|
MİLLİ
PARKTA NELER OLUYOR?
Dışişleri
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, gizli
bir genelge yayımlayarak Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkı'ndaki tüm projelerin askıya alınmasını
istediği ileri sürüldü. Gül'ün yayımladığı öne
sürülen 11.08.2005 tarihli 2 sayfalık genelgeyle,
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki
çalışmalar durdurulsun durdurulmasın tartışmalarına
yeni bir boyut getirdi. Genelgenin Başbakanlığa
'gereğinin yapılması' istemi; Genelkurmay
Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm
Bakanlığı ve Çevre ve Orman Bakanlığı'na ise
'bilgilendirilmek' amacıyla gönderildiği iddia
edildi. Aylık yayımlanan Kırmızı Çizgi Dergisi'nin
haberine göre, Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Gül, konuyla ilgili Başbakanlığa
gönderdiği gizli genelgede, "ilgili ülkelerin"
Dışişleri Bakanlığı nezdinde yaptıkları müteaddit
girişimler nedeniyle Gelibolu Milli Parkı
Anafartalar Sahil Yolu yapım faaliyetleri konusunda
ayrıntılı bilgi toplanması için çalışma
başlatıldığını bildirerek şöyle dedi: "Bakanlığım
teknik konularda uzman olmamakla beraber derlenen ve
özenle değerlendirilen bilgi ve kanıtlar, Gelibolu
Yarımadası Milli Pakı'nda Türkiye'nin koruması
gereken çok değerli doğal ve tarihi mirasın ciddi
biçimde zarar görmesine yol açan ve bundan böyle de
yakın geçmişteki yaklaşım sürdürüldüğü takdirde
açmaya devam edebilecek uygulamalar bulunduğu güçlü
izlenimini doğurmuştur. Bu uygulamalar, yine yakın
geçmişte görüldüğü üzere ayrıca, Türkiye anma
törenlerine en üst düzeyde devlet yöneticileriyle
katılmakla kalmayıp, törenlere çok sayıda
vatandaşını gönderen ülkeler arasında ciddi
uluslararası sorunlara da yol açabilecek nitelikte
görülmektedir. Bilindiği üzere Türkiye ve bu
ülkeler, Lozan Antlaşması'nda da açık ve ayrıntılı
biçimde ifade edildiği şekilde, Gelibolu Milli
Parkı'nı korumak ve bu amaçla yakın işbirliği yapmak
yükümlülüğünü üstlenmişlerdir. Yine bu çerçevede
Lozan Antlaşması ile ilgili ülkelere, sınırlı da
olsa bazı haklar ve yetkiler verilmiş. Gelibolu
Yarımadası'nın bazı bölümleri, Anzak Koyu da
bunlardan biri, Lozan Antlaşması ile koruma amaçlı
olarak özel statü altına alınmıştır." Dışişleri
Bakanı Gül'ün, yayımladığı iddia edilen genelgede
böylece Türk Devleti'nin Lozan Antlaşması'nın
hükümlerini çiğnediği anlamı oluşacağını savunarak,
"Halen yarımadada Milli Park içinde sürdürülmekte
olan her türlü proje uygulama çalışmasının vakit
geçirilmeksizin tümüyle askıya alınmasının, henüz
ihalesi yapılmamış ve uygulanmasına başlanmamış
diğer projelerin de ihalelerinin durdurulması ve
uygulanmalarına başlanmamasının, Lozan Antlaşması
çerçevesindeki yükümlülüklerimizin önümüzdeki
dönemde bu antlaşmaya taraf olan ülkelerle aramızda
ciddi sorunlara yol açmasının engellenmesi ve
Gelibolu Yarımadası Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme
Planı'nın uygulanmasının gecikmesinin önlenmesi
amacıyla, durdurulan ve henüz başlanmamış bütün
projelerin ilgili bakanlık ve kurumlardan oluşacak
bir kurul tarafından ivedilikle gözden
geçirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir"
ifadelerine yer verdiği öne sürüldü.
