YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Şehitlik Turu

Ayakkabı İmalatçısıydı Tamirci Oldu

11 Şubat 2014 tarihinde eklendi

Çanakkale’de bundan 40-50 yıl önce el emeği göz nuru dökerek ayakkabı imal edenlerin sayısı 15-20’yi buluyordu. Ayakkabı yaptırmak isteyenler özel olarak bu ustalara gider ayak ölçülerini aldırır ve istedikleri modelde ayakkabılarını yaptırırdı. Fakat zamanla teknolojinin gelişmesi ile fabrika imalatıyla yapılan ayakkabıların ortaya çıkması sonucu bu işi yapanlar tek tek bu işi bırakmak zorunda kaldılar. 10-15 TL’ye dahi ayakkabıların satıldığı günümüzde bu işi yapmaya çalışan Çanakkale’deki sayıları oldukça az olan ayakkabıcılar ise artık imalat yerine tamir yapıyor. Çanakkale’de de 50 yıldır bu meslek ile uğraşan İsmail Kırmızı “Ayakkabı imalatçısıydık, artık mecburen ayakkabı tamircisi olmak zorunda kaldık” diyor. Bu haftaki sayımızda 50 yıllık ayakkabı ustası İsmail Kırmızı’nın yarım asırlık meslek hayatında yaşadıklarını sizlere aktarmak istedik…

ÖZEL RÖPORTAJ: AYHAN ÖNCÜ / ÇANAKKALE
E-Mail: info@canakkaletravel.com


* Bize kendinizi tanıtır mısınız?

