YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Şehitlik Turu

Çanakkale’den Dünyaya Soykırım Mesajı

21 Mart 2010 tarihinde eklendi

Çanakkale ruhunu kendisine rehber edinmiş bir milletin çocukları olduklarını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu Mehmetçik tarihe sığmayacak kadar büyükse bu ülkenin tarihi de parlamentolarca çarpıtılamayacak kadar temiz, aziz, şanlı, güneş gibi parlak bir hakikattir. Çanakkale'de emperyalist duygularla ölüm kusan, Türk milletinin vatanına tasallut eden kimi ülkelerde bugün görülen sorumsuz açıklamalar, haksız kararlar, özür dilenmesi gereken bir millete karşı iftira atmaktan başka bir anlam taşımaz. Bizim medeniyetimizde katletmek, soykırıma uğratmak yoktur. Bizim medeniyetimiz sevgi, hoşgörü ve kardeşliktir. Eğer 1915'te Türkiye'nin doğusunda yaşanan olaylar aydınlatılmak isteniyorsa bunun adresi binlerce kilometre uzaklardaki parlamentolar değil, arşivler, belgeler, anılar, raporlardır" dedi. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 95. yıl dönümü Çanakkale'de coşkuyla kutlandı. 18 Mart Stadyumu'ndaki törenlerde konuşan Başbakan Erdoğan, bu topraklar için canlarını feda eden şehitleri rahmet ve minnetle yad ettiğini belirterek, "Çanakkale, bizim millet olarak tarih sahnesinde yeniden şahlanışımızın abidesi olmuştur. Tarihin akışını köklü şekilde değiştirmiştir. Çanakkale Zaferi, bizim millet mefkuremizi artık sarsılmayacak şekilde çelik bir muhafazaya kavuşturmuştur. Anafartalar'da, Conkbayırı'nda, Seddülbahir ve bunun gibi birçok tepede, Türkiye'nin her köyünden, her beldesinden, hatta Hicaz ve Kafkasya'dan, Balkanlar'dan gelen tüm kardeşlerin toplandığını, omuz omuza çarpıştığını görürsünüz. Bugün, kalan sararmış fotoğraflar, mektuplar, buradaki savaşın nasıl ortak ruh inşa ettiğini ortaya koyan delillerdir. Senegal'den, Nepal'den buraya getirilen Müslüman askerlere batığımızda çok ilginç ifadeler görüyoruz. Çanakkale'de her etnik grup, her inanç grubu, Hristiyan ve Musevi vatandaşlar, topraklarını müdafaa için kader birliği yapmıştır. Bizi tek bir millet yapan, ortak bir kader ve ideal çerçevesinde bütünleştiren Çanakkale ruhunu iyi anlamak ve diri tutmak, şehitlerimize ve gazilerimize karşı en büyük mesuliyetimizdir" şeklinde konuştu.
"GÖKLERDEN ÖLÜM YAĞARKEN, MEHMETÇİK DÜŞMANA KAHVE İKRAM EEDECEK KADAR KAHRAMANDIR"
Atatürk'ün, "Uzak memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyun. Onlar, bu topraklarda can verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır" sözlerini hatırlatan Erdoğan, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu sözleri, aslında bizim yıllardır hoşgörü kültürümüzü yaşatan son derece anlamlı sözlerdir. Bizim o günlerde Yemen'den, Filistin'den toplanan askerlerimiz esir tutuldukları toplama kamplarında insanlık dışı kötü muameleye maruz kalırken, Çanakkale'de esir düşen düşman askerlerine misafir muamelesi yapılmış, ölülerine bile saygı gösterilmiştir. Bu aziz millet, kendisini öldürmek için uzak diyarlardan gelmiş askerlere bile cömertliğini, misafirperverliğini, dostluğunu her fırsatta gösterecek kadar büyük bir millet ve ordudur. Bu milleti yok etmek, tarih sahnesinden silmek için her türlü saldırı sahneye konulurken, bu millet yokluk ve yoksulluğa, ölüme mahkum edilmek istenirken, bütün bu vahşeti görmeyerek başka yerlere takılmak, başka meseleleri gündeme sürmek haksızlıktır, vicdansızlıktır. Göklerden ölüm yağarken, bu Mehmetçik düşmana kahve ikram edecek kadar, peksimetini esir düşman askeriyle paylaşacak kadar azizdir, kahramandır. Ben o şehitlerin, o kahramanların büyüklüğünü anlatacak ifade bulamıyorum. Mehmetçik, tarihe, makbere sığmayacak kadar büyüktür. Tıpkı anne babaları gibi, tıpkı ataları gibi, canın, insan hayatının ne kadar kutsal ve mübarek olduğunu bilir, haksız yere cana kıymayı günahların en büyüğü sayar" diyerek medeniyetimizde hoşgörü ve insan haklarının ön planda olduğunun altını çizdi.