DÜDÜK SESİYLE 10 KİLOMETRE YÜZDÜ
Dünya
genelinde birçok organizasyona katılan Avustralyalı
görme engelli ünlü yüzücü James Pittar, Gökçeada ile
Anzak koyu arasında tekneden denize atlayıp düdük
eşliğinde 10 kilometre yüzüp 3 saat 45 dakikada
Anzak koyuna çıkmayı başardı. Avustralya dışında
Yeni Zelanda, Arjantin, Fransa, İngiltere, ABD ve
Güney Afrika gibi birçok ülkede üzme yarışına
katıldığını belirten Jameş Pittar, Çanakkale'de
gerçekleştirdiği etkinliğin önemine değinerek,
"Yıllardır 90 yıl önce dedelerimin hayatını
kaybettiği Anzak koyuna yüzerek denizden aylak
basmak istiyordum. Benim asıl amacım Gökçeada'dan
denize girip 25 kilometre yüzdükten sonra Anzak
koyuna çıkmaktı. Ancak havanın çok şiddetli rüzgarlı
olması ve dalga yüksekliğinin zaman zaman 2 metreye
kadar ulaşması beni engelledi. Bende Gökçeada ile
Anzak koyunun orta noktasında denize atlayıp sahile
yüzmeye karar verdim. Görme engelli olduğum için
yardımcıların Mattew Logan ve William Tricker benim
yön bulmam için sürekli düdük çaldılar. Kısa ve uzun
çalınan düdükler sağa veya sola gitmem konusunda
beni uyardı. 10 kilometreyi 3 saat 45 dakikada yüzüp
90 yıl önce dedelerimin savaştığı Anzak koyuna
denizden çıkmaya başardım. Çok mutluyum. Gelecek yıl
Gökçeada'dan denize girip 25 kilometre yüzdükten
sonra Anzak koyundan sahile çıkacağım" dedi. "Dardanelles
2" isimli tekne ile takip edilen ve zaman zaman
Zodyak botla da izlenen Avustralyalı görme engelli
ünlü yüzücü James Pittar, sürekli düdük sesi ile
yönlendirilirken, yardımcıları 30 dakikada bir
kendisini durdurarak içmesi için su verdiler. Sahil
Güvenlik ekiplerinin de güvenlik açısından takip
ettiği etkinlikte, Çanakkale Yüzme İl temsilciliği
adına Metin Erön görevlendirilirken, Turgay Yeğin,
Şükrü Şahin ve Barış Özalp da yüzücünün güvenliği
için gerekli tedbiri aldılar. Şiddetli rüzgar ve 2
metreyi bulan dalgalar sebebiyle güçlükle
gerçekleştirilen yüzme etkinliğinin ardından sahile
çıkan James Pittar, 90 yıl önce Çanakkale savaşında
hayatını kaybeden dedelerinin anısına 1 dakikalık
saygı duruşunda bulunduktan sonra bölgeden ayrıldı.
MİLLİ PARKTA EKO-TURİZM GELİŞTİRİLECEK
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli
Parkı'nda eko-turizm ile sağlık turizminin
geliştirilmesi için çalışma yapılacağı açıklandı.
Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli
Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri, Gelibolu
Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nın turizm odağı
olduğunu belirterek, "Milli park içerisinde
konaklama yeri olarak sadece Eceabat, Kabatepe
Kamping, Kum Limanı ve köy yerleşme yerleri ile
gelişme alanları öngörüldü. Köylerde ise eko
turizmin geliştirilmesi için gerekli çalışmanın
yapılması kararlaştırıldı. Gelibolu Yarımadası'nda
eko-turizm ve sağlık turizmi faaliyetlerinin köylere
yönlendirilmesinden yanayız. Bu sebeple köylerde
pansiyonculuk, özgün tarım ürünleriyle ilgili üretim
ve hizmetlerin yanısıra yerel rehberlik çalışması
konularında gerekli desteğin sağlanması için
çalışmalar yapacağız. Her köyde yerleşim dokusunun
ve yerel yapı kültürünün korunması, tescilli kültür
varlıklarının (hamam, camii, çeşme mezarlık vb.)