- İsmim İsmail Kırmızı. 1951 yılında Şanlıurfa’da doğdum. Muhacir olduğumuz için ailem 1951 yılında Şanlıurfa’dan Çanakkale’ye göç etmiş. Doğduğum yıldan itibaren de Çanakkale’deyim. Yani doğduğum gibi ailem Çanakkale’ye göç ettiği için bir bakıma doğma büyüme Çanakkaleliyim diyebilirim.
* Bu mesleğe kaç yılında nasıl başladınız?
- 1964 yılında ilkokulu bitirdikten sonra Çanakkale’de bu mesleğe ilk adımımı attım. O yıllarda ustam Rıfat Mildöner’di. Onun yanında yetiştim. Orada kalfa olarak çalışan da Ahmet Erdaş’tı. Bana bu mesleği ustam ve kalfa olarak çalışan bu iki ustam öğretti diyebilirim. Buradan şunu da söylemek isterim. Öncelikle bana bu mesleği öğreten ustalarıma minnetlerimi sunuyorum. Sağ olanlara uzun ömürler, hayatlarını kaybedenlere de rahmet diliyorum. Onların sayesinde meslek sahibi oldum ve rızkımı çıkardım.
* Mesleğe başladığınız yıllarda Ayakkabıcılık ile uğraşanların sayısı ne kadardı? Yani Çanakkale’de kaç kişi bu işle uğraşıyordu?
- 1960’lı yıllarda ayakkabı imal eden işyeri sayısı fazlaydı. Ayakkabı imal eden işyeri sayısı o yıllarda 15-20’yi buluyordu. Fakat o zamanlarda resmi dairelere sigortalı olarak işçi alınmaya başlanınca eski ustalarımızın hemen hemen hepsi buralara çalışmak için girdi. Böylece de işyerlerini kapatmak zorunda kaldılar. Çanakkale il merkezinde ayakkabı imalatı yapan işyerleri kapanınca bende mecburen il dışında çalışmak için kendime yer aradım. 1967 yılında aynı meslekte çalışmak için İstanbul’a gittim. 1974 yılına kadar da İstanbul’da yine ayakkabı imalathanelerinde çalıştım.
“50 YILDIR BU İŞİN İÇİNDEYSEM DE HALEN BU İŞİ TAM ANLAMI İLE ÖĞRENDİĞİMİ SÖYLEYEMEM”
* Bundan yaklaşık 30-40 yıl önce özel olarak size gelip ayakkabı yaptırmak isteyenler oluyordu sanırım. Bundan da bahseder misiniz?
- Tabiî ki özel ayakkabı yaptırmak için bize gelen çok kişi oluyordu. Bundan 30-40 yıl önce bugünkü gibi hazır ayakkabı yapan fabrikaların sayısı çok azdı. Ben o yıllarda daha çırak olduğum için ustam onların siparişlerini alırdı. Bende ustamın verdiği ölçülerde ayakkabıları en iyi şekilde yapmaya çalışırdım.
* Çanakkale’de 50 yıldan buyana ayakkabıcılık mesleğini yapan nadir kişilerden birisiniz. Bu zamana kadar bu işi aralıksız yapmanın püf noktaları nelerdir?
- Bunun en önemli sebebi meslekte istikrarlı olarak çalışmak. Ben ilkokulu bitirdikten sonra hemen bu işe başladım ve hiç ara vermeden belirli bir istikrarla bu işe devam ettim. Her ne kadar bu meslekte zorluklar çeksem de yılmadım ve yoluma devam ettim. Bugünlere kadar geldim. Şuan meslekte 50 yılımı doldurdum. Yani 50 yıldır bu işin içindeyim. Ben her ne kadar 50 yıldır bu işin içindeysem de halen bu işi tam anlamı ile öğrendiğimi söyleyemem. Her meslekte olduğu gibi bu meslekte de bazı konularda değişim oluyor. Bizlerde bu meslek ile ilgili yenilikleri takip etmeye, onları öğrenmeye gayret ediyoruz. Mesela benim çırakçılık dönemimde ayakkabı ile ilgili herşey elde dikiliyordu. Yapıştırma o kadar yoktu. Günümüzde ise yeni makinelerin çıkması ile bu işler biraz daha kolaylaştı. Yani her zaman bu ve bunun gibi mesleklerde yenilikleri takip etmek ve kendini geliştirmen gerekiyor.
* Normal bir ayakkabıyı nasıl yapıyorsunuz? Örneğin bir kişi size geldiğinde kendi ayağına göre bir ayakkabı yaptırmak istediğinde bunu nasıl yapıyorsunuz? Bir ayakkabının yapılış öyküsünü bize baştan sona anlatır mısınız?
- Ismarlama, yani sipariş olarak yapılacak ayakkabıda önce o ayakkabı ile ilgili müşteriden bilgi alırız. Bot olarak mı yapılacak?  Normal bir ayakkabı mı olacak? Bunun ardından da ayak ölçüsünü alırız. Daha sonra modelini bize söyler. Bizde onun istediği şekilde ayakkabıyı yaparız.
* Normal bir ayakkabı tahmini kaç günde tamamlanıp müşteriye teslim edilebiliyor?
- Özel siparişle yapılan normal bir ayakkabı müşteriye bir hafta ile 10 gün içinde teslim edilebiliyor.
“BİZ AYAKKABICILAR ARTIK İMALAT DEĞİL, TAMİRAT YAPIYORUZ”
* Yıllar geçtikçe fabrikasyon imalatların başlaması ile birlikle ayakkabı fiyatları doğal olarak çok düştü. Yani 10-15 liraya dahi ayakkabı satılır hale geldi. Bu durum sizlerin işlerinizi nasıl etkiledi?
- Fabrikasyon imalatın başlaması bizim gibi küçük işletmeleri maalesef yok etme aşamasına getirdi. Hazır yapılan ayakkabıların çoğunluğu suni deriden yapılıyor.Bu sebeple de fiyatları düşük oluyor. Vatandaş da ucuz diye bunları alıyor. Bizim de doğal olarak bu sebeple işlerimiz azaldı. Fakat şu da bir gerçek ki, bu ucuza satın alınan ayakkabılar bir yerlerinden söküldüğünde onları dikmek zor oluyor. Çünkü suni deri olduğu için dikiş tutmuyor.Bu da onlar için bir dezavantaj. Tamiri güç olduğu, yada tamiri mümkün olmadığı için vatandaşlar yeni ayakkabı almak zorunda kalıyorlar.
