YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Şehitlik Turu

Doğuştan Heykeltıraş

30 Aralık 2013 tarihinde eklendi

O heykel sanatı konusunda hiçbir eğitim almayan lise mezunu bir genç. İsmi Ahmet Elbi. Eceabat İlçesi'ne bağlı Yolağzı Köyü'nde doğan Ahmet Elbi çocukluğunda ahşaptan küçük oyuncaklar yaparak bu işe başlamış.1999 yılında Çanakkale Endüstri Meslek Lisesi Mobilya Dekorasyon Bölümü'nden mezun olduktan sonra da tonlarca ağırlıkta mermer ile ahşabı tek tek işleyerek onlara adeta hayat vermiş. Maddi imkansızlıklar sebebiyle liseden sonra okuyamayan Ahmet Elbi bugün Çanakkale’de heykeltıraşlık mesleğini başarı ile sürdürüyor. Yaptığı birbirinden güzel eserler ise Çanakkale’de cadde ve sokakları süslüyor. Yetenekli olan kişilere her zaman sahip çıkılmasını isteyen Ahmet Elbi, “Benim durumumda olup bu işin eğitimini almayan ancak yeteneği olanlar azmedip çalışmaya devam etsin. Mutlaka başarıya ulaşırlar” diye konuşuyor. Bu haftaki sayımızda bu işin eğitimini almayan fakat kendini yetiştirerek heykeltıraşlık mesleğini icra eden Ahmet Elbi’yi sizlere tanıtmak istedik….