onarılması, mümkün olduğunca 1915 muharebeleri ve
etnografik değerlerle ilgili köy müzeleri kurulması
desteklenecek" dedi. Gelibolu Yarımadası içinde yeni
turizm çeşitlerine yönelineceğini anlatan
yetkililer, "Milli park sınırları içinde eko-turizm,
muharebe alanları turizmi, batıklar, kontrollü dalış
turizmi, sağlık turizmi, konferans turizmi, fotoğraf
avcılığı, deniz sporları-rüzgar kayağı, sualtı
avcılığı, yat yarışları gibi yeni turizm türlerine
yöneleceğiz. Yeni turizm türleri konusunda ise milli
parkın yapılaşmaya açık alanları dışında kalıcı yapı
ve altyapı önerilmeyecek. Milli park içinde Kabatepe
Kamping ve Kum Limanı'nın dışında yeni konaklama
alanları açılması düşünülüyor. Eceabat, milli parkın
turizm destek merkezi olacak, köyleri ise
pansiyonculuk odağı haline gelecek. Milli park
sınırları içinde yeni günü birlik turizm alanları
açılmayacak. Ancak ziyaretçi dinlenme noktalarına
ağırlık verilecek. Çanakkale Boğazı, Havuzlar-Kilitbahir-Eceabat
ekseninde biri Havuzlar, diğeri ise Kilitbahir'in
kuzey çıkışında olmak üzere 2 vadi eko turizm
faaliyet alanı haline getirilecek. Bu bölgede
inceleme, gezi, dinlenme ve doğa sporları
yapılabilecek" diye konuştu.
2 BİN 500
YILLIK LAHİT GÜNYÜZÜNE ÇIKARILDI
Çanakkale'nin Lapseki İlçesi'nde,
tarlada traktörle toprağı düzelten bir çiftçinin
pulluğuna takılan lahitlerin, 2 bin 500 yıl öncesine
ait olduğu açıklandı. Çanakkale Müze Müdürlüğü
yetkilileri, önceki gün Mehmet Çelikaslan ismindeki
çiftinin Lapseki'de Zincirlikuyu mevkiinde
tarlasında bulduğu lahit etrafındaki kurtarma
kazısının devam ettiğini belirterek, "Bulunan ilk
lahdin çatlak olan kapağını açtık. Daha önce bin 700
yılık olduğunu tahmin ettiğimiz bu lahdin Helenistik
döneme ait 2 bin 500 yıllık bir lahit olduğunu
belirledik. Lahdin içi tamamen toprakla dolmuş
durumda. Toprakla kaplı lahdin üst kısımlarında
insan kemikleri çıkmaya başladı. Lahidin zeminine
kadar çalışmalarımız büyük bir dikkatle sürecek. Bu
lahdin etrafında 2 tane daha lahit bulundu. Ayrıca
M.Ö. 2. yüzyıla ait tuğla mezarlar da ortaya çıktı.
Çalışmalarımız bütün hızıyla sürüyor" dedi.
TURİZME BALIK ÇİFTLİĞİ TEHDİDİ
Ege ve Akdeniz'de
bulunan balık çiftliklerinin çevreye zarar verdiği
ve turizm bölgelerini tehdit ettiği konusundaki
iddialar, bu alanda çalışma yapan işletmeleri
harekete geçirdi. Dondurulmuş Gıda Sanayii'nin
önemli isimlerinden birisi olan ve Antalya
Gazipaşa'da balık çitliği de bulunan Dardanel
Önentaş Gıda Sanayii A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
Niyazi Önen, balık çiftlikleri hakkında son günlerde
çıkan söylentilere katılmadığını belirterek, "Bu çok
ciddi bir konu. Bu konuda bir orta yol bulunması
lazım. Ülke ekonomisi için hem turizm hem de Türkiye
sularında kültür balıkçılığı yapılması gerekli. Her
ikisinin de ekonomiye katkısı var. Özellikle taze
balık insanların beslenmesinde çok önemli.
Türkiye'de şu an 80 bin tonluk bir kültür
balıkçılığı üretimi var. Norveç'e bakıldığında bunun
15 milyon ton olduğunu görüyoruz. Bu İskoçya'da ve
pek çok dünya ülkesinde böyle" dedi. Ancak turizmin
olduğu sakin koylarda, meskun alanların çok
yakınlarına balık çiftliklerinin kurulmasının doğru
olmadığını ifade eden Önen, "Burada Tarım Bakanlığı
ile Turizm Bakanlığı bir orta yol bulabilirler. Bu
konuda sahil bölgelerindeki bazı bölümleri turizme
ayırıp, bazı bölümleri de balık çiftlikleri için
tahsis edebilirler. Bilinçli yapıldığı zaman balık
çiftliklerinin doğaya hiçbir zararı yok. Özellikle
orkinos yetiştiriciliğinin çevreye hiç zararı yok.