"TÜRKİYE BUGÜN TÜM DÜNYADA BARIŞ VE ADALET İÇİN SAMİMİ MÜCADELE VERİYOR"
1915 yılında bir taraftan Çanakkale tepesinde savaşan, diğer taraftan değişik bölgelerde vatan toprağını savunmaya çalışan Türk milleti olduğuna işaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi: "Böyle bir dönemde Türkiye'yi soykırımla değerlendirmek, yargılamak isteyenler önce bunu bilmelidirler. Bugünü anlamalıdır. Türkiye bugün tüm dünyada barış ve adalet için son derece samimi, son derece asli bir mücadele veriyor. Türkiye bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bir üyesidir. Türkiye bugün medeniyetler ittifakı gibi uluslararası ölçekte hayatiyet arz eden bir girişimin eş başkanı, Avrupa Parlamentosu, İslam Konferansı, NATO gibi kuruluşlarda küresel barış için en fazla katkı sağlayan ülkelerden biridir. Tüm dünyanın dilinin tutulduğu bir dönemde, mazlum ve mağdur halklar için sesimizi cesaretle yükselttik. Bulunduğumuz her platformda, her zeminde, her fırsatta hakkı söylüyoruz. "Hukuk, adalet ve barış" diyoruz. Onu da gür bir sesle yürekten haykırıyoruz. Bizim farkımız bu. Gürcistan, Darfur, Afganistan, Lübnan, Aden Körfezi için nasıl barış, adalet ve huzur istiyorsak aynı şekilde Gazze, Kudüs, Karabağ için de adalet, barış ve huzur istiyoruz. Çünkü biz yüreğimizde şehitlerimizin gazilerimizin emanetini taşıyoruz."
"ÖZÜR DİLENMESİ GEREKEN MİLLETE KARŞI İFTİRA ATILIYOR"
Çanakkale gibi tarihin ve milletin en büyük zaferlerinden biriyle ilgili 95 yıl sonra yeni yeni belgeler, evrak, mektup ve resimler çıktığını anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bugün bile bizim Çanakkale destanımız tam anlamıyla tüm boyutlarıyla yazılmış değil. Çanakkale'nin tarihini yazanlar, yazmak isteyenler hayatlarını bu işe vakfediyor. Arşivlerde belge bulmak için ömürlerini ortaya koyuyorlar. Çanakkale'de emperyalist duygularla ölüm kusan, Türk milletinin vatanına tasallut eden kimi ülkelerde bugün görülen sorumsuz açıklamalar, haksız kararlar, özür dilenmesi gereken bir millete karşı iftira atmaktan başka hiçbir anlam taşımaz. Dünya savaşlarında milyonlarca insanın
ölümüne sebep olanlar, önce kendi anlayış, kendi eylemlerini gözden geçirmeli, sadece vatan savunması yapan mazlum ve masum bir millete bühtanda bulunma yanlışına düşmemelidir. Savaş dönemlerinde bile Türk milletinin gösterdiği insani, sağduyulu, şefkat dolu tavrı başka hiçbir milletin tarihinde göremezsiniz. Bizim medeniyetimizde, öldürmek, katletmek, soykırıma uğratmak yoktur. Bizim medeniyetimiz sevgi, kardeşlik ve hoşgörü medeniyetidir. Biz savaşı değil, barışı yüceltiriz. Kin ve nefreti değil, sevgi hoşgörüyü esas alırız. Dışlamayı değil, kucaklamayı esas alırız. Gelecek, kin ve nefret üzerine kurulamaz. Geleceği barış, kardeşlik üzerine kurmalıyız. Geçmişe takılanlar, aydınlık geleceğe ulaşamazlar" diye konuştu.