ÖZEL RÖPORTAJ: AYHAN ÖNCÜ / ÇANAKKALE
E-Mail: info@canakkaletravel.com


* Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
- İsmim Ahmet Elbi. 1980 yılında Eceabat ilçesine bağlı Yolağzı köyünde dünyaya geldim.
* Genelde çocuklara küçüklüklerinde “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorarlar. Siz de küçüklüğünüzde hangi mesleği seçmek istiyordunuz?
- Ben aslında polis veya asker olmayı istiyordum. Küçüklüğümde de bana sorduklarında hep bu cevabı veriyordum. Fakat yaş ilerledikçe insanın görüş ve düşünceleri değişiyor. Ben de bu meslekler yerine doğuştan bir yeteneğim olan heykeltıraşlık mesleğini seçtim.
* Heykeltıraşlık mesleğine nasıl başladınız?
- Çocukluğumda çamurdan ve ahşaptan küçük oyuncaklar yapıyordum. Zamanla bu merakım beni daha değişik eserler yapmaya yöneltti. Bunun üzerine elime geçen ağaç parçalarını değerlendirerek onlara şekil vermeye başladım. Özellikle insan figürlerine ağırlık vererek yaptığım bu küçük eserlerim gerek köyde, gerekse Çanakkale'de büyük ilgi görmeye başladı. Bunun üzerine bende daha büyük bir ilgi ile eserlerimi yapmaya başladım.
* Bu konuda bir eğitiminiz oldu mu?
- Hayır bu konuda herhangi bir eğitimim yok. Tamamen benim doğuştan gelen yeteneğim bu. Ben kendi kendimi eğittim diyebilirim.
*Hangi okuldan mezunusunuz?
- Ben 1999 yılında Çanakkale Endüstri Meslek Lisesi Mobilya Dekorasyon Bölümü’nden mezunum.
“KÜÇÜKLÜĞÜMDE ÇAKI İLE AĞAÇ PARÇALARINI OYARAK OYUNCAKLAR YAPIYORDUM”
*Sizdeki bu yeteneği ilk kim keşfetti?
- Bu yeteneğimi ilk olarak çevremdeki kişiler keşfetti diyebilirim. Bugün bir yerlere geldiysem onların teşvikleri ile burada olduğumu söyleyebilirim. Küçüklüğümde çakı ile ağaç parçalarını oyarak yaptığım oyuncakları köyde bulunanlara armağan ediyordum. Yaptığım bu eserleri gören civar köylerde yaşayanlar bile beni merak edip köye geliyorlardı. Hatta beni tanımayanlar köye geldiklerinde beni bana soruyorlardı. Bende o eserleri yapan kişinin kendim olduğumu söyleyince oldukça şaşırıyorlardı.
* Bu sanat konusunda bir eğitiminiz olmamasına rağmen çok güzel eserler yapıyorsunuz. Bu eserleri yaparken en çok nerelerde zorlanıyorsunuz? Yani bu mesleğin en büyük zorlukları neler?
- Kullandığımız malzemeler ağır malzemeler. Örneğin elimizde yüzlerce kilo ağırlığında bir mermer olabiliyor. Bu işi yapabilecek nitelikte insanlar fazla olmadığı için bu mermeri kaldırmak, işlemek çor zor oluyor. Yardımcı kimse olmadığından dolayı da bütün işi tek başıma yaptığımdan büyük sıkıntılar çekiyorum. Ayrıca bunun dışında heykele şekil verirken çok toz oluyor. Zor ve yorucu bir iş bizimkisi. Hiç de dışarıdan görüldüğü gibi değil yani.. Bu işi yapacak adam gibi hakkını vererek el ele verip çalışacağım insanlar da fazla yok burada… O yüzden tek başıma bu işi yapmak için mücadele ediyorum.
* Yaptığınız eserlerde hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
- Genelde ahşap ve mermer kullanıyorum. Fakat son zamanlarda daha özgür çalışabilmek adına döküm çalışmalar da yapmaya başladım. Kalıp alıp polyester malzemelerle döküm yapıp eserler ortaya çıkarmaya başladım.
* Kullandığınız malzemeler bazen 10-15 tonluk ağırlığında olabiliyor. Bunları işlemek zor olmuyor mu?
- Elbette bu büyük devasa malzemelere şekil vermek çok zor oluyor. Her işin kendine göre bir püf noktası var tabii. Ona göre makine, malzemeler ve işleme şekli var. Ben çalışmalarımda çekiç, keski ve spiral kullanıyorum.
“ÜNİVERSİTEDE BU İŞİN EĞİTİMİNİ ALMAYI ÇOK İSTERDİM”
* Heykel yapımında en çok mermer mi, ahşap malzemeyi mi tercih ediyorsunuz?
- Ahşabın yeri daha bir başka. Güzel bir malzeme ve işlenmesi daha kolay. Fakat ahşaptan yapılan bir eserin dışarıdaki mekanlarda kullanılması ideal olmuyor. Üzerine gerekli koruyucu malzeme sürülmemesi halinde onun dış ortamda dayanıklılığı daha az oluyor. Ben ahşap eserlerin şehrin değişik bölgelerinde sergilemesini uygun bulmuyorum. Bunların iç mekanlarda sergilenmesini tavsiye ediyorum. Mermerden yapılan eserlerin ise şehrin değişik bölgelerinde sergilenmesinin daha uygun olacağını düşünüyorum. Çünkü mermerden yapılan eserler her türlü doğal koşullara dayanıklı oluyor. Mermer ve ahşabın işlenip heykel haline getirilmesinde her iki malzemenin de artı ve eksi yönleri var. Örneğin mermer veya taşta karşılık verme diye bir şey söz konusu değil. Fakat ahşabın kendine ait bir suyu ve dokusu olduğu için kesici aletleri ters vurursan kırılma riski çok daha fazla oluyor. Bu dezavantaj. Ahşap ise işlem sırasında esner, çıtırdar ve ben kırılıyorum der. Fakat taş ve mermerde bu böyle olmaz. Çat diye kırılır.
* Haftalar süren çalışma sonunda tam heykel tamamlanma aşamasına gelince mermer veya ahşap belirli bölgeden kırılırsa ne yapıyorsunuz?
- Bugüne kadar başıma böyle bir şey gelmedi. Fakat her işi yaparken onun kırılma riskini de düşünerek çalışmalarımı yapıyorum. Örneğin eserde bir eldeki parmakları yaparken çeşitli sebeple eğer taş kırılırsa o zaman onu daha farklı bir şekle sokabiliyorum. Çalışma başında olasılıkları göz önünde bulundurarak yaptığım o eserin yanında artı bir parça bırakıyorum. Örneğin parmak düz iken onu kapalı hale getirebiliyorum.