Çünkü burada tabii yem kullanıyoruz. Balığa yem
olarak veriyorsunuz ve onlar da bunu tüketiyorlar.
Hiçbir başka atığı söz konusu değil. Ama bilinçsiz
işler yapılacak olunursa, çevre konusunda sıkıntı
olabilir. Bence balık çiftlikleri konusunda yapılan
düzenleme gecikmiş bir düzenleme. İki bakanlık
biraraya gelip bu konuyu toparlayabilir diye
düşünüyorum" şeklinde konuştu.
|
|
MİLLİ PARKA TRAFİK PROJESİ
Her
yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret
ettiği Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nda
uzun devreli gelişim projesi çalışmaları sürerken,
park içerisinde motorlu araç trafiğinin kontrol
altına alınacağı açıklandı. Çevre ve Orman Bakanlığı
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
yetkilileri, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli
Parkı'ndaki çalışmaların bütün hızıyla devam
ettiğini belirterek, "Uzun devreli gelişim
projesinin tamamlanmasının ardından milli park çok
daha güzel bir hale kavuşacak. Trafik ve ulaşım
meselesi de bu proje içinde yer alıyor. Transit
geçişlere olan talep doğrultusunda Eceabat-Çanakkale
ve Kilitbahir-Çanakkale arasındaki feribot
kapasiteleri artırılacak. Yaz döneminde ziyaretçi
kapasitesine göre Seddülbahir ile Kumkale arasında
feribot ve motor bağlantısı da kurarak Gelibolu
Yarımadası ile Troia bölgesi arasında bağlantı
sağlanacak. Böylece yarımadayı ziyaret edenler aynı
zamanda Troia Antik Kenti'ni de gezebilecekler"
dedi. Yetkililer, milli park sahillerinde önemli
noktalara ulaşım sağlayan gezi motorlarının yeni bir
gelir kaynağı olacağını ifade ederek, "Deniz gezi
güzergahlarının, sahillerde kalıcı olmayan ahşap
iskeleleri ziyaretçi dinlenme noktalarıyla
irtibatlandırılacak. Milli park içerisinde
ziyaretlerin küçük gruplarla gerçekleşmesi
sağlanacak. Milli parka denizden ulaşım ve park
kıyılarının denizden ziyaret edilebilmesi büyük önem
taşıyor. Milli park kıyılarının küçük motorlarla
ziyaret edilebilmesi için belirlenen noktalarda,
yüzer ahşap iskelelerle bütünleştirilmiş ziyaretçi
dinlenme noktaları düzenlenecek" diye konuştu.
|
DÜNYANIN EN
BÜYÜK MEVLEVİHANESİ ZİYARETE AÇILDI
Çanakkale'nin Gelibolu İlçesi'nde 17.
yüzyılda Ağazade Mehmet Dede tarafından yaptırılan
ve dünyanın en büyük Mevlevihanesi olma özelliğine
sahip Gelibolu Mevlevihanesi restorasyon
çalışmalarının tamamlanmasının ardından törenle
ziyarete açıldı. Yazıcızade mahallesinde bulunan ve
restorasyonu yeni tamamlanan Mevlevihane'nin
bahçesinde gerçekleştirilen tören, saygı duruşu ve
İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından
konuşmalara geçildi. Törende bir konuşma yapan
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali
Şahin, Çanakkale'nin tarihteki önemine değinerek,
"Bu topraklar herhangi bir toprak parçası ve
coğrafya değildir. "Bastığın yerleri toprak diyerek
geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı"
haykırışının muhatabı olan topraklardır burası. 18
Mart 1915 Çanakkale Zaferi bizim dönem tarihimizdir.
Burada binlerce şehidimiz kefensiz, koyun koyuna
yatıyor. Onlar vatan, bayrak, bağımsızlık için şehit
odular. Bizlere de düşen onlara layık olmaktır.