"ÇANAKKALE, DUMLUPINAR, SAKARYA VE SARIKAMIŞ'TAKİ ŞEHİTLERİ YETİM VE ÖKSÜZ BIRAKMAYIN"
Sözlerine, "Sevgili çocuklar, gurur duymanız gereken şanlı bir tarihe sahipsiniz" ifadeleriyle devam eden Başbakan Erdoğan, "Şehitlerimiz vazifelerini yaptılar. O tarihleri kanlarıyla yazdılar. Şimdi sizler o tarihi, en doğru şekilde anlamak ve aktarmak gibi önemli bir mesuliyet taşıyorsunuz. Lütfen tarihe bigane kalmayın, geçmişe sırtınızı asla dönmeyin, bu toprakların tarihini en iyi yazacak, en iyi aksettirecek gerçekleri açığa çıkaracak olanlar en önce sizlersiniz. Özgüveniniz tam olsun. Türkiye'ye yönelik art niyetli girişimler, sizin sağduyulu, sabırlı, makul ve bilimsel mücadeleniz karşısında etkisiz kalsın. Çanakkale Deniz Zaferi'ni iyi okuyun. Buradaki ruhu iyi özümseyin. Çanakkale ile birlikte bu zaferi, Hicaz ve Kurtuluş Savaşı'nı iyi öğrenin. Baştan başa inşa ettiğimiz Çanakkale şehitliklerini onun yanında Sakarya, Dumlupınar, Sarıkamış'ı, tüm şehitliklerimizi yetim ve öksüz bırakmayın. Sizler 26. sıradayken son 7 yıldaki hızlı büyüme sayesinde dünyanın en büyük 17. ekonomisi durumuna gelmiş bir ülkenin bireylerisiniz. Sizler bugün, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesini yükselten, bu ülkeyi her platformda güçlü bir şekilde sergileyen bir ülkenin evlatlarısınız. Son dönemde 23 ülke ile vizelerin kaldırılmış olması ve ihracatımızın 100 milyar doları aşmış olması bu sıçramanın en güzel örnekleridir. Eğitime, sağlığa, adalete, emniyete, ulaşım, enerji ve tarıma yaptığımız yatırımlarla Türkiye'nin çehresi hızla değişiyor" ifadelerini kaydetti. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 95. yıl dönümü törenleri, sabah Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'na çelenklerin konulması ile başladı. Törenler, 18 Mart Stadyumu'nda mehter bölüğünün gösterisi ile devam etti. Çanakkale'ye kahramanlıklarından dolayı TBBM tarafından verilen altın madalya, Vali Abdülkadir Atalık, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Alaeddin Sevim tarafından Türk bayrağına toka edilip göndere çekildi. Törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Devlet Bakanı Egemen Bağış, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, çok sayıda milletvekili, askeri ve mülki erkan ile vatandaşlar katıldı.
