ve bayrağın rüzgar yönüne doğru dönüşünü sağlayacak özel ağırlık ve vinci de işadamı Özdoğan tarafından yaptırılacak. Bu dev bayrağı 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 91. yıldönümü olan 18 Mart tarihinde dikmeyi düşünüyoruz"” dediler. 

 

ANZAC  HOTEL'İN MUTLU GÜNÜ...

Çanakkale’nin 2 yıldızlı otelleri arasında yeralan ANZAC HOTEL’in sahibi Hayati Aydeğer, oğlu Armağan Aydeğer’i Kolin Otel’de düzenlenen muhteşem bir kokteyl ile evlendirdi.  Kolin Hotel'de seçkin bir davetli grubunun katıldığı kokteylde gelinin anne ve babası Sema – Turgut Alpı ile damadın ailesi Sevgi ve Hayati Aydeğer’in heyacanlı olmaları dikkat çekti. Tuba ve Armağan Aydeğer çifti davetlilerin alkışları arasında gecenin ilk dansını yaparlarken, havai fişek gösterileri de herkesin beğenisini kazandı. Tuba ve Armağan Aydeğer çiftinin düğünün ardından bir hafta Bodrum’a balayına çıkacakları öğrenildi. Bizde www.canakkaletravel.com olarak Tuba ve Armağan Aydeğer çiftine ömür boyu mutuluklar diliyoruz.

 

İŞTE İNGİLİZ "GOLİATH" GEMİSİ

Çanakkale Savaşı'nda batırılan İngiliz savaş gemisi "Goliath"ı 90 yıl sonra ilk kez görüntüleyen ekip, bir basın toplantısı ile yaşadıklarını anlattı. Ekip, İngiliz Goliath gemisinin dışında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21 denizaltısı tarafından Kabatepe açıklarında torpillenerek batırılan Triumph gemisini de görüntülemeyi başardı. Dalış çalışmalarının ardından "Detek Salvor" isimli araştırma gemisinde bir basın toplantısı düzenleyen belgesel yapımcısı Savaş Karakaş, Morto koyu ve Kabatepe açıklarında çalışmalarının tamamlandığını belirterek, "Çanakkale Savaşı'nda Muavenet-i Milliye tarafından batırılan İngiliz savaş gemisi Goliath'ı 90 yıl sonra ilk kez görüntülemek bizleri oldukça heyecanlandırdı. Yapılan dalışlarda Goliath gemisi Morto koyu açıklarında 75 metrede bulundu. Gemi ters vaziyette bulunuyor ve büyük kısmı çamura gömülmüş durumda. Yapılan dalışlarda bir topunu ve pervanesini net olarak görüntülemeyi başardık. Bu gemiler bize o günde tarihi birebir gösteriyor. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı (TINA) yöneticileri ve usta denizci Enes Edis ile National Geographic Televizyonu'ndan Kanadalı Mike Fletcher bu gemiye daldılar. Bu gemiyi görüntüledikten sonra Kabatepe açıklarında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21 denizaltısı tarafından torpillenerek batırılan Triumph gemisini de görüntülemeyi başardık. Bu gemi çok daha güzel bir şekilde denizin dibinde net şekilde görülebiliyor. Geminin hertarafı gayet güzel görülebiliyor" dedi.