Bizlere de düşen tıpkı ecdadımız gibi hain oyunları
bozmak ve onlara alet olmamaktır. Bu topaklar sadece
vatan için gözünü kırpmadan şehit olanlar ile dolu
değildir. En zor durumda bile düşmana karşı en güzel
insanlık örneklerinin sergilendiği topraklardır. Bu
Mevlevihane'nin burada bulunuşu ile bu insanlık
dersleri arasında bir bağ yok mu diye düşünüyorum.
Yarınlarımızı sağlam temeller üzerine kurmak
istiyorsak, bu tür eserlere sahip çıkmamız lazım"
dedi. Törende, ayrıca Vakıflar Genel Müdürü Yusuf
Beyazıt, Vali Süleyman Kamçı, Vakıflar Genel Müdür
Yardımcısı Mehmet Tanyolaç, Mevlevihane ile ilgili
bilgiler vererek, Türkiye ve dünyada önemli bir yere
sahip olan ve dünyanın en büyük Mevlevihanesi olma
özelliğine de sahip olan Gelibolu Mevlevihanesi'nin
bin metrekarelik alan üzerinde 15 sütun üzerine
kurulu olduğunu ve bu yerin hizmete girmesi ile
bölgede inanç turizminin de gelişeceğini
belirttiler. Yapılan konuşmaların ardından
Mevlevihane'nin açılışı yapılarak, Konya Mevlevi
grubu tarafından bir sema gösterisi düzenlendi.
98 ABD'Lİ TURİST
ÇANAKKALE'DE
Amerika
Birleşik Devletleri'nden (ABD) 98 turist, tarihi ve
turistik yerleri gezmek için gemi ile Çanakkale'ye
geldi. 4 bin 253 grostonluk "Seadraeam 1" isimli
Bahama bayraklı yolcu gemisi ile Kuşadası'ndan
Çanakkale'ye gelen 98 ABD'li turist, şehrin tarihi
ve turistik yerlerini gezmek için otobüslerle Troia
Antik Kenti ile Gelibolu Milli Parkı'na gitti.
Yolcular içerisinde yer alan ABD'li Gena Garwot ise
gemi ile Çanakkale'ye geldiğinde ayrı bir heyecan
yaşadı. Yıllar önce dedelerinin yaşadığı Bozcaada'yı
görmek isteyen Gina Garwot'a, ayrı bir araç ve
rehber tahsis edildi. Dedelerinin yaşadığı
toprakları gören Garwot'un bu ziyareti çok çok
istediği öğrenildi. ABD'li turistler Troia Antik
Kenti ile Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'nı
ziyaret ettikten sonra akşam saatlerinde gemi ile
İstanbul'a hareket etti. |
|
TROİA'YA REKOR ZİYARET
Çanakkale merkeze 27 kilometre
mesafedeki Teyfikiye Köyü sınırları içerisinde yer
alan Troia Antik Kenti'ni, 2005 yılının 8 aylık
döneminde 336 bin 236 kişinin ziyaret ettiği
açıklandı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan
Çanakkale Kültür ve Turizm İl Müdürü İsmail Kansız,
tarihi ve turistik açıdan önemli bir yerleşim birimi
olan Çanakkale'nin son birkaç yıldır turist akınına
uğradığını belirterek, "İlimizde özellikle Troia
Antik Kenti ve Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli
Parkı ve Assos Antik Kenti büyük ilgi görüyor. 2004
yılında toplam 204 bin 309 yerli ve yabancı turistin
ziyaret ettiği Troia Antik Kenti'ni 2005 yılının 8
aylık döneminde 336 bin 236 yerli ve yabancı turist
ziyaret etti. Bu yıl yerli ve yabancı turist
sayısında önemli ölçüde artış var" dedi. Troia'ya
gelen yerli yabancı turist sayısının artmasında Troy
filminin büyük katkısının olduğunu da belirten
İsmail Kansız, "Antik kenti ziyaret eden yabancı
turistlerin başında Almanlar, Japonlar ilk sırada
yer alıyor. Son yıllarda ilimize Uzak Doğu
ülkelerinden gelen turist sayısında da artış var"
diye konuştu. |
KÜREK ÇEKEREK YUNANİSTAN'A GİDİYOR
Çanakkale'nin Bozcaada İlçesi'nde
yaşamını sürdüren 43 yaşındaki maceraperest gezgin
Hüseyin Ürkmez, kürekli sandalıyla 2.5 ay sürecek
Bozcaada-Kavala-Selanik-Atina, Yunan adaları ve
Gökova yolculuğuna başladı.