* Yıllarca kendi kendinizi geliştirerek bugünlere kadar gelmişsiniz. Hiç üniversiteye gidip bu konuda eğitim almayı düşünmediniz mi?
- Elbette üniversitede eğitim almayı çok düşündüm. Fakat o kadar yoğun bir çalışma ortamım var ki, bu olmuyor. Daha önceki yıllarda maddi imkansızlıklar sebebiyle okuyamamıştım. Şuan böyle bir durum söz konusu değil . Fakat işlerim sebebiyle maalesef üniversitede öğrenim görmem çok zor. Güzel Sanatlar Bölümü’nde dışarıdan eğitim olmuyor. Mecburen okula gitmek zorundasınız. Ben de bunu yapamayacağım için üniversite hayalim şuan olmuyor maalesef. Fakat ilerleyen yıllarda durum neyi gösterir bilemem.
* Üniversitede Güzel Sanatlar Bölümündeki öğretim görevlileri yaptığınız eserleri gördüklerinde neler söylediler?
- Bu konuda çok eleştiri alıyorum. Hakkımı veren de var, vermeyende. Beni çekemeyip yerden yere vuran hocalarımız da oluyor. Ben her türlü eleştiriye açığım. Fakat burada önemli olan yapıcı olmak. Bunun için el ele verip şehrimizi güzelleştirmekten yanayım. Bir çoğununda biraz kıskandığını düşünüyorum. Ben üniversitedeki hocaların dışında bazı kesimlerin de kişisel çıkarları uğruna beni eleştirdiklerine inanıyorum. Bunun da yanlış olduğunu düşünüyorum.
* Normal bir çalışmanızı kaç günde tamamlıyorsunuz?
- Yapılan işin şekline ve malzemesine göre bu değişebiliyor. Normal bir çalışma nereden baksanız 1-2 ay sürebiliyor.
* Bu sanatı kendi kendinizi geliştirerek öğrendiğinizi söylemiştiniz. Sizin elinizden tutup “Gel burada çalış “ diyen oldu mu?
- Elbette oldu. 2005 yılında eski Valililerimizden Süleyman Kamçı bana bu konuda çok destek oldu. Kendisine buradan yine teşekkür ediyorum. Bunun dışında Belediye Başkanımız Ülgür Gökhan da bana çok destek oldu. Benim belediyede çalışmamı sağladı. Şuanda da Çanakkale Belediyesi’nde çalışıyorum. Çanakkale’mizde ileri gelen müteahhitlerden Hakan Vural da bana iş konusunda sahip çıkan kişilerden birisi oldu.
“MALESEF EMEĞİMİZİN PARASAL KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ”
* Çanakkale dışında size bir iş imkanı sağlansa ve teklif olsa gider misiniz?
- İstanbul’da bazı büyük firmalar kendileri ile çalışmamı çok istiyorlar. Fakat ben şehrime bir şeyler yapmak istediğimi için çoğu teklifi elimin tersi ile ittim. Bu para ile de olmuyor. Mesela İstanbul’daki o firma bana çok çok güzel bir maaş teklif etti ve atölye imkanı sağladı. Fakat beni ticari amaçla kullanmak istiyorlardı. Ben ise sanatımı icra etmek istediğim için bu teklife olumlu bakmadım. Ben sanatımı yaparken şehrime, insanlara hizmet etmek istediğim için burada kaldım.
* Çanakkale’nin bazı bölgelerinde sizin yaptığınız eserler sergileniyor. Kordon boyunda veya diğer bölgelerde dolaşırken yaptığınız bu eserleri görünce neler hissediyorsunuz?
- Tabiî ki çok mutlu oluyorum. Özellikle kordon boyunda gezerken o heykellerin başında aileleri ile fotoğraf çektirirlerken onları görürce çok duygulanıyorum. İnsanlar o eserleri benim yaptığımı bilmiyorlar. Bu eserleri benim yaptığımı da bilmesinler zaten. Sadece o eseri Ahmet diye birisinin yaptığını bilsinler yeter.
* Zaman zaman yaptığınız bu eserlere zarar da veriliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
- İnsanlar neden böyle bir şeye kalkışıyorlar hiç bilmiyorum. Sonuçta o yapılan çalışmalar toplum örf ve adetlerine çok aykırı veya insanları kışkırtacak şeyler değil. Hepsinin güzel çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Eğer beğenmedikleri bir çalışma varsa bunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirler. Yıkıp parçalayarak bu yapılmaz. Ben yine de bu yüzden bu heykellere zarar verildiğini zannetmiyorum. Çünkü benim eserlerim dışında birçok değişik kişinin de çalışmalarına zarar veriliyor. Hep tahrip ediliyor bu eserler. El emeği göz nuru bu eserlere sahip çıkılması lazım.
* El emeği göz nuru dökerek bu sanatı yapıyorsunuz. Yaptığınız bu eserlerden gerçek olarak maddi karşılığını alabiliyor musunuz?
- Yok. Kesinlikle emeğimizin karşılığını aldığımızı düşünmüyorum.
* Sizin bu birikimlerinizden faydalanmak isteyenler oluyor mu? Onlara bu konuda yardımcı oluyor musunuz?
- Tabii ki yardımcı oluyorum. Çünkü ben bunun sıkıntısı yıllarca çok yaşadım. Bir şeyler yapmaya çalışırken kapı kapı dolaştım. Herkes bana “Meslek Sırrı” diye bildiklerini anlatmadılar. Bende bu sebeple bana gelip yardımcı olmamı isteyen herkese bildiklerimi anlatıyorum ve onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu konuda üniversite öğrencileri de, üniversitedeki hocalarımızdan da yardımcı olmamı isteyenler oluyor. Ben herkese her türlü yardımı yapmaya hazırım.
* Bu sanata merakı olanlara neler tavsiye edersiniz?
- Kesinlikle bıkmadan, yılmadan, her türlü sıkıntıya göğüs gererek yola devam etsinler. İlla ki birgün başarıya ulaşacaklardır.
* Bundan sonraki hedefiniz ne? Neler yapmak istiyorsunuz?
- Bundan sonraki hedefim sadece Çanakkale değil, Allah’ın izni ile Türkiye’nin, belki de dünyanın başlıca şehirlerine sanat eserleri yapmak. Neden olmasın?

Etiketler : Ahmet Elbi
1.560 kez okundu