ŞEHİTLİKTE İKİNCİ TÖREN YAPILDI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geleceği acı ve hüzün üzerine değil, umut üzerine inşa etmek istediklerini belirterek, "Bugün Türkiye'ye ve tarihimize karşı yapılan haksız yargılamalar, sübjektif ve art niyetli olmaları nedeniyle bunu yapanların tarihine kara bir leke olarak yazılacaktır" dedi. Şehitler Abidesi'nde düzenlenen 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi törenlerine katılan Başbakan Erdoğan, kahraman Mehmetçiğin Çanakkale'de kanıyla eşsiz bir destan yazdığını ifade ederek, "Bu destan, sadece Türkiye'nin dört bir yanından buraya koşan Mehmetler tarafından değil, onların Şam'dan, Bağdat'tan, Üsküp'ten, Trablus'tan, Saraybosna'dan, Hicaz'dan kalkıp gelen kardeşleri tarafından da yazılmıştır. Çanakkale'de mermiler, 'Ya istiklal, ya ölüm' haykırışı karşısında çaresiz kalmıştır. Mitralyözler, havanlar, gülleler, inanmış bir milletin göğsünde eriyip gitmiştir. Çanakkale'de sadece bir zafer doğmamış, adeta bir millet doğmuş, millet mefkuresi oluşmuş, Kurtuluş Savaşı'nın girizgahı burada, Çanakkale'de yazılmıştır" dedi. Milletlerin de devletlerin de kendilerini var eden tarihi şuura sahip çıktıkları ölçüde gelecek tasavvuruna sahip olabileceklerini belirten Erdoğan, "Bizler, şehitlerimizin aziz hatırasından ilham alarak bağımsızlık ve refah içinde, birlik, bütünlük ve kardeşlik temelinde geleceği inşa etmenin mücadelesi içindeyiz. 95 yıl önce Çanakkale'de yazdığımız destanı, 95 yıl boyunca olduğu gibi, bugün de tekrar tekrar okuyor, o şuuru ve ruhu her dem diri tutuyoruz. Bu milletin tarihinde yokluk, mahrumiyet,
mağduriyet hiçbir zaman istiklal için bahane ve mazeret olmamıştır. Bu aziz millet en sıkıntılı, en umutsuz anlarında dahi ayaklarının üzerinde doğrulmayı, yeni başlangıçlar yapmayı, yeniden şahlanmayı başarmış bir millettir. Çanakkale Destanı bu şahlanışın abideleşmiş bir şeklidir. Kut'ülamare destanı, Hicaz müdafaası, nihayet Kurtuluş Savaşı, bu şahlanışın somut timsalidir. Varını yoğunu savaşlarda kaybeden, gencecik delikanlılarını siperlerde feda eden bu ülke, bu millet, Kurtuluş Savaşı'nın ardından bir kez daha doğrulmuş, ayağa kalkmış, güçlü bir devlet olarak bugünlere ulaşmıştır" diye konuştu. Çanakkale Savaşı'nı diğer savaşlardan ayıran en önemli özelliğin, savaşın kendine özgü askeri ve siyasi mantığının ötesinde, insani değerlerin ön plana çıkması olduğuna dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu savaş, dünya barışı için, insani değerlerin 20. yüzyıla taşınması için yeni bir ufuk açmıştır ve bununla 21. yüzyıla yürüdük. Tarihin kaydettiği en büyük savaşlardan biri olan bu mücadelede, Mehmetçik, karşısındakileri sadece bir düşmanlık nesnesi olarak değil, kendisi gibi ümitleri, sevdaları ve hayalleri olan birer insan olarak görmüştür. Her iki taraf da cephede olmasına, birbirleriyle savaşmasına rağmen, insanı ilişkiler kurabilmeyi başarabilmiştir. İki tarafın askerleri arasında doğan saygı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ileride, o gün savaştığı ülkelerle kurduğu dostluk ilişkilerinin dokusunu oluşturmuştur."
"TÜRKİYE, DÜNYADA VE BÖLGESİNDE BARIŞ VE HUZURUN TESİSİ İÇİN ÇALIŞIYOR"
Çanakkale'den tevarüs ettikleri şuurla Türkiye'nin dünyada ve bölgesinde barışın hakim olması için mücadele ettiklerini anlatan Erdoğan, "Bugün Çanakkale'de bize karşı savaşan milletlerle siperden sipere uzanan bir köprü, cepheden cepheye büyüyen yeni bir dostluk kurulmuştur. Bu dostluğun arka planında Türk milletinin barışa dayalı dünya görüşü yatmaktadır. Türkiye bugün de gerek bölgesinde gerek dünyada sorunları çözmeye ve istikrar üretmeye yönelik yapıcı bir dış politika sürdürmektedir. Bizler çatışmanın değil diyaloğun, uzlaşmanın arayışı içindeyiz. Bizler buradan, Çanakkale'den tevarüs ettiğimiz şuurla bölgemizde ve dünyada barışı, adaleti, istikrar ve refahı tesis etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye'nin BM Konseyi'ne üye olması, İslam Konferansı'nda aktif roller üstlenmesi, Avrupa kurumlarında vazifeler alması, medeniyetler ittifakı girişimine eş başkanlık yapması, bu barış ve adalet çabalarının somut göstergesidir. Biz savaşırken tanıştıklarımızla dostluğumuzu bugünlere taşıyacak kadar barış noktasında samimiyiz" dedi.