20 yıllık kürekçiliğini bu sefer de
Bozcaada-Kavala-Selanik-Atina ve Yunan adalarına
uğrayıp, 2.5 ayda Gökova'da sonlandıracağını
belirten Hüseyin Ürkmez, "Amacım Sadun Boro ve bütün
denizcileri bir kez daha burada hatırlamak. Ben aynı
zamanda Atlas dergisinde yazar ve fotoğrafçı olarak
görev yapıyorum. 4 metre 30 santimetrelik motorsuz
ve yelkensiz sandalım ile yapacağım bu zorlu
yolculukta Kavala, Selanik ve Atina'ya gideceğim.
Ardından Yunan adalarına uğrayıp, 2.5 ay sonunda
Gökova Körfezi'nde bu macerayı tamamlayacağım.
Lamine, çivisiz, postasız maundan yapılan sandalım
Standart Marin tarafından özel olarak üretildi.
İstanbul'da aylarca sponsor arayışı içinde oldum.
Ancak bu konuda bana hiçbir kurum destek vermedi.
Sonunda bu desteği Bozcaada'nın en eski şarap
fabrikalarının sahiplerinden gördüm. Bazı giderlerim
Talay Şarapçılık tarafından karşılanacak" dedi.
Zorlu macera öncesi teknenin denize açılacağı
rıhtımda sponsor firma tarafından verilen kokteylden
sonra Hüseyin Ürkmez sandalı ile kürek çekerek, 2.5
ay sürecek zorlu macerasına başladı.
|
ESKİ TEKEL BİNASI "KORFMANN KÜTÜPHANESİ" OLACAK...
Troia
Antik Kenti'nde yaptığı kazılarla adını dünyaya
duyuran ünlü Alman arkeolog Manfred Osman Korfman'ın
ölmeden önce Çanakkale'ye hibe ettiği kitaplarının
sergileneceği kütüphane binasıyla ilgili arayışlar
sürüyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan
Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Remzi Yiğit,
Troia Antik Kenti ile adı anılan ve geçen ay
Almanya'da vefat eden Korfman'ın, Çanakkale
açısından öneminin büyük olduğunu belirterek,
"Korfmann ölmeden önce Almanya'da bulunan dev
kütüphanesini Çanakkale'ye hibe etmişti. Bizler de
bu kütüphane için Çanakkale'de yer arayışına girdik.
Uzun süredir kullanılmayan Etnografya Müzesi'nin yan
kısmındaki TEKEL'e ait binayı satın almak için
ilgili yere resmi başvuruda bulunduk. Bu konuda
olumlu cevap gelmesi halinde burasını restore edip
Korfmann Kütüphanesi haline getireceğiz" dedi.
|
|
TROİA'DAKİ "TAHTA AT" ONARILACAK
Çanakkale
merkeze 27 kilometre mesafedeki Tevfikiye Köyü
sınırları içinde yer alan Troia Antik Kenti'nideki
''Tahta At''ın onarılacağı açıklandı. Konu ile
ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Kültür ve
Turizm İl Müdürlüğü yetkileri
Tahta At'ın onarımı için Kültür ve
Turizm Bakanlığı tarafından İl Müdürlüğü'ne 106 bin
YTL ödenek aktarıldıdığı belirterek, gelen bu para
ile At'ın eskiyen tahtalarının değiştirileceğini ve
çevre düzenlemesinin yapılacağını söyledi.
|
|
SEDDÜLBAHİR KALESİ KURTARILIYOR
Çanakkale'de 1659 yılında 4. Mehmet
Han döneminde Frenk Ahmet Paşa tarafından mimar
Mustafa Ağa'ya yaptırılan ve günümüzde harap bir
halde bulunan Seddülbahir Kalesi'nde, 2005 yılı
röleve ve kurtarma kazısı çalışmaları sona erdi.