* Sanırım bundan 30-40 yıl önce ile şuanı karşılaştırsak küçük çaplı ayakkabı imalatı yapan işyerlerinin sayısı hemen hemen yok olma aşamasına gelmiş durumda. Bunun en önemli sebebi de daha önce söylediğim gibi fabrikasyon imalatın olması. Çanakkale’de şuan bu şekilde küçük çaplı çalışan kaç ayakkabı dükkanı vardır?
- Bu durum sadece Çanakkale’de değil, diğer şehirlerde de aynı. Çanakkale’de ayakkabı imalatı yapan işyeri hemen hemen yok gibi. Çoğunluğu tamirat üzerine çalışıyor. Bu tamir ile uğraşan ayakkabıcıların sayısı da 10’u geçmez.
* Bu ayakkabı dükkanlarında ustalar sanırım şuan imalat yerine tamir işine bakıyorlar?
- Doğru. Biz ayakkabıcılar artık imalat değil, tamirat yapıyoruz. Terzilerde de durum aynı. Onlarda elbise dikme yerine paça yapıyorlar…..
* Ayakkabı satın almaktansa ayakkabı tamiri için gelenlerin sayısı çok olmalı. Size gelen müşterilerinizin çoğunluğu tamir için mi geliyorlar?
- Doğru. Tamir için gelenlerin sayısı çok çok fazla. Bana tamir için gelen müşterilerimin çoğunluğu bayan. Tabii erkeklerde tamir için ayakkabı getiriyor. Fakat bayanların sayısı çok daha fazla. Bayanların ayakkabıları biraz daha narin olduğu için onlarda yıpranma çok oluyor. Genelde topuk tamiri için gelen bayan müşteri sayısı çok fazla.
“İMALAT DEĞİL TAMİRAT YAPTIĞIMIZ İÇİN MAALESEF BU MESLEKTE ÇIRAK YETİŞMEZ”
* Normal bir ayakkabının tamiri kaça maloluyor?
- Tamiratta belirli bir fiyat olmuyor. Berberin belirli bir ücret tarifesi var. Fakat bizim tamirde böyle bir tarifemiz yok. Tamir edilecek ayakkabının durumuna göre bu değişebiliyor. Bu 5 lirada olabiliyor, 50 lira da..Yıllardır bu işi yaptığım için benim müşterilerim beni bilir. Tamir edilecek ayakkabıyı getirir, bırakır gider. Tamirat sonunda da “borcum ne kadar?” deyip parasını verip gider.
*Tamir öncesi kaç liraya tamir yapacağınızı söylemiyorsunuz. Ayakkabıyı tamir edip müşteriye teslim ederken 20 liralık bir ayakkabı için 30 lira tamir parası istediğinizde durum ne oluyor? Müşteri tepki göstermiyor mu? “Yenisini alsaydım daha ucuza malolurdu” demiyor mu?  Yani tamire getirilen bir ayakkabıyı “şu kadara tamir yaparım” deseniz daha uygun olmaz mı?
- Malesef 20 liralık bir ayakkabı için 30 liralık bir tamir ücreti istediğimizde olabiliyor. Bunun ile ilgili başımdan geçen bir hatıramı anlatayım.. Müşterimin birisi ayakkabıyı getirdi. Altları tamamen yıpranmış. Bende tamamıyla ayakkabıların altını yeniledim. Zamanın parası ile 20 TL’ye yapıyorduk ayakkabının alt kısmını. Kendisine “20 TL” dedim. “Bu para çok pahalı” dedi. Bende işi bitirmişim ve ayakkabıyı tamir etmişim. “Ne olacak şimdi? Sen ne kadar vereceksen o zaman ver” dedim. “Olmaz” dedi. “Senin istediğini parayı vereceğim ama, parayı helal etmeyeceğim. Bir daha da bu dükkana gelmeyeceğim” dedi. Parayı verdi, ayakkabılarını aldı ve gitti. Biz emeğimizin karşılığını istiyoruz sadaka istemiyoruz ki. Onun fiyatı zaten oydu. Çok üzüldüm o durumdan.
* Birde çırak durumları var. Yanınıza bu işi öğrenmek isteyenler geliyor mu? Yani gelecek yıllar için yeni ustalar yetiştirebiliyor musunuz?
- Maalesef bu meslekte çırak yetişmez. Bizler burada imalat yapmıyoruz ki. Tamirat yapıyoruz. Tamir yaparken yanımıza gelecek çırak olacak kişilere bu mesleği nasıl öğretelim? Bu mümkün değil.
* Yıllardır bu iş ile uğraşıyorsunuz. Bu süre içinde mutlaka başınızdan önemli bazı olaylar geçmiştir. Bize bu konuda bir anınızı anlatır mısınız?
- 1968’li yıllardı. Çanakkale’den İstanbul’a çalışmak için gitmiştim. Ben doğuştan solakım. Bu sebeple de çalışırken solak olarak çalışırım. İstanbul’a gittiğimde ustam yanıma geldi. Bir baktı herkes sağ elle çalışırken bir tek ben solak elle çalışıyorum. “Bu böyle olmaz. Sol elle çalışamazsın. Sağ elle çalışman lazım” dedi. Yaşım da 16-17 civarı. Ne yapacağımı şaşırdım. Çünkü yıllarca sol elle çalışmışım. “Öğreneceksin” dedi. Azmettim ve o yıllarda sağ elle de çalışmayı öğrendim. Şuan hem sağ, hem de sol elle çalışıyorum..
* Bu mesleğin gelecekteki durumunu nasıl görüyorsunuz. Yani bu meslek de yok olacak meslekler arasında mı sizce?
- Bence bu meslek yok olmaz. İnsanlar var oldukça bu meslekte aynen devam eder. İmalatçı olmasak da tamirci olarak bu iş devam eder gider…..

2461 kez okundu