"TÜRKİYE'YE VE TARİHİMİZE KARŞI YAPILAN HAKSIZLIKLAR, BUNU YAPANLARIN TARİHİNE KARA LEKE OLARAK YAZILACAKTIR"
Geleceği acı ve hüzün üzerine değil umut üzerine inşa etmek gerektiğini savunan Erdoğan, şunları söyledi: "Tarih boyunca nice acılar yaşamış bir millet olarak, acıların hissiyatımıza yön vermemesi gerektiğini biliyor, acı ve hüzün üzerine değil, umut üzerine bir gelecek inşa etmenin altını her fırsatta çiziyoruz. Bugün Türkiye'ye ve tarihimize yönelik yapılan haksız yargılamalar, sübjektif ve art niyetli olmaları nedeniyle, açıkçası bunu yapanların tarihine kara bir leke olarak yazılacaktır. Çanakkale Savaşı'nda canını ortaya koyan o şanlı neferlerimiz, Cumhuriyet'in temelinde yatan vatan sevgisini temsil etmektedir. Çanakkale Zaferleri, Türk halkına muazzam bir güven duygusu aşılamış, vatan için el ele verildiği takdirde her türlü zorluğun üstesinden gelinebileceğini ispatlamıştır. Bugün de aynı dirayeti, aynı sabrı, aynı dayanışmayı gösterdiğimiz takdirde, istikbal mücadelemizi istiklal mücadelesi gibi yaptığt'fe, ayağa kalkmış, güımız takdirde Türkiye'nin önünde hiçbir güç duramayacaktır. Milletimizin tarih boyunca öğrendiği mücadele azmi, önümüze çıkan engelleri aşmamızda bizim en büyük yardımcımızdır. Çünkü bizler ayaklarımızı yere sağlam basıyoruz. Çünkü ayaklarımızı bastığımız topraklarda en değerli mücevherlerle, madenlerle bile kıyaslanmayacak bir zenginliği taşıyoruz." Bugün bütün Türkiye'nin kalbinin Çanakkale'de tek yürek halinde attığını kaydeden Erdoğan, "Çanakkale'de kenetlenen bu halk, bugün de kenetlenerek istikbal mücadelesini hep birlikte veriyor. Kurtuluş Savaşı'nın ardından yeni bir başlangıç yapan, adeta yokluktan yola çıkan Türkiye Cumhuriyeti hamdolsun bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi durumuna yükselmiştir. İhracatımızla ve yatırımlarımızla dünyanın parlayan yıldızlarından biri haline gelirken, küresel krizler karşısında dahi sarsılmadan duran ekonomimizle dünyada söz sahibi oluyoruz. Türkiye, bugün demokrasi standartlarıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği hedeflere, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma yarışında kararlı bir şekilde adımlarını atıyor, bölgesinde farklılığını ortaya koyarak değişim ve dönüşüm gayretleriyle bölgenin adeta umudu haline geliyor. Kimsenin şüphesi olmasın ki, Türkiye Cumhuriyeti yüzüncü kuruluş yıl dönümünde dünyanın en parlak yıldızlarından, en parlak ilk 10 ülkeden biri olacaktır. Yeter ki Cumhuriyet'imizin yüzüncü yılını kutlamaya hazırlanan yeni nesiller olarak şehitlerimizin miras bıraktığı bu vatanı bir uçtan bir uca adaletle, kardeşlikle, dostlukla şenlendirmek için var gücümüzle çalışalım, çabalayalım" diyerek sözlerini tamamladı. Törenlere Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Bakanlar Veysel Eroğlu, Ertuğrul Günay, Egemen Bağış, Beşir Atalay, askeri ve mülki erkan ile çok sayıda vatandaş katıldı. Şehitlik defterini imzalayan Erdoğan, daha sonra şehitliği gezdi. Erdoğan ve Başbuğ, F 16 ve helikopterlerin gösteri uçuşları ile savaş gemilerinin geçişini birlikte seyretti. 

1211 kez okundu