Yetkililer, Koç grubunun katkılarıyla
gerçekleştirilen çalışmaların bu yılki bölümünün
tamamlandığını belirterek, "Çanakkale Boğazı'nın
girişinde harabe haliyle dikkat çeken Seddülbahir
Kalesi'nin yeniden restore edilerek turizme
kazandırılması için çalışma başlatıldı. Bir yandan
bu kalenin rölevesi yapılırken, diğer yandan da
kurtarma kazısı gerçekleştirildi. Bu yılki kurtarma
kazısında kale içinde yer alan eski hastane
binasının temelleri açığa çıkarıldı. 1 ay süren
çalışmalar gelecek yıl da devam edecek" dedi.
Sedülbahir Kalesi'nin restorasyonunu Koç grubu
üstlenmişti. 18 Mart'ta Gelibolu Yarımadası Tarihi
Milli Parkı'nda gerçekleştirilen Çanakkale Deniz
Zaferi törenleri sırasında Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa
Koç'la birlikte kalenin restorasyonu için anlaşma
imzalamıştı. Koç grubu yetkilileri, kalenin röleve
çalışmalarının ardından restorasyonuna kısa sürede
başlanacağını ve 4-5 yıl içerisinde bitirileceğini
açıkladı.
AYNALI ÇARŞIYA VAKIF RÖTARI
Çanakkale'nin
sembolü olan tarihi Aynalı Çarşı'nın son bölümünün
restorasyonuna başlanabilmesi için Vakıflar Genel
Müdürlüğü'nden gelecek yazının beklendiği açıklandı.
Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Handan Özyayla,
Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol gereği
Aynalı Çarşı'nın son bölümünün restarosyonuna
başlama kararı alındığını belirterek, "Çanakkale
Belediyesi olarak 4 yıl önce çarşının İnönü
Caddesi'ne bakan kısmına 11 dükkan yaptık. Şimdi de
Aynalı Çarşı'nın son bölümünün restorasyonu ile
ilgili çalışmalara hız verdik. Çarşının ana giriş
bölümündeki esnaflara yeni yapılan bölüme
taşınmaları için mühlet verdik. Taşınma işlemi hemen
hemen sona erdi.. Son etap çalışmalarının başlaması
için gerekenler yapıldı ve izinler alındı. Şimdi
sadece yapılan protokol gereği Vakıflar Genel
Müdürlüğü'nün Ankara'dan gelecek olan olur yazısını
bekliyoruz. Onay geldiğinde restorasyona
başlayacağız. Aynalı Çarşı'yı güzel bir hale
kavuşturacağız" dedi.
TARİHİ ÇEŞMEYİ KURUTTULAR
Çanakkale-İzmir yolu üzerinde
bulunan ve yıllarca Osmanlı donanmasının su
ihtiyacını karşılayan tarihi Piri Reis Çeşmesi,
ilgisizlik yüzünden kurudu. Piri Reis'in yazdığı
"Kitab-ı Bahriye"de, deniz kenarında bulunan bu
çeşmeden asırlar boyu Osmanlı donanmasının su ikmali
yaptığı belirtiliyor. Vatandaşlar, "Çeşmenin yanında
asılı kitabede de bu durum açıkça yazıyor. Ayrıca,
çeşmenin yan tarafında mozaik kabartmayla Piri
Reis'in çizdiği haritada, gemilerin bu çeşmeden suyu
nasıl aldığı da gösteriliyor. Çeşme, 1993 yılında
yeniden düzenlenmiş ve suyu akıtılmıştı. Ancak kısa
süre sonra kendi haline terk edilen çeşme, şimdi
harabeye dönmüş durumda. Yıllarca tarihe ışık tutan
çeşmenin etrafında şu an belediye düzenleme
çalışması yapıyor. Çeşmenin yeniden elden
geçirilerek güzel bir hali kavuşturulmasını
istiyoruz" dediler.
ÇANAKKALE'YE DEV TÜRK BAYRAĞI
Genelkurmay
Başkanlığı'ndaki dev Türk bayrağının ardından 2. büyük Türk
bayrağı Çanakkale'de 18 Mart tepesine dikilecek.Konu ile ilgili
açıklamalarda bulunan yetkililer işadamı İbrahim
Özdoğan tarafından 12x8 ebadında özel dokuma atlas
kumaştan yapılan dev Türk Bayrağının açıldığında
apartman katı büyüklüğünde yer tuttuğunu belirterek,
“İşadamımız Çanakkale semalarında dalgalanmak üzere
üç adet dev Türk Bayrağını Valilik ve Boğaz Garnizon
Komutanlığına teslim etti. Bu bayraklardan birisini
18 Mart Tepesi üzerinde yer alan ve Çanakkale Deniz
Zaferi’ni simgeleyen bölgede bulunan yazı ve Atatürk
posterinin yanına özel ışık donanımıyla dikeceğiz.
Uzunluğu 30 metre olarak düşünülen çelikten yapılma
özel bayrak gönder direği ise İstanbul Ayazma’da ve
Ortaköy’de bulunan direklerle aynı özellikte olacak.
Bayrağın yırtılmasını engelleyecek özel askılık ve
bayrağın rüzgar yönüne doğru dönüşünü sağlayacak
özel ağırlık ve vinci de işadamı Özdoğan tarafından
yaptırılacak. Bu dev bayrağı 18 Mart Çanakkale Deniz
Zaferi'nin 91. yıldönümü olan 18 Mart tarihinde
dikmeyi düşünüyoruz"” dediler.
|
|
ANZAC
HOTEL'İN MUTLU GÜNÜ...
Çanakkale’nin
2 yıldızlı otelleri arasında yeralan ANZAC HOTEL’in
sahibi Hayati Aydeğer, oğlu Armağan Aydeğer’i Kolin
Otel’de düzenlenen muhteşem bir kokteyl ile
evlendirdi. Kolin Hotel'de seçkin bir davetli
grubunun katıldığı kokteylde gelinin anne ve babası
Sema – Turgut Alpı ile damadın ailesi Sevgi ve
Hayati Aydeğer’in heyacanlı olmaları dikkat çekti.
Tuba ve Armağan Aydeğer çifti davetlilerin alkışları
arasında gecenin ilk dansını yaparlarken, havai
fişek gösterileri de herkesin beğenisini kazandı.
Tuba ve Armağan Aydeğer çiftinin düğünün ardından
bir hafta Bodrum’a balayına çıkacakları öğrenildi.
Bizde
www.canakkaletravel.com
olarak Tuba ve Armağan Aydeğer çiftine ömür boyu
mutuluklar diliyoruz.
İŞTE İNGİLİZ "GOLİATH" GEMİSİ
Çanakkale
Savaşı'nda batırılan İngiliz savaş gemisi "Goliath"ı
90 yıl sonra ilk kez görüntüleyen ekip, bir basın
toplantısı ile yaşadıklarını anlattı. Ekip, İngiliz
Goliath gemisinin dışında 25 Mayıs 1915 tarihinde
Alman U21 denizaltısı tarafından Kabatepe
açıklarında torpillenerek batırılan Triumph gemisini
de görüntülemeyi başardı. Dalış çalışmalarının
ardından "Detek Salvor" isimli araştırma gemisinde
bir basın toplantısı düzenleyen belgesel yapımcısı
Savaş Karakaş, Morto koyu ve Kabatepe açıklarında
çalışmalarının tamamlandığını belirterek, "Çanakkale
Savaşı'nda Muavenet-i Milliye tarafından batırılan
İngiliz savaş gemisi Goliath'ı 90 yıl sonra ilk kez
görüntülemek bizleri oldukça heyecanlandırdı.
Yapılan dalışlarda Goliath gemisi Morto koyu
açıklarında 75 metrede bulundu. Gemi ters vaziyette
bulunuyor ve büyük kısmı çamura gömülmüş durumda.
Yapılan dalışlarda bir topunu ve pervanesini net
olarak görüntülemeyi başardık. Bu gemiler bize o
günde tarihi birebir gösteriyor. Türkiye Sualtı
Arkeolojisi Vakfı (TINA) yöneticileri ve usta
denizci Enes Edis ile National Geographic
Televizyonu'ndan Kanadalı Mike Fletcher bu gemiye
daldılar. Bu gemiyi görüntüledikten sonra Kabatepe
açıklarında 25 Mayıs 1915 tarihinde Alman U21
denizaltısı tarafından torpillenerek batırılan
Triumph gemisini de görüntülemeyi başardık. Bu gemi
çok daha güzel bir şekilde denizin dibinde net
şekilde görülebiliyor. Geminin hertarafı gayet güzel
görülebiliyor" dedi. |
|